‘Talepler karşılanmadan barış olmaz’

‘Talepler karşılanmadan barış olmaz’

Antakya’nın ardından Diyarbakır’a gelen Barış İçin Gençlik Dayanışması, “Onurlu bir barışın gerçekleşmesinin yolunun Kürdistan ve Türkiye halklarının demokratik ve özgürlükçü taleplerinin karşılanmasından geçecektir” dedi.

DİYARBAKIR- “Gezi’den Lice’ye Gençlik Barışa Köprü Oluyor” şiarıyla yola çıkan Barış İçin Gençlik Dayanışması, Antakya’nın ardından Diyarbakır’a geldi.

“Gezi’den Lice’ye gençlik barışa köprü oluyor” pankartını taşıyan gençleri HDK Amed İl Meclisi, Konu Evi önünde “Lice’den Gezi’ye yaşasın halkların birleşik mücadelesi” pankartıyla karşıladı.

Sık sık “Gezi’den Lice’ye direnişe bin selam”, “İstanbul’dan Amed’e, Rojava’ya bin selam”, “Serhildan berxwedan azadiya Kurdistan”, “Rojava’da düşene dövüşene bin selam” sloganlarının atıldığı eyleme, ESP Gençliği ve YDG de destek verdi.

Konuk evi önünde dayanışma adına bir açıklama yapan Rıdvan Öztürk, Barış için Gençlik Dayanışması adıyla “Gezi’den Lice’ye Gençlik Barışa Köprü Oluyor” şiarıyla yola çıktıklarını söyledi.

Demokrasi ve özgürlük mücadelesinde; gözaltına alınıp işkenceye, taciz ve tecavüze maruz bırakılan; hücrelere atılan ve katledilen yoldaşlarının mücadelelerini yükseltmek ve aileleri ile dayanışmak için bu yola çıktıklarını ifade eden Öztürk, “Gezi ile başlayan Haziran ayaklanmasının kazanımları ve öğretileri ile 40 yıldır mücadele eden Kürt Özgürlük Hareketi’nin yarattığı barış ikliminde, barışa köprü olmak amacıyla buradayız” dedi.

Çözüm sürecine dikkat çeken Öztürk, Türkiye’li bütün halkların, kimliklerin, inanç topluluklarının, ekolojistlerin, LGBT’lerin, kadın ve gençlerin dâhil edilmediği barışın gerçekçi olmayacağının farkında olduklarını, onurlu bir barışın gerçekleşmesinin yolunun Kürdistan ve Türkiye halklarının demokratik ve özgürlükçü taleplerinin karşılanmasından geçeceğini kaydetti.

‘Anadil olmadan barış olmaz

Öztürk, “Anadilinde eğitim hakkı tanınmadan, KCK adı altında gerçekleştirilen siyasi soykırım operasyonları kapsamında zindanlara hapsedilen yoldaşlarımız özgürlüklerine kavuşmadan, Kürdistan coğrafyasında ‘halkların kendilerini yönetme hakları’ tanınmadan, barış sürecinin ilerlemesinden söz edemeyiz” diye belirtti.

‘Toplumsal barış’ın yolunu açtı’

Öztürk, şöyle devam etti: “Türk devleti, yıllardır Türkiyeli halklar üzerinde sürdürdüğü tekçi, asimilasyoncu, inkârcı politikalarıyla halkların demokrasi ve özgürlük mücadelesini sindiremedi, sindiremeyecek. Biz bu tekçi, ataerkil, homofobik ve inkârcı politikaların Gezi ile başlayan Haziran ayaklanmasında işlevsiz hale getirildiğini hep birlikte deneyimledik. Halklar, Türkiye’nin dört bir yanında kurdukları barikatlarda omuz omuza, yürek yüreğe, el ele mücadele vererek, birbirlerine kenetlenerek özgürlük tutkularını güçlendirdiler, zalimlerin üzerine korku saldılar. Haziran ayaklanması Kürdistan ve Türkiye halkların özgürlük mücadelesini kesiştirdi, toplumsal barış yolunu açtı.”

Gezi direnişinde yaşanan birlikte yaşam pratiğinin Abdullah Öcalan’ın demokratik, cinsiyet özgürlükçü, toplum paradigmasının bir örneğini oluşturduğu ve halkların yoldaşlaşması anlamına geldiği değerlendirmesini yapan Öztürk, “Bu yoldaşlaşma Lice’de kalekol yapımını protesto ederken devlet tarafından katledilen Medeni Yıldırım için İstanbul’da Kadıköy’de, Beşiktaş’ta on binlerin sokağa dökülmesiyle kendini gösterdi” diye konuştu.

Öztürk, barışın toplumsallaşması için AKP iktidarının Kürt halkı ve Gezi’nin taleplerini pazarlıksız ve acilen kabul etmesini gerektiğini söyledi.

‘Dilimize kültürümüze sahip çıkacağız’

Konuşmasına Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın sözlerini hatırlatarak devam eden Öztürk, “Barış sürecinin sorumluluk alan, adım atan bir tarafı olmak yerine; Kürt halkının anadil talebine ‘Kürtçe konuşmak isteyen Kuzey Irak’a gitsin’, Gezi’nin doğanın talanına karşı tutumuna ‘Ağaç isteyen ormanda yaşasın’ şeklinde trajikornik ve ciddiyetsiz yanıtlar veren AKP hükümetinin tavrını kınıyoruz. AKP iktidarının buyurduğunun aksine yaşam alanlarımıza dilimizle, kimliğimizle, kültürümüzle sahip çıktık, sahip çıkmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

‘Bütün alanları direniş alanına çevireceğiz’

Öztürk son olarak, Barış İçin Gençlik Dayanışması olarak, bulundukları her yeri direniş alanına çevireceklerini belirterek, ezilen ve ötekileştirilen bütün toplumsal kesimleri her türlü inkâr, imha, baskı ve asimilasyon politikalarına karşı mücadeleyi yükseltmeye çalıştıklarını kaydetti.(ETHA)

 

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 19 Eylül 2013, Perşembe 21:22
Kategoriler: Gençlik, Haberler