Çok şey öğrendik birbirimize düşmemek için

FUAT UYGUR

Suriye politikasında kafaüstü çakılan AKP, manipülasyonun bin bir çeşidiyle iç savaşı kendi zaferine dönüştürmenin hesabı içinde. Amerika seferi, yalanın gerçek duvarına toslaması olarak kayıtlara geçti. ‘Stratejik ortak’ Obama bile, Rusya formülüne yeşil ışık yakınca, bizimki yine de kuyruğunu dik tutma pozisyonuna geçti. Emperyalist efendiler kendi aralarında anlaştıklarından, Reyhanlı bombalamaları uluslararası bir mesele yapılamadı, iç politikanın konusu haline getirildi. Aşkale’de kazara düşen bomba sonrası çıkarılan gürültünün onda biri bile uluslararası kamuoyuna yansıtılmadı. Reyhanlı’da ise hedefe oturtulacak toplumsal kesim, Suriye iç savaşının başından beri hazırdır: Aleviler.

Başbakan, iç savaşın daha ilk günlerinde “Yüzde 17’lik azınlığın diktatörlüğü yıkılacak” diyerek, Alevileri alenen hedef göstermişti. Kendi yarattığı savaş ortamının Reyhanlı’da onlarca cana mal olmasının sorumlusu değilmiş gibi açık-gizli, ince-kaba Alevi halkı ve inancına karşı tüm toplum, çok daha yoğun bir şekilde kışkırtılıyor.

Hakan Albayrak… Hani şu hükümet yanlısı medya grupları içinde tur atıp duran müsvedde. Kendisine bir TV kanalı buldu, böğürüyor: Reyhanlı’da Sünnilere zulüm yapılıyor. Alevi doktorlar Sünni Suriyelileri tedavi etmiyor vb. vb…

Devam ediyor: Bombacıların bağlı olduğu örgütün lideri, bir Alevi şeyhinin oğlu. Devam ediyor: Günlerdir televizyon ekranlarında, gazete sayfalarında, internet sitelerinde “Reyhanlı saldırısının failinin aranan arabası” diye boy boy resim. Ama “aranan” arabanın plakası dikkat çekici: 31 ALV 38. Aranan sadece “ALV” plakalı bir otomobil mi yoksa bu harflerin toplumsal bilinçte yarattığı imge mi pazarlanıyor? Aranan bir otomobil değildir; köşesine, kabuğuna hapsedilmek istenen ALeVi’dir.

Bütün burjuva devlet aygıtları, toplumsal talepleri bastırmak için zor’un yanında “düşmanlar” yaratarak manipülasyonlarla halkları yönlendirir. Cumhuriyet rejimi bu konuda oldukça yetkindir. Bir dönem ilkokuldan bütün eğitim kademelerine kadar 6 düşman komşudan (Sovyetler Birliği dağılmadan önce) bahsedilirdi. AKP’nin “komşularla sıfır sorunlu” politikası da iflas edince, bugün de “düşman” sıkıntısı hiç çekilmiyor. Ama “düşman” sadece dışarıda değil, içeride de bulunmalı ki, tüm “hassasiyetler” teyakkuz halinde olmalı. Rumlar, Ermeniler, gayrimüslimler…

Güncel olarak Kürtler, doğallığında “düşman” kategorisindedir. Süreç, gerillanın Güney’e çekilmesi gibi faktörlerden sonra “hassasiyetin” şimdilik Kürtlerden uzak tutulmasını gerektiriyor. “Düşmanlık”, her an fişinin çekilebileceği derin dondurucuda bekletiliyor. Ama Suriye gibi Ortadoğu pastasından yeni paylar kapmak, Rojava “belası”ndan kurtulmak için içeride yeni “düşmana” ihtiyaç var. Türkiye halklarını bu haksız savaşa razı etmek, toplumsal saflaşmayı ve gerilimi tırmandırmakla mümkün olabilecektir. Aleviler, tam da bu nedenlerle bir kez daha arenada aslanın önüne atılmaktadır.

Suriye’ye yönelik savaşta toplumsal rızayı üretmek için Alevilerin hedef gösterilmesinin birçok nedeni var elbette. Suriye’deki Baas rejiminde etkin olmaları, başta Antakya olmak üzere HSO çetelerine karşı tepkiyi diri tutmaları, Türk devletinin Suriye’ye yönelik saldırgan politikalarına en güçlü şekilde Alevilerin tutum alması, ALV olarak hedef gösterilmesi için yeter de artar bile. Üstelik bunlar, sadece güncel olan nedenler. Asimilasyon politikalarının devamlılığı açısından Alevilerin demokratik taleplerinin tümden bastırılması da, çok daha günceldir ve uygulamadadır.

AKP, stratejik ve tehlikeli oynuyor. CHP ne yapıyor? Çanak tutuyor. BDP’nin Alevilerin demokratik taleplerinin yeni anayasada yer alması için verdiği teklife “Düşüneceğiz” diye yanıt vermesi, AKP’ye “Meydan senindir” demekle eş anlamlıdır. Reyhanlı’daki katliam ile birlikte Alevilere yönelik başlatılan karalama, manipülasyon ve hedef gösterme kampanyası, “Düşüneceğiz” işaretinden sonra dizginlerinden boşaldı.

Hiç “düşünmeden” başlatılan yaylım ateşi ile adeta Maraş’ın öngünlerini hatırlatıyor AKP. Üç hilalle hedef gösterilen ve işaretlenen evler ve işyerlerinin yerini bilinçleri yönlendiren ALV aldı. Bundan sonrası, “çocuk işi” ev işaretlemelerin ötesine geçen pratikler olacaktır. Suriye’deki batağa saplanış hali uzadıkça da günah keçilerinin kurban edilmesi vacip olacaktır kimileri için. Bu anlamda, Sürgü’deki denemeyi, birçok yerdeki ev işaretlemelerini lokal olaylar olarak görmek, çocuk işi saymak, AKP’nin manipülasyonuna gerek kalmadan kendi kendini maniple etmekle eş anlamlıdır.

Türk burjuva devletinin yönetme biçim ve mekanizmaları, öncesi bir yana 90 yıllık cumhuriyet rejiminin deneyleri, halkları birbirine düşürme üzerine kuruludur. Tarihi tekerrürden ibaret öğrettiler yıllarca, her uygulamayı kabullendirmek için. Ama, AKP yine yanlış hesap peşinde. Ne Aleviler eski Alevi, ne Kürtler eski Kürt. Çünkü halklar birbirinden çok şey öğrendi, birbirine düşmemek için.

* Atılım Gazetesi’nin 24 Mayıs 2013 tarihli 65. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 24 Mayıs 2013, Cuma 14:25
Kategoriler: Kardeşçe, Makaleler