Devrimci kitle partisi anlayışıyla mücadeleyi büyütmeye

Sokaklarda kitlesel bir ayaklanma var. Gezi Parkı’nın yıkılmasına karşı başlayan eylemler politik bir mecraya oturdu. Sokaktakiler sosyal yaşamın boğazlanmasına, şiddete, sömürüye, işkenceye, yok sayılmaya karşı kendi dilinden militan bir mücadele yürütüyor. Taksim’de başlayan direniş, 67 il ve sayısız ilçe ve mahalleye yayıldı. Her yer gece gündüz eylem alanına döndü. Sokak ‘Tayyip istifa, AKP istifa’ diyor. Direnişin politik merkezi ilk günden itibaren Taksim oldu. 7 gündür kitle Taksimi terk etmiyor.

Şimdi sıra bizde, bu kitle hangi kanaldan nereye akacak? İşte en önemli soru bu ve biz buna yanıt vermek zorundayız.

Bunun için ilk görev kendimize politik, örgütsel bir merkez oluşturmak olmalıdır. İkinci olarak, iyi bir hazırlık yapılmalı. İyi bir hazırlık için sürecin politik yönü talepleri, parti kitlesine iyi kavratılmalı. Bu talepler etrafında propaganda, ajitasyon faaliyeti ve materyalleri zaman geçirmeksizin hazırlanmalı, dağıtılmalı. Beklemek bizi inisiyatifsiz bırakır, sürecin arkasından gideriz. Pankart, döviz, çadır, ses araçları vb. tüm görsel unsurlar hızla hazırlanmalı ve alanlara asılmalıdır. Semtler, ilçe merkezlerinde muazzam bir aydınlatma faaliyeti olmalı, kesintisiz biçimde.

Tüm çalışmamız için gerekli her şeyi örgütleyebileceğimiz ve bunu doğrudan yönetebileceğimiz merkezler kurulmalı. Bu merkezler alanların meydanlarında kuracağımız direniş çadırları, bürolarımız olabilir ya da daha yaratıcı başka olanaklar. Çalışma sabahın erken saatlerinde başlamalı, 7/23 alışkın olduğumuz bir çalışma sistemi, yeniden bu çalışma sistemine geçmeliyiz. Alanlardaki tüm partili güçlerimiz bu çalışma disiplinine uygun hareket etmelidir. Parti merkezimizle düzenli bir iletişim, bilgi akışı olmalı ve partinin çağrılarına hızla uymaya, pratiğe geçirmeye çalışmalıyız.

Bulunduğumuz alanlarda bütün kurumlarla birleşik bir mücadele ortaklığı geliştirmek, hareketin politik yönetimi açısından elzemdir, üzerinden atlanamaz ve derhal bunu örgütlemeye girişmeliyiz.

Her şeyden önce bu denli büyük kitle eylemlerini yönetmek için, tüm üyeleri, taraftarları ve kitlesiyle örgütlü, bütünleşmiş bir parti olmalıyız. Hızla alanlarda direniş komiteleri örgütlenmeli, tüm parti kitlesi sürece katılmaya çağrılmalıdır. Bu süreçte, görevi sorumluluğu ne olursa olsun tüm sosyalistler iş ve görev almada tereddütsüz davranmalı, çalışmaya aktif katılmalıdır. Sürecin doğası gereği milyonlarca insan sokaklarda, dolaysız biçimde örgütlenecek, iş verilecek, yönetilebilecek muazzam ölçüde insan ve olanak var ortada. Yeni kuvvetlere iş vermede, öne çıkarmada ve sayısız yeni ilişki kurmada bir olanak denizinde yüzdüğümüzün ayırdına varmalıyız. Sokağa şöyle bir bakarsak sayısız yaratıcılık var, örgütlülük var, inisiyatifi var. Ücretsiz yemek dağıtan devrim mutfaklarından acil müdahale hekimlerine, alan güvenliğinden sabah temizlikçilerine, barikat kuruculardan ilk müdahale ekiplerine, kepçe operatörlerinden, yangın söndürme ekiplerine vb. vb. sayısız örgüt ve sayısız aktivist var. İnsan sorunu yok, malzeme sorunu yok.

İhtiyaç ne? İhtiyaç; her sosyalistin, örgütçü aklına ve disiplininedir. Her partili sosyalist bu görev bilinciyle kendini sürece katmalıdır. Parti taraftarları, eskiler, yeniler süreci analiz edebiliyorlarsa, görev almanın, alanda olmanın bilinciyle gelmelidir.

Direnişin ilk gününden bu yana evlerine gitmeden, uymadan direniş alanından ayrılmayan gençler var. Hiç bir anı kaçırmak istemiyorlar, onlar devrimi ruhlarında hissediyorlar, gerçeğin tam tarifi bu. Peki, sosyalistler, nerede çalışıyorsa çalışsın, işi ne olursa olsun direnişle ilişkimiz böyle mi? Bu sorunun yanıtı evet değilse, önderlik hayal olur. Önderlik, sıkı bir sınıf bilinci ve iradesiyle bahse konu gençlerin önünde olmaktır, aksi kendini oyalamaktır, lafı güzaftır. Her şeyden önce devrimci bir kitle partisinin militanı, disiplini ve iradesiyle örnek oluşturmalı, partiyi temsil ettiğini unutmamalıdır. Ancak kendi tarihini yapan her yoldaş anlamalı ki; buralar deşarj alanları değil, istikrarlı ve iradeli mücadele alanlarıdır. Taksim alanına geliş gidişlerden, alandaki duruşlara kadar parti disiplini kuşanılmalı, örgütlü gücümüz önderlik düzeyine taşınmalıdır. Her bakımdan önderleşmenin yolu buradan geçecektir.

* Atılım Gazetesi’nin 7 Haziran 2013 tarihli 67. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 8 Haziran 2013, Cumartesi 10:17
Kategoriler: Makaleler, Yapıdan