İspanya iç savaşından Rojava’ya: No pasaran

İspanya iç savaşından Rojava’ya: No pasaran

AYDIN AKYÜZ

İç savaş boyunca dünyanın birçok yerinden enternasyonal gönüllüler, İspanya’ya savaşmaya gitmeye devam ettiler. İçlerinde tanınmış aydınlar, sanatçılar da olmak üzere; bu savaşçıların en az yarısı burada ölümsüzleşerek, enternasyonalizm bayrağını sonsuza kadar dalgalansın diye İspanya’nın bağrına diktiler. İşte; Serkan Tosun yoldaşın devralarak Rojava’nın bağrına diktiği bayrak, bu bayraktır.

Rojava devrimi, Ortadoğu ve Kürdistan devriminin önemli bir ayağıdır. Rojava devriminin ayakta kalması ve derinleşmesi, yeni devrimlerin patlak vermesi ve yayılması bakımından da özel bir moral, motivasyon ve ilham kaynağı olduğu gibi, Ortadoğu devrimleri için mevzi ve maddi güç olma potansiyelini de taşıyor. Bu yüzdendir ki Rojava ÖSO çetelerinin ve Baas diktatörlüğünün hedefi olduğu kadar, AKP gibi bölge gerici iktidarlarının ve emperyalist devletlerin de hedefindedir. Dört bir yandan bu devrimi boğmaya çalışıyorlar.

Türkiye ve Kuzey Kürdistan devriminin kaderi, bugün hiç olmadığı kadar yaşanmakta olan Arap devrimlerinin ve Rojava devriminin kaderine bağlanmıştır. Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da faşist diktatörlüğün yıkılması ve Ortadoğu’da halk iktidarlarının kurulmasının yolu bugün Rojava devriminin zaferinden geçiyor.

Rojava’daki halk iktidarı sınırlı olanaklarla kendisinden yüzlerce kat güçlü düşmanlarla savaşmak, baş etmek zorunda. Devrimi sürdürerek derinleştirmek için bölge halklarının desteğine ihtiyacı var. Halk bugün açlık, yoksulluk içinde imha saldırılarıyla karşı karşıya.

Rojava’nın yenilgisi bizim yenilgimiz, Ortadoğu devriminin yenilgisidir. Seyirci kalmak affedilmez bir hata olur ve bedelini biz de ağır biçimde öderiz.

Her türlü maddi ve manevi desteğin yanı sıra Rojava için savaşma, Rojava için eylem zamanı. Serkan Tosun yoldaş, bu mesajı en soylu biçimde, Rojava devrimi için dövüşüp ölümsüzleşerek verdi. Bu enternasyonal dayanışmanın en seçkin örneğinden öğrenmek; yüzlerce, binlerce Serkan olup Rojava’da dövüşmek zamanı.

Tarihimiz, benzer soylu enternasyonal dayanışmaların seçkin örnekleriyle dolu. Nice Türkiye ve Kuzey Kürdistanlı devrimci, özgür ve bağımsız Filistin için dövüştü; aydınlık bir gelecek için Yunanistan iç savaşına katılanlar da oldu.

Dünya halklarının devrimci ve komünist hareketin tarihi bunlarla sınırlı değil. Arjantinli Che’nin Küba devriminde en önde savaşması, Bolivya ve Latin Amerika devrimi için dövüşürken şehit düşmesi ve dünyanın her tarafından İspanya iç savaşına dövüşmek için katılan Enternasyonal Tugaylar bunun en çok bilinen örnekleri.

İspanya iç savaşındaki Enternasyonal Tugaylar’ın efsanevi dayanışması, bugün de ezilen halklara ve onun öncülerine yol gösteriyor.

Franco’nun önderliğinde faşist generallerin 17 Temmuz 1936’da yaptığı darbe sonrası İspanya, ordu, kilise, büyük toprak sahipleri ve tekelci burjuvazinin faşist kanadının desteklediği katolik, monarşist ve faşistlerden oluşan güçlerin gerici koalisyonu ile işçilerin, emekçilerin ve liberal burjuvazinin oluşturduğu Komünist Parti’nin de içinde yer aldığı Halk Cephesi olarak ikiye bölündü. Faşistlerin kent kent katliam yaparak ilerleyişi karşısında Halk Cephesi’nin önderliğinde halk da silahlanarak direnişe geçti: Böylece iç savaş başlamış oldu.

