Tarihi kavşakta Newroz

Tarihi kavşakta Newroz

Barış için eşitlik, HDKNewroz, Türkiye ve Kürdistan’ın politik dikkat merkezine oturmuş durumda. Kürt halkımız milyonlar halinde özgürlük meşalesini kaldıracak, Newroz meydanları barış serhıldanlarına sahne olacak. Newroz’un finalinde Kürt halkının kalbi Amed’de atacak.

2013 Newroz’unu Öcalan-hükümet görüşmelerinin ve halklarımızın barış beklentilerinin yarattığı özel bir politik atmosferde karşılıyoruz. Türkiye ve Kürdistan olası tarihsel bir kavşağa yaklaşırken, bu yıl Newroz da bu koşullara uygun bir anlam kazanıyor. Abdullah Öcalan’ın müzakerelerle açmaya çalıştığı ulusal demokratik reform yolunun kapsamı etrafında politik iradeler çarpışıyor. Sömürgeci aklın köleleştirici barış dayatmasının karşısına Kürt halkımızın özgürleştirici barış iradesi çıkıyor.

Kürt özgürlük hareketinin hem başarılı gerilla hamleleri hem de hükümeti müzakereye zorlayan siyasi etkinliği coğrafyamızdaki tüm siyasi aktörleri yeniden pozisyon almaya itiyor. Gülen Cemaati’nden MHP’ye, generallerden CHP’ye ve Kemalist ulusalcılara değin karşıdevrimin belli başlı kesimleri İmralı’daki görüşmelerin seyrine müdahil olma arayışındalar. Öte yandan, yine İmralı görüşmelerine ilişkin olarak, çeşitli devrimci ve antifaşist güçlerde kibirli ve dışarıdan bir mahkûm edişin, Kürt halkımızın mücadeleci dinamiklerine güvensiz yaklaşımın ve süreçte mevcut devrimci politik imkânları algılayamayışın yansımaları okunuyor.

AKP Hükümeti inkâr ve imha ekseninde kurulmuş ama sürdürülemezliği çoktan ayyuka çıkmış olan faşist sömürgeciliği yenileyerek sürdürülebilir kılmayı, rejim krizinin başlıca kaynağı olan Kürt ulusal savaşımının ateşini söndürmeyi, Türk burjuva devlet yapısının geleneksel tekçi kolonlarını durmaksızın kemiren barış talebini içeriksizleştirmeyi amaçlıyor. Mustafa Kemal’in resimlerinin yerine kendi resimlerinin asılacağı günleri hayal ettiği şüphe götürmez olan Tayyip Erdoğan, İmralı’daki görüşmeleri başkanlık sistemi formundaki yeni bir burjuva diktatörlüğün basamağı yapma peşinde.

Öcalan’la görüşmeler müzakereye doğru evrilirken ve İmralı-Kandil-Avrupa hattında mektuplar dolaşırken, faşizmin Kürdistan kırlarındaki askeri harekâtları, Kürt siyasetçileri tutuklama dalgaları ve Kandil bombardımanları durmuyor. Hükümetin adeta bir pazarlık kozu olarak ele aldığı 4. Yargı Paketi’nden dişe dokunur bir reform çıkmadığı gibi, Meclis komisyonu da Roboski katliamını karanlıkta bırakan bir rapor yayınlıyor. Bozguna uğratma konsepti tuzla buz olunca görüşme masasına tekrar oturmaya mecbur kalan AKP Hükümeti, böylelikle halen daha Kürt ulusal demokratik iradesini aşındırmanın hesabını yapıyor. Dolayısıyla müzakere sürecinin ciddi politik riskleri barındırdığı, sancılı ve gelgitli olacağı, muhtemel provokasyonlara açık yürüyeceği görülüyor.

İnkâr ve imhanın paslı prangasına vurulmanın acısını sınırsızca çekmiş olan ve AKP’nin görüşme-saldırı sarkacındaki politik manevralarını yakından tanıyan Kürtler ise henüz temkinli. Kürt halkımız adil, onurlu ve demokratik bir barış istiyor. AKP’nin barışı içeriksizleştirme politikasına karşılık, Öcalan’ın özgürlüğüne ve ulusal statüye kapıyı aralayan bir barış sürecini Newroz’da devlete dayatmaya hazırlanıyor.

Sömürgeci faşizmin halklarımızın birleşik devrimiyle alaşağı edilmesi sayesinde garantilenecek Kürt sorununun köklü demokratik çözümü ulusların eşitliğini, Türklerin sahip olduğu ulusal haklara Kürtlerin de sahip olmasını gerektiriyor. Kürt ulusal varlığının tanınması, anadilde eğitimin kabul edilmesi ve bütün Kürt siyasi tutsakların serbest bırakılması için yürütülen mücadeleler devrimci-demokratik çözüm güzergâhının güncel unsurları oluyor. Kürdistanlı sosyalist yurtseverlerin demokratik özerkliği savunmaktaki ısrarı ve ulusal birliğin sağlanması noktasındaki bakış açısı bu bakımdan büyük önem taşıyor.

Kürtlerin ulusal özgürlüğü olmaksızın Türk emekçilerin politik özgürlüğe varamayacakları gerçeği gözler önünde. İmralı görüşmeleriyle yayılan barış özlemi, Türk halkımızın egemen sınıfa ait ideolojik hegemonya sahasının dışına çıkışını frenleyen şovenizme daha güçlü darbeler indirmenin imkânlarını artırıyor. Müzakerelerden barış uman Türk emekçilerin gerçek bir siyasi barış için Kürt halkımızın hakları ve taleplerinin kabul edilmesi çizgisinde saflaşmasına elverişli bir nesnel zemin gitgide olgunlaşıyor.

Askerlerin ölüme gönderilmesine artık yeter diyen ve akan kanın durmasını isteyen Türk yoksullarının demokratik barış mücadelesine katılımını ve AKP Hükümetine demokratik baskısını örgütlemek Türkiyeli sosyalistlerin bugün başlıca politik görevlerinden biri olmaya devam ediyor. Newroz Türk emekçilerin bu çizgideki demokratik sesinin yükselmesine de alan sunuyor.

HDK’nın başlattığı “Çözüm için müzakere, barış için eşitlik” kampanyası devrimci-demokratik perspektiften halklarımızın barış hareketinin örgütlenmesinde önemli bir rol oynamaya adaydır. Newroz, HDK kampanyasına yeni bir soluk katmanın da fırsatıdır.

Halklarımıza layık bir barış AKP’nin lütfuyla gelmeyecek. Gerekirse baldıran şerbeti içeceğini tekrarlayan Başbakan Erdoğan, kendine tatlı şerbeti saklarken Kürt halkımıza zehirli şerbeti içirebileceğini sanıyor. Barışın içini boşaltmaya yönelen hükümet oyununu bozmanın, adil, onurlu ve demokratik barışı koparıp almanın yolu sokakta mücadeleyi yükseltmekten geçiyor.

Newroz’a sayılı günler kala nefesler tutulmuş durumda; ezilenler Newroz meydanlarında en gür sesleriyle konuşacaklar. O halde adil, onurlu ve demokratik barışı, ulusal eşitliği ve özgürlüğü kazanmak uğruna Newroz meydanlarında birleşmenin zamanıdır.

* Atılım gazetesi, 15 Mart 2013 tarihli 55. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 18 Mart 2013, Pazartesi 11:59
Kategoriler: Haber-Yorum, Haberler