‘Kadınlar önyargılarla da mücadele etmek zorunda’

‘Kadınlar önyargılarla da mücadele etmek zorunda’
Festivalde Kürt sorununda kadınların rolü tartışıldı
Festivalde Kürt sorununda kadınların rolü tartışıldı

BATMAN- Kadınlara adanan 8. Batman Hasankeyf Kültür Sanat Festivali, etkinlikleri çerçevesinde “Kürt sorununun çözümünde kadının rolü” konulu panel belediye konferans salonunda düzenlendi. Moderatörlüğünü Belediye Başkan Yardımcısı Gülistan Akel’in yaptığı panele konuşmacı olarak BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, Ceren Kadın Derneği’nden Av. Ruşen Seydaoğlu, Hafıza Merkezi Proje Direktörü Özgür Sevgi Göral katıldı.

Akel, Kürt kadınınlarının Kürt sorununun çözümünde iradesini ortaya koyduğunu belirtti, “Kürt sorununun çözümünde AKP Hükümeti’nin tavrı nettir. Ret, inkar politikaları ile yola devam etmektir. Açlık grevleri kaygı verici boyutlara geldi. Açlık grevleri 40. gününde ve sağlık durumları gittikçe kötüleşmektedir. Kadınların bu süreçte savaşın sona ermesi ve barışın sağlanmasında öncü rolü vardır. Dün olduğu gibi bugünde kadınlar hem bunun mücadelesini hem de bedelini ödemektedir” dedi.

‘KADIN SİYASETTE AKTİF OLURSA YAŞAMIN RENGİ DEĞİŞİR’

BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ise, Batı Kürdistan’da kadınların mücadeleye öncülük ettiğine dikkat çekti, “Kadın siyasette aktif olursa yaşamın rengini değiştirebilir. Kadın isterse bu kanı durdurabilir. Savaş ve kavgada en fazla etkilenen kadınlardır. Çocuklarını, eşini, kardeşini kaybeden anneler ancak bu savaşa son verebilir. Kadınlar birlik olup mücadele ederse savaşın da önünde daha güçlü bir şekilde durur” diye konuştu.

‘KÜRT KADINLARI KÜRT ERKEĞİNE VURDURULUYOR’

Ceren Kadın derneği aktivistlerinden Av. Ruşen Seydaoğlu ise, “namusumuz özgürlüğümüzdür” kampanyası sırasında Batman’ın ilçelerinden birinde kadınların ilçe binasını basarak “Biz nasıl kimsenin namusu değiliz, biz kocalarımızın namusuyuz” dediğini hatırlattı, sürdürdükleri kampanyayla bu algıyı değiştirdiklerini söyledi. Tecavüzün literatürde hep bir cinsel saldırı olarak kullanıldığını ama kendilerinin bunu politikleştirdiğinin altını çizen Seydaoğlu, şöyle konuştu: “Kadın kırımı toplum kırımıdır derken aslında devletin sürdürdüğü kırım politikalarını da deşifre ettik. Bugün cezaevlerinde olan binlerce kadın tutsak devletin bu politikalar ve devletin bu anlayışıyla mücadele ettiği için oradadır. Kadınlar politik kimliği bir duruşu olduğunu dile getirdiği için cezaevindedir. Açlık grevleri ölüm sınırında. Kadınlar dünyanın her yerinde tecavüze uğruyor, ama AKP Hükümeti ile birlikte Kürt kadınları Kürt erkeğine vurduruluyor. Kadın, erkek korucunun tecavüzüne uğruyor. Biz erkekleri dışlayan bir hareket olmadık. Kadın kırımını toplum kırımından ayrı görmüyoruz. Alanlarda daha çok örgütlenerek var olacağımızı göstermemiz gerekiyor.”

‘GERİLİM ALANLARI AÇIKÇA KONUŞULMALI’

Hafıza Merkezi Proje Direktörü Özgür Sevgi Görül da kadınların sanıldığından daha geniş bir yelpazede ezildiğine dikkat çekerek, “Dünyanın her yerinde kadın mücadelesinde sıkıntılar var. Kadınlar açısından bağlı bulunduğu siyasi hareketin çıkarı ve ihtiyacı ile kadınların çıkarı ve ihtiyacı ikilemi bir gerilim alanı oluşturuyor. Beş ayrı ülke deneyimini inceledim, hepsinde bu sıkıntı var. Kadın hareketleri sadece devlet şiddeti ve terörüne karşı değil, aynı zamanda kendi toplumlarının toplumsal önyargılarına karşı da mücadele etmek zorunda. Bu gerilim alanlarının açıkça konuşulmasını, bu tartışmanın devlet korkusu ile gölgelenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu alanlar genişletilmeli ve anlatılmalı. Batıdaki feminist hareket politik bir birikim var, ancak değişik pek çok etken özellikle de milliyetçilik yüzünden bu birikimini Kürt kadın hareketi ile birleştiremedi” şeklinde konuştu.

Festival, Danis Villeneuve’un yönetmenliğini yaptığı “İçimdeki Yangın” filmi, Destar Theatre tiyatro gurubunun “Buka Leki” oyunu ve Mersin MKM’nin Xemri Mor grubunun müzik dinletisi ile devam etti.(ETHA)

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 22 Ekim 2012, Pazartesi 16:09
Kategoriler: Haberler, Kadın