‘Provokatif üsluptan vazgeçin’

‘Provokatif üsluptan vazgeçin’
Halime Aydoğan
Halime Aydoğan, eşi dışında ailesinden 4 kişinin da kayıp olduğunu anlattı, “Hesabını soracağız” diye konuştu.

HABER MERKEZİ- İstanbul’da ve Amed’de Kayıp yakınlarının oturma eylemlerinde açlık grevleri gündeme alındı. Galatasaray Lisesi önünde 399. oturmalarını gerçekleştiren kayıp yakınları 67. gününde devam eden açlık grevleri için Başbakan Erdoğan’a seslendi, “Tahrik edici, provokatif üsluptan vazgeçin” dedi.

Cumartesi Anneleri, kayıplarının bulunması ve faillerinin cezalandırılması için 399. kez Galatasaray’da buluştu. Ellerinde kaybedilen yakınlarının fotoğrafları ve karanfillerle, kaybedenlerden hesap soran aileler, açlık grevlerine dikkat çekerek, Başbakan Erdoğan ve AKP Hükümeti’ne seslendi, “”Ölüm riskinin arttığı kritik bir aşamaya gelinmesine rağmen grevcileri tahrik edici, provokatif üsluptan vazgeçin” dedi.

Aileler bu hafta, 18 yıl önce kaybedilen Nihat Aydoğan’ın dosyasını açıkladı.

Bugünkü eylemde ilk olarak söz alan Halime Aydoğan, Kürtçe yaptığı konuşmada 18 yıldır eşinin kemiklerine bile ulaşamadıklarını belirtti. Devlete, “Eşime ne yaptınız?” diye soran Aydoğan, “Öldürdüyseniz kemiklerimizi verin. Bir mezarımız olsun” dedi.
Eşinin dışında ailesinden 4 kişinin da kayıp olduğunu anlatan Aydoğan, kayıplarının fotoğraflarını gösterdi, “Hesabını soracağız” diye konuştu.

Cezaevlerinde devam eden açlık grevleri karşısında hükümetin tutumunu eleştiren Halime Aydoğan, “Sizin vicdanınız bu kadar” dedi.

İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına yapılan açıklamada, Aydoğan’ın kaybedildiği dönemde, Cumhurbaşkanı’nın Süleyman Demirel, Başbakan’ın Tansu Çiller, İçişleri Bakanı’nın Nahit Menşete, Genelkurmay Başkanı’nın İsmail Hakkı Karadayı, OHAL Valisi’nin Ünal Erkan olduğu hatırlatıldı. Açıklamada, “Bu isimleri Nihat Aydoğan’ın kaybedilmesinden sorumlu tutuyor ve yargılanmalarını istiyoruz” denildi.

‘İNSANLIK ONURUNU SAVUNMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ’

Açıklamada, 67. gününde devam eden açlık grevlerine dikkat çekilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı: “‘Kayıplarınızın sorunu, kabinemin de sorunudur’ deyip, dosyalarımızı Ankara’nın karanlık dehlizlerine terk etmekten vazgeçin. Açlık grevlerinin 67. gününde ölüm riskinin arttığı kritik bir aşamaya gelinmesine rağmen grevleri tahrik edici, provokatif üsluba son verin. Filistin mahpusların açlık grevini, 4. haftasında diyalogla çözen İsrail’in gerisine düşmekte beis görmemesi hep bu yüzden. Başbakan bilmeli ki, meşru haklarını almak için bedel ödemekten korkmayanlarla, boyun eğmedikleri için insan kalanlarla inatlaşmanın kazananı kendisi olmayacak. Çünkü güç geçicidir, kalıcı olan insanlık onurudur. Biz kayıp yakınları ve hak savunucuları insanlık onurunu sahiplenmekten vazgeçmeyeceğiz.”

Bugünkü eylemde söz alan kayıp Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun, kayıplarının “politik kimlikleri, dilleri” nedeniyle kaybedildiğine dikkat çekti, “Onlar, dillerine, kimliklerine sahip çıktılar. Bu nedenle devlet onları kaybetti. Bugün de cezaevlerinde binlerce tutuklu, kimlikleri için bedenlerini ölüme yatırdı. Devlet bu kadar kör ve çözümsüz. Ancak biz dün olduğu gibi bugün de yakınlarımızın yanındayız” diye konuştu.
AKP Diyarbakır Milletvekili Alev Eronat’ın açlık grevcileriyle yaptığı konuşmayı hatırlatan Tosun, Eronat’a şöyle seslendi: “Sen hiç konuşma. Çünkü sen hırsızsın. Hatip Dicle’nin milletvekilliği düşürülünce, oraya seçildin. Seni oraya halk seçmedin. Para için gittin oralara. Şimdi de oturmuş, paranın, çayın, şekerin hesabını yapıyorsun. Sen nasıl bir insansın?”

