AKP-İhvan/Taksim (Gezi)-Adeviye/Erdoğan-Sisi

AKP-İhvan/Taksim (Gezi)-Adeviye/Erdoğan-Sisi

ERDAL DEMİRHAN

AKP, 28 Şubat postmodern darbesinin ürünü olarak doğdu. “Ilımlı İslam” projesinin uygulama alanıydı. Kitlelerin değişim isteğini, demokrasi ve özgürlük özlemlerini arkalayan AKP, AB’ye girmeyi de adeta “kurtuluş” olarak göstererek iktidara geldi. ABD’den onay alan Erdoğan’ın başbakan olabilmesinin önündeki engeller de kaldırılarak süreç ilerledi.

Mısır’da ise Mübarek’i devirerek devrime yürüyen kitlelerin özgürlük, adalet ve demokrasi taleplerini arkalayan İhvan, devrimi çalarak iktidara oturdu.

Türkiye’de “Adalet ve Kalkınma”, Mısır’da “Hürriyet ve Adalet” kavramlarını partilerine isim olarak vermişlerdi.

AKP, en geniş kesimlerin desteğini daimi kılabilmek için iktidarını kurumsallaştırma mücadelesini uzun zamana yaydı. Süreç ilerledikçe gerçek yüzü görüldü. Baskıcı uygulamaları toplumda tepki biriktirdi.

İhvan ise daha acele ederek her şeyi bir kaç yıla sığdırmaya çalıştı. Bir an evvel hegemonyasını inşa etmeye yöneldi. Biri, bir dönem takkiyye yapmaya ihtiyaç duyarken diğeri duymadı.

AKP iktidarı, işçi ve emekçileri daha fazla yoksulluk ve felakete itti. Dış borç 10 yılda üç katına çıktı. Toplumsal yaşamı baskı altına aldı. Kadınların kaç çocuk doğuracağını, kürtajı Roboski katliamıyla aynılaştırmaya kadar bir yığın kirli zihniyetini topluma kustu. Demokratikleşmenin esamesi okunmazken, çıkarılan yasalar “paketler” bir öncekini aratır düzeyde kaldı. Baskıcı yasaklar artarak sürdü.

İhvan da, Mısır’da demokratik adımları atmak şöyle dursun baskıcı rejim inşasına girişti. Yoksulluğu daha fazla artırdı. Orduyla uzlaşmaya giderek iktidarını sürdürmeyi hedefledi.

Gezi isyanı-Haziran ayaklanması, AKP iktidarının 11 yıllık zulmüne, “ben yaptım olacak” anlayışına, otoriter yönetimine ve polis şiddetine karşı halkın öfkesinin patlaması olarak ortaya çıktı. Özgürlük isteğinin ifadesi oldu.

Mısır’da İhvan’ın Mübarek rejiminden farklı olmadığını gören emekçiler, devrim hırsızı olarak iktidara yerleşmiş olan İhvan’a (Müslüman Kardeşler) karşı ayaklandılar. Yeniden devrim arayışına girilmişken bu sefer de ordu, devrimi çalarak darbe gerçekleştirdi.

İki ülke: Mısır ve Türkiye… ABD güdümündeki iktidar değişiklikleri benzer olan, ezilenlere yönelik uyguladıkları devlet teröründe de birbiriyle yarışan iki ülke… Zaman dilimleri farklı olsa da aynı yoldan ilerleyen iki ülke. Birinde 28 Şubat’la birlikte Refah Partisi’nden “ılımlı” AKP çıkarılmıştı. Diğerinde ise darbe yapılarak kitlelerin devrimi ellerinden çalındıktan sonra İhvan’ı “ılımlılaştırma” projesi devrede. “Mursi gömleği” çıkarılarak ondan vazgeçilirse bu da başarıya ulaşacak.

İki ülke birbirine o kadar çok benziyor ki, birindeki “sivil” iktidar ile diğerindeki darbeci ordu aynı zihniyeti taşıyor. Erdoğan, darbeci General Sisi’yi, Sisi de Erdoğan’ı taklit ediyor. Haziran ayaklanmasından bugüne kadar Erdoğan hükümetinin halka uyguladığı zulüm ve şiddet yöntemlerinin Sisi’den aşağı kalır yanı yok.

Başbakan Erdoğan, Haziran ayaklanmasında halka uyguladığı zulmü Mısır’daki darbecilerin zulmüyle kıyaslıyor. Haziran ayaklanmasında yaşanan ölümleri az bularak, “Mısır’da darbeciler yüzlerce insanı öldürürken bizdeki bir, iki, üç, dört ölüyle uğraşmayın” diyecek kadar alçalmıştır. Mısır’da Sisi’nin Suriye’deki Esad’dan daha az insanı öldürmesi Sisi’nin katliamcı, diktatör olduğu gerçeğini değiştirmediği gibi; Erdoğan’ın Sisi’den daha az insanın ölümünden sorumlu olması da bu gerçeği değiştirmiyor.

Erdoğan, Gezi eylemcilerini hedefleyerek “Yüzde elliyi zor tutuyorum” söylemiyle, halkı birbirine karşı kışkırtarak provokasyonu hedefledi. Şehir şehir dolaşarak mitingler düzenledi. Taksim’de bulunan halkın karşısına Kazlıçeşme’ye çağrı yaptı.

Sisi de darbeye karşı meydanlarda olan halkın karşısına toplumun diğer kesimlerini çıkardı. Adeviye ve Nahda’da toplanan halka karşı yüz binleri Tahrir’de toplanmaya çağırdı.

Her ikisi de bu çağrılarla, yaptıkları ve yapacakları katliamları meşrulaştırma, kitle desteği yaratma amaçlarını taşıdı.

