Dışarıda çok işimiz var

Dışarıda çok işimiz var

HATİCE DUMAN

Haziran ayaklanması ayna zamanda bir kadın isyanıdır. Ayaklanmanın ilk kıvılcımlarının çakıldığı andan, milyonların sokakları fethettiği günlere kadar kadınlar en öndeydi. Ayaklanmacı kadınların nicelikleri ve nitelikleri hayranlık uyandıracak boyuttaydı. TOMA’ya ve biber gazına karşı ortaya konulan cüretli duruş, sapanla kadınlarla birlikte savunmadan saldırı pozisyonuna geçerek bilinçlerdeki değişimin sıçramalı niteliğini ortaya koyuyordu. Kadınlar, ayaklanmanın bütün aşama ve boyutlarına kadın iradesinin gücünü kattılar. Adeta kadın devriminin ayak seslerini duydu tüm dünya kadınları. Kadın özgürlük mücadelesi bakımından Türkiye’de devrimci bir durumdur, söz konusu olan. Kürt kadın devrimiyle birlikte ülkemiz bakımından geniş kitleleri kapsayan bir kadın ayaklanması yaşanmaktadır.

Kadınlar, sadece Haziran ayaklanmasında oynadıkları rolleriyle değil, aynı zamanda Taksim komününü inşada da baskın özel bir kuvvet oluşturdu. Kadının alandaki özelliği, komün yaşamına damgasını vurmuştur. Taksim komününde kadınların rolü hareketi arındıran bir çizgide ilerlemiştir. Dahası kadınlar, direnişe sinen cinsiyetçi, homofobik, trasfobik algıyı, dili ve bunun tüm yansımalarını minimize ederek hareketin politik ve ideolojik yönünü berraklaştırmıştır. Ataerkil sistemin yarattığı toplumsal cinsiyet kalıpları, Taksim komününün değişim ateşi içerisinde sorgulanmış ve tartışmaların da en önemli noktalarından biri olmuştur. “Yeni insan”ın yalnızca kapitalizmin üretim ilişkilerinin sorgulanmasıyla yaratılamayacağını, aynı zamanda toplumsal cinsiyet kalıplarının radikal bir eleştirisinin de tarihi ve devrimsel bir zorunluluk olduğu, Gezi’de çok net görülmüştür.

Elbette kadın devrimi bakımından oluşan yeni durum, AKP diktatörlüğünde cisimleşmiş ataerkil sistem koruyucularını alabildiğine rahatsız etmiştir. Paris Komünü’nde Fransız burjuvazisinin o ünlü sözünü coğrafyamıza uyarlarsak; eğer ayaklanmacılardan hepsi kadın olsaydı, bu, AKP iktidarı bakımından korkunç olacaktı! Ancak böyle olmasa da kadınlar, ayaklanmaya katılım düzeyiyle erkek egemen sistemin üzerine kabus gibi çökmüştür.

Kadınlarla erkekleri eşit kabul etmeyen AKP zihniyeti, devreye soktuğu cinsel politikalarının karşısında kitlesel başkaldıran kadınları bulmuştur. Kadın bedenini denetim altında tutan politikalardan şiddeti yeniden üreten uygulamalara kadar kadınlar sistematik bir baskı altında kalmışlar ve en son da Haziran ayaklanmasıyla birlikte AKP’ye isyan etmişlerdir. Kadınların bu başkaldırısı, AKP’nin saldırganlığını arttırdığı gibi yine devletin o bilindik şiddet biçimleri devreye konulmuştur. Evinden kitlesel olarak sokağa çıkan kadınlara, polisin “Sokakta ne işiniz var, evinize gidin” söylemleriyle birlikte cinsel tacizde bulunup tecavüzle tehdit etmesi, AKP’nin cinsiyetçi politikalarının en görünen yüzünü resmetmiştir. Kadınları sokakta köşelere sıkıştırarak taciz eden polis, resmi gözaltı işlemi yapılmaksızın akrep araçlarına bindirdikleri kadınları bilinmeyen yerlere götürerek aynı cinsel saldırıda bulunmuştur. Resmi olarak gözaltına alınan kadınlara uygulanan çıplak arama işkencesi ise saldırıda gelinen düzeyin üst boyutudur.