Aileler, konuşmaların ardından 400. haftada buluşmak üzere eyleme son verdi.

BİLİCİ: İNSANLAR SİLAHA SARILIP ŞİDDETE Mİ BAŞVURSUN?

Diyarbakır’da kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, “Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın” sloganıyla 197. kez Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi.

Kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını taşıyan kayıp yakınlarına Barış Anneleri İnisiyatifi, MEYA-DER, TUHAD-FED ve KESK’e bağlı sendikaların temsilcileri de destek verdi.

Oturma eylemi öncesi bir konuşma yapan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, 197 haftadır kayıpların bulunması, faillerinin yargılanması için mücadele verdiklerini belirtti.

KENT POLİS KUŞATMASINDA

PKK lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecritin doğru olmadığını defalarca dile getirdiklerini kaydeden Bilici, “Uyguladığınız bu politikanın ülkeyi felakete götüreceğini söyledik. İşte maalesef bugün itibariyle 67. gününe giren açlık grevleri başladı. Bu insanlar, bu halk ne istiyor? Bu halk, şiddeti devre dışı bırakacak, sorunların demokratik yöntemlerle çözümünü sağlayacak politikalar istiyor. Ölümlerin olmaması için insanlar bedenini ölüme yatırmış durumda. Bundan daha onurlu, daha insani, daha meşru bir şey olabilir mi?” diye konuştu.

Bu sabah evden çıkarken, kentte sanki darbe olmuş havasını gördüklerini, kentin her tarafının polislerin kuşatması altında olduğunu ifade eden Bilici, “Belki bir askeri darbe olmamış ama bu kentte her gün darbe manzaraları yaşıyoruz. Bugün insanlar demokratik taleplerini dile getirmek için bir araya gelmek istiyordu. Ama bu istem, böylesi darbe manzaralarıyla engellenmeye çalışılıyor. Bu kabul edilemeyecek bir durumdur” dedi.

87 ÇOCUK ADLİYEDE

İnsan hakları savunucuları olarak ülkeyi yönetenlere çağrıda bulunduklarını kaydeden Bilici, şöyle devam etti: “İzlediğiniz bu yöntemle, bu güvenlik politikalarıyla bir sonuç elde edemezsiniz. Tam tersine ciddi anlamda hak ihlalleri yapıyorsunuz. Bir kere, bu çatışmaların durması için açlık grevinde ölüm sınırına gelen mahpusların taleplerine saygı gösterin. Bugün bu kentte uygulamış olduğunuz politika artık iflas etmiştir. Dün bu kentte 87 çocuk gözaltına alınıp adliyeye sevk edildi. Bu 87 çocuğun gözaltına alınması bu ülkenin ayıbıdır. İnsanlar artık evinin balkonuna çıkamayacak duruma gelmiştir. İnsanlar demokratik taleplerini nasıl dile getirecek? Şiddete başvurmadan, kendi bedenini açlığa yatırmak suretiyle tepkisini dile getirmesine dahi izin verilmiyor. Slogan atılmasına, demokratik bir şekilde gösteri yapmasına izin verilmiyor. Peki, siz hangi yol ve yöntemi öneriyorsunuz? Silaha sarılmasını, şiddete başvurmasını mı istiyorsunuz? İnsanlar şiddetsiz bir şekilde bedenlerini açlığa yatırıyor, bari buna saygı gösterin. Bizler İHD olarak açlık grevlerine karşıyız ama bu eylemcilerin ortaya koyduğu talepler bizim de savunduğumuz taleplerdir. Bu talepler insanidir, meşrudur, hukukidir. Bu nedenle bu kentte bir insanın burnunun kanamaması için valiyi göreve çağırıyoruz. Bırakın insanlar demokratik taleplerini dile getirsinler.”

Bilici’nin ardından İHD Şube Sekreteri Abdusselam İnceören, 22 Şubat 1994 tarihinde gözaltına alınarak kaybedilen Cüneyt Aydınlar’ın kaybediliş hikayesini anlattı.
Konuşmaların ardından kayıp yakınları 5 dakikalık oturma eylemi yaptı.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 17 Kasım 2012, Cumartesi 15:50
Kategoriler: Güncel, Haberler