İspanya’daki faşist darbeyi yapan generaller ve sivil faşist Falanj çeteler, Hitler ve Mussolini faşist iktidarından bağımsız değillerdi. Bugün Suriye’deki ÖSO çetelerini destekleyen batı emperyalistleri ve bölge gerici iktidarları gibi; 1936’nın İspanya’sında da faşist darbecileri, Alman ve İtalyan emperyalistleri ve faşist iktidarları destekliyordu.

İç savaş boyunca faşist Musolini iktidarı, yüzelli bin asker, faşist Hitler iktidarı ise yirmibeş bin asker ve uzmanla yardımda bulundu faşist darbecilere. Ayrıca, Faşist Franco’ya bombardıman uçakları, deniz filoları, top, zırhlı araç ve otomatik silah vb. askeri yardımlarını da savaş boyunca eksik etmediler. Portekiz devletinin faşist cepheye yardımlarını da eklemek gerek.

ABD ve İngiliz devleti sözde tarafsızlık politikası izlerken, Fransız devleti ise İspanya’daki Cumhuriyetçi iktidarı manevi olarak desteklemenin ötesine geçmedi. İspanya Cumhuriyeti, SSCB’nin yardımı ve Mesika’nın çok sınırlı desteğiyle yetinmek zorunda kaldı.

İspanya iç savaşı böylece, en başından itibaren uluslararası saflaşma ve kamplaşmalara yol açan bir nitelik kazandı. Yerli ve yabancı faşizme karşı verilen ulusal-devrimci bir savaşa dönüştü.

Aynı zamanda 2. Dünya Emperyalist Savaşı’nın hazırlığı gibiydi.

SSCB ağırlıkla uçak ve tank malzemeleri olmak üzere; her ay ortalama kırk gemi dolusu cephane taşıdı İspanya’ya. 1937 yılından sonra bu yardımlarda azalma olsa da kesintisiz yardımlar iç savaşın sonuna kadar devam etti. Sovyetler Birliği, cephane yardımının yanı sıra teknik uzman, pilot ve tank operatörü gönderdi: “… Yüksek rütbeli Sovyet danışmanlar yeni Cumhuriyetçi ordunun kuruluşunda, Madrid savunmasında ve sonraki savaşlarda perde arkasında kalan etkin bir güç oldular.”(1)

Ancak Sovyetler Birliği’nin yardımları, Hitler ve Mussolini iktidarlarının Franco çetelerine yaptığı yardıma kıyasla düşük kaldı.

İspanya Komünist Partisi (PCE), 1933’te Hitler iktidara gelince İspanya’da faşist bir darbe tehlikesinin baş gösterdiğini öngörerek, işçiler ve gençler arasında antifaşist milis grupları oluşturmaya başladı. Cumhuriyetçi hükümeti ve reformcu sosyalist partiyi de uyararak önerilerini götürdü. Ancak ne hükümet ne de Sosyalist Parti faşist tehdidi zamanında görüp, gerekli önlemleri almadılar. Darbeciler harekete geçtikten sonra yalpalayan adımlar attılar.

1936 Temmuz’unda faşist darbe gerçekleştiğinde PCE’nin önderlik yaptığı antifaşist milisler iki yıllık bir deneyime sahiptiler. Karşıdevrimci asker ayaklanmalarına karşı kilit bir rol oynamışlardı.

Çarpışmalar büyüyüp iç savaşa dönünce, dağınık, büyük kuvvetler halinde organize olma kabiliyeti düşük, askeri tekniği geri milis kuvvetleri yetersiz kalmaya başladı. Bu duruma son vermek için PCE düzenli orduya geçme kararı alarak milis kuvvetlerini Beşinci Alay olarak örgütlemeye başladı. Beşinci Alay, iç savaşta büyük fedakarlıklar ve kahramanlıklar sergileyerek destansı bir miras bıraktı.

