“Siyasal atılım, güçlü yönetim, işleyen örgüt!”

Her devrimci örgüt, her sosyalist örgüt, çalışmalarını hedeflere bağlanmış belli şiarlar ile yönetir. Hedeflerine ulaşmanın yolu, çizilen hat kadar bu hattın elde edilmesi için gösterilecek iradeyle şekillenir.

Marksist Leninist komünistler, sadece kendileri bakımından değil, Avrupa’daki sınıf hareketinin bugünü ve geleceği bakımından oldukça önemli bir değer taşıyan, bir kilometre taşı olan bir konferans gerçekleştirmişler. Marksist Komünistler, açıklamalarını tam da kuruluşlarının 18. Yıl kuruluş yıl dönemine denk getirerek partilerine ve yoldaşlarına hediyelerini konferans açıklaması ile sundular.

Konferans açıklamalarında belirttikleri gibi, geçmiş iki yıllık çalışmalarını masaya yatırmalarının ötesinde geleceğe yönelik aldıkları kararlar, önümüzdeki süreçte hem pek çok yönüyle tartışılacak, hem de hayata geçtikçe sürecin kontrolünde ve yönetilmesinde özel rol üstelenecek şekilde kendilerini donatmış gözüküyorlar.

Marksist Leninist komünistler, çevrelerinin hararetle beklediği gelecek döneme yönelik çalışmalarını şiarını da netleştirmişler: “Siyasal atılım, güçlü yönetim, işleyen örgüt”!

Elbetteki böyle bir konferansın sonuçlarını, sadece kendi çevreleri beklemiyor. Ama aynı zamanda devrimci örgütler de merak ediyorlar. Hatta bu sonuçları ve belirlenen hattı esasen gündeme alacak, sorgulayacak, denetleyecek olanların başka göçmenler olmak üzere öncü işçi ve emekçiler, yerli devrimci ve sosyalizme yönelen kuvvetler olduğunu, olması gerektiğini özellikle belirtmeliyiz.

Bu şiarın ilk cümleciğinden ve yapılan açıklamanın kendisinden de anlaşılacağı gibi, geçen iki yıllık zamanda çalışmalarını, sınıf mücadelesinin politik ihtiyaçlarına yanıt verecek hale getirmeye özel bir önem veren Marksist Leninistler, yeni dönemde ise politik ataklığı ana şiar yapmış durumdalar.

Bu politik ataklığı sadece kendi güçleri bakımından anlamak konferansın kavrayış seviyesine kavramamak olur. Açıklamadan da açıkça görüldüğü gibi bu ataklık, başta göçmen işçi ve emekçilerin olmak üzere işçi ve emekçilerin politik hareketliliğini yönetmeyi hedefleyen bir ataklık olacaktır.

Bunun için de açıklama da, “Konferansımız, yeni süreçte protestocu tarzı aşarak ve hesap sorma, koparıp alma ve özne olmada daha fazla derinleşmemiz ve daha fazla ısrarlı olmamız, sınırlarımıza ve statükolarımıza daha fazla saldırmamız gerektiğine de vurgu yaptı” belirlemesi yapılıyor.

İşte bundan dolayı da bu kararların hayata geçirilmesi Marksist Leninistlerin kendileri kadar, bu politik mücadelenin öznesi olanları da ilgilendiriyor. Çünkü içinden geçilen politik mücadele sürecinin özgünlüklerini ele alan konferans, “yaşadığımız ülkelerde gelişmekte olan mücadeleye aktif bir özne olarak katılmamızı zorunlu kılmaktadır” diyerek Marksist Leninist komünistlerin önüne çok açıkça özne olma görevi koyuyor.

“Hedef kitlemiz olan Türkiyeli ve Kuzey Kürdistanlı göçmen işçi ve emekçilerin yerli sınıf kardeşleriyle aynı cephede savaştırılması bir diğer öncelikli ve temel görevimizdir” tespiti de bu özne oluşun kapsamını belirliyor.

Burada çok temel bir sorun ortaya çıkıyor. Nasıl olacak da bu politik ataklık sağlanacak, bu politik ataklığın garantisi ne olacak?

İşte bu soru bizi şiarın ikinci ve üçüncü bölümlerine götürüyor: Güçlü yönetim, işleyen örgüt!

Gerçekten de politik ataklığın, iradeyi somutlaştırmanın güçlü yönetim ve işleyen bir örgüt olmadan gerçekleştirilmesi olanaklı değil. Ancak yine de güçlü yönetim ve işleyen örgüt denilince ne anlaşılıyor sorusu sorulabilinir.

Burada yine açıklama ve kararlar yardımımıza koşuyor. “Başta AK gelmek üzere bütün bir Avrupa parti örgütlenmemizin örgütsel bir sistemin gücüyle donatılmasını yakıcı bir örgütsel ve yönetsel görev olarak saptadı ve bu bakımdan bir çerçeve oluşturdu. Avrupa parti örgütlenmemizin işlevli iş bölümü ve görevler temelinde yeniden düzenlenmesine işaret etti.”

Komünist partilerinin, bir örgütsel sistemler bütünü olduğu ve gücünü de buradan aldığını hatırlatan konferans, çok doğal olarak Marksist Leninist komünistlerin önüne işleyen bir örgütler sistemini inşa etme ve güçlü yönetimler oluşturma görevini koymuş durumda.

Yine buradan olarak tarz ve zihniyette yenilenmenin, örgütlülük düzeyini ve profesyonelleşmeyi arttırmak bakımından örgütsel sistemin gücüyle donanmanın yeni süreçte daha bir önem kazanacağı da vurgulanan diğer önemli bir noktayı oluşturuyor.

Bilindiği gibi, yönetme sorunlarını ele alan Marksist Leninist partiler, bu soruya temel olarak şu noktada yanıt vermişlerdir: Marksizm Leninizm bilimiyle donanmış kadroların bu bilimin yol göstericiliği altında sınıflar mücadelesini doğru okuması ve yine bu bilimin en üstün noktasını oluşturan değiştirici tarzda müdahale yapmaya kilitlenmek.

Marksist Leninist komünistlerin 3. Avrupa Konferansı, önlerine çok stratejik ve çok güncel bir görevi yüklemiş durumda: “Politik atılım, güçlü yönetim, işleyen örgüt”. Bu bir yandan elde edilmesi gereken hedefi gösteriyor, ama aynı zamanda adım adım hayata geçirilecek somut görevleri ve durumu da tanımlıyor. Bu noktadan sonra sosyalist bir gazete olarak bize de Marksist Leninist komünistleri başarı dilemek düşüyor…

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 22 Eylül 2012, Cumartesi 13:04
Kategoriler: Makaleler, Teori