10 Eylül devrimin güncelliğidir

10 Eylül devrimin güncelliğidir

Devrimin nabız atışı ile öncünün varoluşu arasında öznel ve nesnel bağlantı noktaları vardır.

Öncü partinin varoluşunu devrimin nesnelliğine bağlarsak, varlık sebebini devrimin güncelliğini kavramaya bağlamak gerekli ve yerindedir. Nesnel zorunluluk varoluşu koşullar, başlangıç için bu yeterlidir. Ancak, varlık sebebini koruyabilmesi, devrimin güncelliği ekseninde kendisini üretme ve yeniden üretmeyi başarmasına bağlıdır.

10 Eylül, nesnel zorunluluğa iradi bir cevaptır. Tarihi değeri büyük ve anlamlı bir adımdır, ama kuruluşu temsil ettiği ölçüde de tamamlanmaya muhtaç, başlangıcı olgunlaştırmaya mecburdur. 10 Eylül 1994, bu bakımdan 1920 kuruluşunu tamamlaya adaydır.

Ülke ve dünya koşulları 1920’ye göre daha ağırdır. 1920’nin sosyalist Sovyetler Birliği’nin aktif desteği yerine büyük bir moral yıkımla birlikte emperyalist Rusya gerçekliği 1990’ların karabasanıdır. Keza, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda Kürt-Türk dinamiğinin birleşik iradesine karşılık 1994 dönemi, T.C. tarihinin Kürt kıyımında inkarın, imhanın ve en kirli savaş yöntemlerinin zirvesidir. Batı’da yargısız infazlar, işkence ve gözaltında kayıplar, baskı ve yasaklar, sömürgeci tarihe ve sömürgeci faşist diktatörlüğe cüretli bir meydan okumadır. Komünizme sadakatle bağlı olmak ve devrime inanmak, 1994 kuruluşunun mayasıdır. Ama bu salt bir iman meselesi değildir. Devrimci kararlılık ile devrimin güncelliğini Birlik devriminde yoğuran berrak zihin ve hele o sarsılmaz iradedir, komünist öncüyü ikinci kez sınıf mücadelesine kazandıran unsur; daha özel koşullarda ve yüksek nitelikte.

Kuruluş döneminin ayırıcı unsurları da iki noktaya odaklanır. Birleşik devrimin Kuzey Kürdistan ayağında patlak veren ulusal kurtuluşçu devrim gerçekliği ve ikincisi; Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu üzerinde bölgesel devrim olanak ve olasılığını gözeten devrimci stratejidir.

10 Eylül 2013 ise Kuzey Kürdistan devriminin dört parçaya yayılmakta ve bölgesel devrimin en dinamik taşıyıcısı olarak öne çıktığı tarihi bir döneme tanıklık ediyor. Devrimin güncelliği, Ortadoğu bölgesel devriminin nabız atışında hayat buluyor. Tunus, Mısır, Libya, Yemen, Bahreyn, Irak, Suriye her an devrime gebe toplumsal çalkantılarla yüz yüze. Şii-Sünni karşıtlıkları, aşiretsel bölünmüşlükler, bir gerici kliğe karşı çıkarken bir diğerine yedeklenme vb. gibi her devrime bulaşabilecek türden kir ve çamura karşın içindeki devrimci cevher kıymetini bilenler için değerinden bir şey kaybetmiyor. Son olarak, Rojava devrimi bölgesel devrim gerçekliğini daha gerçekçi ve yakın kılarak somutluk kazandı.

1920’den 1994’e, ’94’ten 2013’e 10 Eylül, iki temel olguya dayanarak varoluşunu sağladı ve varlık sebebini sürekli kıldı. Ülke ve dünya devriminin nesnelliği bugün bölgesel Ortadoğu devriminin yakınlığı ve güncelliğinde birleşik karakter kazanarak somutlaşıyor. Türkiye, bilinen özellikleri nedeniyle daha Ortadoğulu ve Ortadoğu devriminin bileşenidir.

Haziran ayaklanması ve onunla birlikte öncünün oynadığı rol yeni bir eşiğe gelindiğine dair güçlü ipuçları taşıyordu. Buradan bakarak, Türkiye-Kürdistan devrimi ve bölgesel Ortadoğu devriminde öncü partimiz ve 10 Eylül’ün vektörel kuvvet olarak tarihi rol üstlenmekten kaçınamayacağı eşiğe doğru hızla ilerlemekte olduğumuzun altını çizmek gerekiyor.

Devrimimizin bileşkesinin yarattığı kuvvet parti ise 10 Eylül onun zihniyeti ve ruhudur. Parti ne kadar devrim demekse, 10 Eylül o kadar parti demektir.

* Atılım Gazetesi’nin 6 Eylül 2013 tarihli 81. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 7 Eylül 2013, Cumartesi 10:41
Kategoriler: Haber-Yorum, Haberler, Makaleler, Yapıdan