Faşistler kent kent ilerlerken PXCE Madrid’in stratejik önemini görerek kenti mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev savunmak için hazırlık yaptı. Kadın-erkek, genç yaşlı demeden Madrid halkı, kentlerini savunmak için eline geçen her şeyle mevzi aldı.

CPE’nin ve iç savaşın önderlerinden, halkının la Pasionaria’sı Dolores İbaruri, 18 Mayıs 1936’da radyodan yaptığı o ünlü konuşmasında halkı direnişe çağırdı:

“İspanya halkı! Kadınlar! Silahınız yoksa bıçaklarınızla, kızgın yağlarla savaşın. Diz çökerek yaşamaktansa ayakta ölmek evladır. No pasaran.” (2)

No pasaran (geçemeyecekler) şiarı, İspanya’nın her yerinde ve dünyada dalga dalga yayılarak direnişin sembolü oldu. “No pasaran! Madrid sera le tumbo del fascimo” (Geçemeyecekler! Madrid faşizme mezar olacak) şiarı, faşizme karşı direniş çağrısıydı.

Almanya ve İtalya’da faşistlerin iktidara gelmesiyle uyguladıkları baskı, terör ve emperyalist yayılmacı politikaları dünyanın her yerinde aydınlar, sanatçılar, bilim insanları, yazarlar, işçi önderleri ve demokrat-ilerici kamuoyu tarafından öfke ve tepkiyle karşılanıyordu. O yüzden ilerici dünyanın kalbi İspanya için atıyordu.

“Bir intiharsa, bir romantik ölümse ya da teklifiniz,

kabul, ona da varım

İspanya, senin tercihin, senin kararınım ben,

Ben İspanya’yım.” (3)

Avrupa ve Kuzey Amerika başta olmak üzere, dünyanın birçok yerinde bir enternasyonal ruh, antifaşist ispanya ile dayanışma isteği açığa çıktı.

Bu enternasyonal ruhtan hareketle Üçüncü Komünist Enternasyonal dünyanın bütün demokratlarını, antifaşistlerini ve komünistlerini İspanya halkının yardımına çağırdı. Onları, İspanya’da kendi ülkelerinin özgürlüğü için savaşacak gönüllülerden oluşan taburlar kurmaya çağırdı.

Üç bin kişilik ilk Enternasyonal Tugaylar, 22 Ekim 1936’da İspanya’ya ulaştı. Hep bir ağızdan ant içtiler:

“Buraya gönüllü geldim ve gerekirse İspanya’nın ve bütün dünyanın özgürlüğünü sağlamak için kanımı son damlasına kadar akıtacağım. Yaşasın hür İspanya! Yaşasın Enternasyonal Tugaylar!”(4)

Enternasyonal Tugaylar’ın ilk grubu, büyük Ekim Devrimi’nin yıl dönümü olan 7 Kasım’da, aynı anda Fransızca, İtalyanca, Almanca, Lehçe, Macarca ve Rumence Enternasyonal Marşı’nı söyleyerek girdiler Madrid’e.

“Cellatların döktüğü kan,

kendilerini boğacak

Bu kan denizinin ufkundan,

Kızıl bir güneş doğacak.

Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık

Enternasyonalle kurtulur insanlık.”

Bu sırada Madrid saldırı tehdidi altındaydı. Çocuklar, yaşlılar ve hastalar savşatan uzak kentlere gönderilmişti.

Başkentte kalan kadınlar ve erkekler, faşistlere geçit vermemek için bütün hazırlıklarını tamamlamış, eller tetikte bekliyorlardı. Enternasyonal Tugay’ların gelişinin yarattığı sevinç ve coşku daha doruktayken, Sovyetler Birliği’nin dayanışma için gönderdiği hava filosunun uçakları ufukta görünmeye başladı. Madrid halkının savaşma kararlılığı katlanarak arttı.

Bu enternasyonal ruh maddi bir güce dönüşerek, 1936 Kasım’ında faşistlerin Madrid önlerinde püskürtülmelerini sağladı.

