Dayanışmaya çağrı

SEDAT AVCI*

Açlık grevi eylemi, gerçek manasıyla bir adanmışlık ve fedaice bir duruştur. Peki, neye adanmışlık?

Bu soruya verilmesi gereken en anlamlı cevap; özgür ve onurlu bir yaşamdır.

Bilinir, tarihte buna benzer eylemleri ortaya koyan sayısız devrimci olmuştur. Onlar, bedenleriyle ölümü yenerek, ölümsüzlük mirasını bir sonraki kuşağa devrettiler. Bizler, yani bugün bu eylem içinde olan PKK’li tutsaklar olarak, bu konuda hiç kuşkusuz engin bir enternasyonalist mirasa sahibiz. 14 Temmuz 1982’de Amed zindanında enternasyonalist önder Kemal Pir’in, Hayri, Akif ve Ali’nin ölümde yaşamı var ederek nasıl bir adanmışlık ve direniş gösterdiklerini bugün taraflı tarafsız her vicdan sahibi insan kabul etmektedir. Ve bu mirasın son halkasını oluşturan 2000 büyük ölüm orucu direnişinin Türk ve Türkiyeli kahraman devrim şehitlerinin mirasını da sahiplenmek bizler için onurdur.

Kürdistan’daki sömürgeciliğin en vahşi uygumalarına karşı, onursuz bir yaşama, teslimiyet ve ihaneti seçenlere karşı en onurlu duruşu kendi bedenlerini açlığa yatırarak, direnerek sergileyen bu büyük önderlerin ardılları olan bizler, aradan geçen yıllardan sonra yine büyük bir görevle karşı karşıyayız.

Elbetteki koşullar ve zaman değişmiştir. Sömürgecilik karşısında artık ulusal örgütlülüğünü tamamlamış bir halk ve onun koca bir ordusu vardır. Sömürgecilik de artık bu halkın savunmasız olmadığının bilincindedir. Ancak, ne yazık ki bu halkın özgürlük güneşi, önderi bu rejimin elinde esir olarak tutulmaktadır ve bu esaret son bulmadan, sömürgecilik de, bir halkın esareti de, savaş da son bulmayacaktır.

Özgürlük mücadelesinin geldiği aşama, artık Kürt halkının fiziki imhasının gerçekleşmeyeceğini kanıtlamıştır. Bu vesileyle bu toprakların bütün kahraman şehitlerine sonsuz minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz. Onların tarihi direnişleri olmasaydı, hiç şüphesiz ki bugün ne Kürtlükten, ne devrimden, ne de özgürlükten bahsedebilirdik. Bu anlamıyla on binlerce şehidi bir bedende temsil eden Önder Apo’yu daha iyi anlayabilmek büyük önem taşır bizler için. Özellikle O’nu bir birey olarak ele almak, kendisini felsefik, ahlaki ve manevi olarak anlayamamaktır. Ki, zaten mevcut rejim ve onun işbirlikçileri, “Bir kişi için neden bu ısrar ve savaş” diye soruyorlar. Bugün Kürdistan’da beş yaşındaki çocuk bile “Be Serok jiyan nabe” diyorsa, kendisinin bu halk için anlamı daha iyi anlaşılacaktır.

Ancak Kürt halkı ve dostları, bu toprakların bütün devrimcileri ve bizler, Önder Öcalan’ın yoldaşları olarak artık bu esaret statüsünü parçalamakta kararlıyız. Tıpkı, 30 yıl önce ölüm orucu şehitlerimizin teslimiyeti parçalarken gösterdikleri direniş gibi, bizler de bu eylemle iki temel hedefe kilitlenmiş bulunmaktayız. Birincisi, önderliğimizin özgürlüğüdür. İkincisi, anadilimiz üzerindeki faşist baskı ve yasakları kaldırmaktır.

Bilinmelidir ki, Kürt halkının önderine karşı geliştirilen bu tecrit, aynı zamanda bu halka karşıdır ve bizleri önder Apo’suz bir yaşama alıştırma politikasıdır. Bu yüzden bütün bir halk “Onsuz bir yaşamı cehenneme çeviririz” diye haykırıyor, bedenini yakıyor, açlığa yatırıyor. Ve biz bu nedenle eylemimizin şiarını “Özgürlüğün özgürlüğümüzdür” olarak belirledik.

Öte yandan, anadilimiz üzerindeki yasak perdesi kurnazca örtülmek isteniyor. Bir halka hakaret edercesine, dilimiz, ‘tercihli dil’ statüsüne indirgenmeye çalışılıyor. Bunu kabul etmek, sömürgecilerin oyununu, dilini kabul etmektir. Halihazırda çocuklarımıza ve halkımıza hergün asimilasyon dayatıldığı koşullarda bu önerileri kabul etmek, ne ahlaki ne de vicdani olarak mümkün değildir. Artık daha fazla devşirilmeye ve asimilasyona izin vermeyeceğiz. Unutulmamalıdır ki, bir dil ölürse, onun sahipleri de ölür.

Bunun içindir ki, açlık grevi eylemimizin ikinci talebi anadilimize özgürlüktür. En ufak bir “ama”yı bile içermeyecek şekilde anadilimiz üzerindeki tüm engel ve yasakların kaldırılmasını istiyoruz. Bu iki temel konuyu pazarlık konusu yapmayacağız. Haklıyız ve hakkımızı mücadeleyle alacağız.

Bu temelde, başta Türkiyeli devrimciler olmak üzere, sesimizi duymak isteyen ve duyması gereken tüm kamuoyuna bu eylemimizde bizi yalnız bırakmamaya çağırıyoruz. Bir selam, bir slogan, bir eylem…

Kürt halkı, artık devrimin kapısındadır. Ve bu kapıdan geçerken yeni nesillere kardeşlik ve devrimci dayanışma örneğini sergilemenin zamanıdır diyoruz.

*Oltu T Tipi Hapishanesi’nden PKK dava tutsağı

* * Atılım Gazetesi’nin 19 Ekim 2012 tarihli 35. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 26 Ekim 2012, Cuma 13:37
Kategoriler: Büyüteç, Makaleler