Her iki ülkede de yandaş medya, ayaklanan halkı “terörist” ilan etti. Devlet terörünü, saldırganlığı, katliamları görmezden geldi.

Hem Erdoğan hem de Sisi ayaklanan halkı “dış destekli provokatörler” olarak ilan etti. İkisi de “eylemcilerin meydanları işgal etmelerine daha fazla göz yumamazdık” diyerek meydanlara saldırı emirlerini verdi. Biri meydanlara 15 gün “tahammül” edebilirken, diğeri 41 gün “sabredebildi”. Aralarındaki fark ölü sayılarında olduğu gibi yine sadece rakamlardan ibaretti.

Saldırılarda devletin ordusuna, polisine Türkiye’de “palalılar” eşlik ederken, Mısır’da “baltacılar” eşlik etti. Türkiye Başbakanı Erdoğan da Mısır başbakanı Biblavi de katliam yapan polis ve askerlere takdirlerini sunarak “üstün” hizmetlerinden dolayı ödüllendirdi. Övgülerini dizmeyi eksik etmedi. Her iki ülkede de ayaklanmanın öncüleri, önderleri tutsak edildi.

Türkiye’de polis saldırısı nedeniyle canını kurtarmak isteyenlerin camiye sığınmaları dine saygısızlık ve teröristlikle suçlamalarına yol açarken, Mısır’da da camiye sığınanlar elleri silahlı terörist olarak gösterildi. Her ikisinde de ortak olan, camide bulunanların ezilmek, yok edilmek istenmesiydi.

Bugün Erdoğan ikiyüzlüce Mısır’daki darbeye karşı meydanlara çıkıyor. Dünyaya katliamlara sessiz kalmayın çağrısı yapıyor. Bunu yaparken her türlü desteği sunduğu ve ülke topraklarını kullandırdığı El Kaide’ye bağlı El Nusra çetelerinin Rojava’da Kürtleri acımasızca katlettiğini ve bunda AKP Hükümetinin sorumluluğunun olduğunu atlıyor. Kendi ülkesindeki Kürtlerin akrabaları olan Rojava Kürtlerinin katledilmesine destek sunar, Mısır’a ağlar! Bu yalan, bu ikiyüzlülük nereye sığar!

Erdoğan, Mısır’daki darbeyi açıktan destekleyen ve darbenin esas mimarı olan ABD’ye sesini çıkaramazken, ABD dışındaki ülkelere darbeye tavır almadıkları gerekçesiyle çıkışıyor. Ama darbeyi örgütleyenin kim olduğunu Başbakan Erdoğan biliyormuş! İsrail darbenin sorumlusuymuş. Erdoğan’ın elinde belgeler varmış. Gezi Parkı direnişiyle başlayan isyanı örgütleyenlerin kimler olduğunun tespit edildiği, AKP’li belediye başkanı Topbaş’ın elinde bulunan türden belgeler! İşte Türk istihbaratının büyük başarısı!

AKP iktidarı Mısır’da kendi sonunu görüyor. Müslüman Kardeşler İdeolojisinin, darbeyle iktidardan edilmesinin arkasında ABD’nin olduğunu iyi biliyor. İyi bildiği için de örnek aldığı Müslüman Kardeşler ideolojisinin ABD tarafından ıskartaya çıkarılması onu daha fazla tedirgin ediyor. Aynı sonu yaşayabileceği korkusu AKP’yi panikletiyor ve saldırganlaştırıyor.

Haziran ayaklanmasıyla birlikte iktidarı kaybetme korkusu paranoyaya dönüşmüş olan AKP, Mısır’da İhvan’ın darbeyle devrilmesiyle birlikte ideolojik depresyon yaşıyor.

İşte bu korku ve depresyon, AKP iktidarını “ön kesme” hamleleri yapmaya itiyor. Bu nedenle Haziran ayaklanması başta olmak üzere kendine yönelen bu hareketi darbecilikle suçluyor. Hacı Bektaş-ı Veli’yi anma etkinliklerinde Bekir Bozdağ’a yumruk atılmasını da aynı zihniyele yorumluyor.

Mısır’daki süreci, iç ve dış politikada kendine malzeme olarak kullanıyor. Darbe karşıtı mitingler üzeriden kitle gücünü büyütmeyi, saflarını sıkılaştırmayı ve iktidarını korumayı amaçlıyor.

Taksim’e, Gezi’ye halkı yanaştırmıyor. Atacağı en ufak bir geri adımın yenilgiyi başlatacağını düşünüyor. Bu nedenle, Antalya’dan İstanbul’a Gezi direnişiyle destek amacıyla yürüyüş düzenleyenlerin Taksim’e girmek istemesine azgınca saldırıyor. KESK’li emekçilerin, sefalet içeren toplu sözleşmeye karşı başlattığı yürüyüş kolunun Taksim’e ulaşması engelleniyor. Stadyumlar, üniversiteler, meydanlar baskı altında tutularak “korkulan son” engellenmeye çalışılıyor.

Korkunun ecele faydası yok! Mısır’da darbeyle devrimleri ellerinden çalınan ezilenler, kendilerine mutlaka yeni bir devrimci yol bulacaktır. Haziran ayaklanması da deneyimlerini biriktirerek kendi yolunu açacaktır. Meydanlar hesap soracak. Hem Mısır’da hem de Türkiye’de.

Ne demiştik: Bu daha başlangıç…

* Atılım Gazetesi’nin 6 Eylül 2013 tarihli 81. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 7 Eylül 2013, Cumartesi 13:00
Kategoriler: Haberler, Politika, Sizlerden