Enternasyonal gönüllülerin ilk grupları Madrid’e vardıklarında Alman, Fransız ve İtalyan’lardan oluşan üç tabura ayrıldılar. Kısa süre sonra Polonyalı savaşçılar Dombrowski taburunu kurdular. Taburlar XI. Uluslararası Tugay adı altında toplandı. Almanya’dan gelen gönüllülerin kurduğu ilk tabur, işçi lideri Edgar Andre adını aldı.

Ayrıca Macarlar, Bulgarlar, Rumenler, Çekoslavaklar, Kuzey ve Güney Amerikalılar, İngilizler, Belçikalılar, Norveçliler, Finliler, Danimarkalılar, İsveçliler, Avusturyalılar, İsviçreliler, Arnavutlar, Yugoslavlar… Tam 54 ülkeden gönüllüler, iki buçuk yıllık iç savaş boyunca İspanya’ya gelip savaştılar.

“Uzaktan geliyorsunuz… ama/Ne önemi var uzaklığın/Kanınız türküsünü tutturmuş /Sınırsızlığın, sonrasızlığın./Ölüm adınızı seslenebilir bir gün/Kimbilir nerede, hangi kentte, kırda, kenarda?/Bu ülke de olsa ya da öbürü,/Küçük ya da büyük,/Haritalar üzerinde ayrı ayrı renklerde de boyanmış olsa/Halk aynı kökten fışkırır aynı düşten.”(5)

Fransız savaşçılar en kalabalık taburu oluşturuyorlardı. Bu savaşçıların bir kısmı iç savaşta yoğrulmuş ve çelikleşmiş olarak ülkelerine döndüklerinde, patlak veren 2. Emperyalist Paylaşım savaşında faşist işgalcileri kovmak için yapılan partizan savaşında önemli roller üstlendiler.

1936 Kasım’ında Madrid sokaklarında aynı mevzide omuz omuza savaşan Alman ve Fransız savaşçıların başında, Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’nda karşı cephelerde savaşan eski Alman subayı olan Hans Kahle ve eski Fransız subayı olan Domant bulunuyorlardı. Aradan geçen 18 yıl ikisini de çok değiştirmişti. Artık devletlerinin emperyalist amaçları için değil, halkların özgürlüğü ve kurtuluşu için savaşıyorlardı.

“Kavuştum dileğime,/Verdim verebildiğimi/Başkaları yaşasın diye/Ve kurşun/Durdurunca yüreğimi,/Ve kan/şorlayınca boğazımdan, gördüm/Bilemedim, kan mıdır bu/Yoksa bir kızıl alev mi ne?” (6)

İç savaş boyunca dünyanın birçok yerinden enternasyonal gönüllüler, İspanya’ya savaşmaya gitmeye devam ettiler. Bu destansı dayanışmaya, 54 ülkeden 42 binden fazla özgürlük savaşçısı katıldı. İçlerinde tanınmış aydınlar, sanatçılar da olmak üzere; bu savaşçıların en az yarısı burada ölümsüzleşerek, enternasyonalizm bayrağını sonsuza kadar dalgalansın diye İspanya’nın bağrına diktiler.

İşte; Serkan Tosun yoldaşın devralarak Rojava’nın bağrına diktiği bayrak, bu bayraktır. Serkan’ın çağrısı başta Ortadoğu halkları olmak üzere tüm dünya halklarınadır. 1936-’39’da İspanya’da dalgalanan enternasyonal gönüllüler bayrağını, bugün Rojava’da Serkan’dan sonra da devam etsin diye Enternasyonal Tugaylarla Rojava devrimine omuz verme zamanı. Şimdi, Rojava’da dövüşerek Serkanlaşmak zamanıdır. Yeniden ve daha güçlü: No pasaran!

  1. Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi, C. 3, s. 862
  2. age. C. 3, s. 866
  3. age. C. 3, s. 867, İngiliz şair W. H. Auden, 1937
  4. age. C. 3, s. 867
  5. Faşizmi Ezeceğiz, Dolares İbaruri, s. 285, İspanyol şair, Alberti
  6. age. s. 288, Şair Longston Hugheh

* Atılım Gazetesi’nin 27 Eylül 2013 tarihli 84. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 28 Eylül 2013, Cumartesi 13:00
Kategoriler: Atılım Dosya, Haberler, Politika