Cinsel taciz ve tecavüzün yasallaştırılmış halidir bu. Özellikle ayaklanmada öne çıkan kadınların bu işkenceye maruz kalması, evinden çıkıp sokakları fetheden milyonlarca kadına mesaj niteliği taşımaktadır. AKP Hükümeti kadınları bu yöntemlerle korkutup eve doğru itmektedir ve bu muazzam kadın başkaldırısını bertaraf etmeye çalışmaktadır.

AKP diktatörlüğünün kadın ayaklanmacılara yönelik bu zorbaca tutumu anlaşılırdır. Zira, yıllardır aileyi güçlendirme amacıyla kadınlara saldırıda sınır tanımamıştır. Elbette kadınlar yıllardır bu politikalara karşı bir mücadele hattı geliştirmeye çalışmışlardır. Dahası, yüz binlerce kadına ulaşıp farkındalık yaratmada mesafe kaydetmişlerdir. Haziran ayaklanması bu zeminden yükselip en son aşamada sıçramalı bir değişime doğru ilerlemiştir. Bu bakımdan AKP’nin cinsiyetçi politikaları yerle bir olmuştur. Taksim Meydanı ve diğer başkaldırı alanlarında kadınlara yönelen vahşice saldırıların altında bu yenilgi yatmaktadır. Bu hezeyanla tahammülsüzleşen AKP, kadınlara karşı açtığı savaşı boyutlandırmıştır. Saldırıların merkezinde kadın bedeninin durması, AKP’nin cinsel zorbalıkta sınır tanımadığını gösterir. Kadınlarda gelişen cins bilincini karartmaya çalışan AKP, kadınların beyinlerini, bedenine yaptığı saldırılarla teslim almaya çalışıyor.

Haziran ayaklanmasıyla politik mücadeleye aktif bir şekilde dahil olan kadınlar, onlarca erkek egemen duvarı yıkarak kadın bilinci kazanmışlardır. Tam da politik kadınların cinsel işkenceye maruz kalması yeni bir olgu değildir. Erkek egemen devletin sistematik olarak kadınlara uyguladığı bu cinsel zorbalık, kadınların politik arenada hangi noktada yer alırsa alsın, hedef aynı noktada birleşmektedir; o da, özneleşen kadını nesne pozisyonuna geri itmektir.

Devletin cinsel zorbalığına karşı kadınlar yıllardır bir irade ortaya koydular. Cinsel şiddeti yargılayarak, devletin amacını algılama ve öğretilmiş kadınlığın engelleyici gerilikleriyle mücadele etmenin zeminini yarattılar.

Bugün bakımından durum nasıldır?

Ayaklanma sırasında binlerce kadın gözaltına alındı ya da gözaltı işlemi yapılmaksızın polis otolarında ya da bilinmeyen yerlerde cinsel şiddete maruz kaldı. Peki, bunu kaç kadın açıkladı? Açık ki, burada cinsel saldırıyı açıklayanla açıklamayan kadın arkadaşlar arasında bariz bir açı farkı var. Cinsel işkenceyi yargılamak, onunla yüzleşmek ve kadını nesneleştirme amaçlarını yerle bir etmek için daha fazla mücadele etmek şart. Özellikle forumlarda ve başka örgütlenme alanlarında bu konunun kadınların gündemine sokularak tartışılması ve cinsel saldırıların açığa çıkarılması önemli bir mücadele noktası olabilir. Bu, cinsel saldırıyla yüzleşmenin ve hesap sormanın da ilk adımıdır. Haziran ayaklanmasına ruhunu katan kadınlar, artık geri dönülmez bir mücadele yolunda bu saldırıların hesabını mutlaka soracaktır.

* Atılım Gazetesi’nin 23 Ağustos 2013 tarihli 79. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 23 Ağustos 2013, Cuma 14:14
Kategoriler: Haberler, Kadın, Makaleler, Özgür Kadın