Suriyeliler için dökülen timsah gözyaşları

ALİ HAYDAR KELEŞ

Timsah, önce yavrusunu yer ve ardından bir damla gözyaşı dökermiş. 21 Ağustos’ta, Şam’ın Guta bölgesinde sarin gazıyla yapılan katliamdan sonra emperyalistlerin ve yerel işbirlikçilerinin tutumunu en iyi timsah gözyaşları ifade eder.

Kapitalist sömürü tarihi, aynı zamanda kimyasal ve biyolojik silahlarla kitlesel katliam ve doğa tahribatı tarihidir. Nükleer, kimyasal ve biyolojik silah tekelini elinde bulunduran, yeni teknolojilerle daha öldürücü silah üretme yarışına giren emperyalistler ve onların silah tekelleridir.

Vietnam’dan Kamboçya’ya, Irak’tan Afganistan’a, Cezayir’den Çeçenistan’a, Hiroşima ve Nagazaki’den Halepçe’ye kadar dünya halklarına karşı bu silahları kullandılar. Emperyalistlerin patentini taşıyan kimyasal silahlar, ya doğrudan kendi elleriyle ya da destekledikleri diktatörlükler eliyle ölüm saçtı.

Ellerinde kimyasal silahlarla öldürülmüş halkların kanı olan emperyalistler, şimdi Suriye’de kimyasal silah kullanımını kırmızı çizgilerin ihlali olarak göstererek çıkarları doğrultusunda daha doğrudan müdahale ediyor, bunu pozisyonlarını güçlendirmenin vesilesi olarak kullanıyor. Guta’da zehirli gazla boğulan çocuk görüntüleri, emperyalist jandarmalığı meşrulaştırmak için kullanılıyor.

Emperyalistler için asıl mesele, Ortadoğu’daki çıkarlarını korumaktır. Suriye, emperyalist rekabetin en fazla somutlaştığı yer haline gelmiştir. Rusya’nın Akdeniz’deki tek askeri üssünün Suriye’de olması; Suriye’nin askeri teknolojisini Rusya’dan alıyor olması; yine ittifak kuvveti olan İran’ın güvenlik kalkanını korumaya çalışması ve Ortadoğu’da güçlü var olmak için Rusya, Esad diktatörlüğünden yana saf tutuyor. Başını ABD’nin çektiği blok da bölgedeki hegemonyasını artırmak, İran’ı kuşatmak ve İsrail’in güvenliğini tesis için Suriye’de sürmekte olan iç savaşa dolaylı olarak katılmaktadır. Dönemsel çıkarları doğrudan yeni bir askeri müdahaleye denk gelmediği için işbirlikçileri üzerinden kendine alan açıyor. Diğer emperyalist kuvvetlerden İngiltere, Fransa, Almanya ve diğerleri de bu çizgide hareket ediyor.

ABD’nin Ortadoğu’daki ileri karakolu olmaya soyunan ve timsah gözyaşları dökenlerin coğrafyamızdaki temsilcisi ise faşist rejimin başında bulunan Erdoğan’dır. Her gün saatlerce canlı yayınlarla televizyon ekranlarında hamaset nutukları eşliğinde, Mısır ve Suriye’deki katliamlar için “gözyaşı” döküyor. Burjuvazinin dini imanı paradır. Bunun için gözyaşları da para ediyor, çıkarları için kullanıyor.

Coğrafyamızın halkları, Mısır’da Esma ve Guta’da kimyasal gazla katledilen çocuklar için timsah gözyaşı dökenlerin; Uğur’un, Ceylan’ın, Enes’in çocuk bedenlerinin delik deşik edilmesi; Roboskî’de 34 Kürt köylüsünün bedenlerinin parçalanması, Kazan Vadisi’nde ve Bingöl’de kimyasal gazlarla Kürt gerillasının katledilmesindeki sorumluluğunu da bilmektedir. “Kadın da olsa çocuk da olsa gereğini yapın” talimatı verdiği unutulmamıştır. “Müdahale talimatını ben verdim” efelenmeleriyle kahraman ilan ettiği polis ordusuyla Haziran ayaklanması sürecinde sokakları gaza boğması, binlerce yaralı, onlarca sakat ve 5 direnişçinin katledilmesi hafızalardaki canlılığını koruyor. Besleyip silahlandırdığı çetelerin, Rojava’da çocukları, kadınları, Kürt halkını katlettiği biliniyor. Bundan dolayı o sahte gözyaşlarına halkımız kanmayacaktır.

“Üstümüzden geçti bulut

Bu bulut, bir kara bulut

Dokunma bana gülüm

Benden sana geçer ölüm”

Nazım bu dizelerle, ABD emperyalizminin Hiroşima ve Nagazaki’de atom bombasıyla yaptığı katliamı anlatmıştı. Bu kez “kara bulutlar” Guta’ya ölüm getirdi. Dün Hiroşima için yazılan şiirler ve Halepçe için yakılan ağıtlar, bugün Guta’yı anlatıyor. Acılar karşısında oluşan sahici duygular birbirine benzer. Bu acılara ortak yaşayanlar, enternasyonal mücadeleyi ortaklaştırmayı da başaracaktır.

* Atılım Gazetesi’nin 30 Ağustos 2013 tarihli 80. sayısında yayımlanmıştır.

Yayın tarihi: 30 Ağustos 2013, Cuma 13:27
Kategoriler: Sizlerden
Daha fazla: , , , , , ,

Yazıyı paylaş

Google1GoogleYahoo