Yılın modası Kazova

ERKAN SEVİNÇ

Kazova Tekstil işçileri, kendi ürettikleri kazaklar için Kazova işgal fabrikası defilesi düzenlediler. Defileye katılarak destek veren sanatçılar, kazakları giyerek mankenlik yaptılar. Yine, gaz maskesi, kask ve poşularıyla da “sosyalist bir defile” gerçekleştirdiklerini belirttiler. Ve işçiler, senenin modasını “işgal et, diren, üret” modası olarak belirlemiş oldular.

Kazova patronu, 31 Ocak’ta işçilerin 4 aylık maaşları, kıdem ve ihbar hakları, izin ve fazla mesai ücretlerini ödemeden ortadan kaybolmuştu. Bunun üzerine işçiler, patronun gizlice işyerini boşaltmasını engelleyerek, işyerini işgal etmişlerdi. Bu aşamadan sonra da işçiler patronsuz üretime başlayarak, ürettiklerini önce forumlarda satmaya başladılar. Daha sonrasında ise kooperatif kurarak üretim ve satışı örgütlemeye başladılar.

Ülkemizde fabrika işgalleri, yabancısı olduğumuz durumlar değil. Bu bakımdan onlarca örnek sıralanabilir. Lakin, Kazova işçilerinin işgal edip, sonra da üretime geçirdikleri ilk örnek olsa gerek. Aslında biz, bu örnekleri daha çok Latin Amerika’dan biliyoruz. Latin Amerika’da topraksız köylülerin toprak işgali, konutların kamulaştırılması ve fabrikaların işgal edilip işçiler tarafından işletilmesi oldukça yaygın. Yaygın oldukları kadar meşruluk kazanmış olgulardır.

Haziran (Gezi) ayaklanmasının işaret ettiği en önemli olgulardan biri, kolektif üretim (komün) ve kitle yaratıcılığı, inisiyatifidir. Bu durum, kitlelerin doğrudan demokrasinin altını kalınca çizdiği bir süreçti. Doğrudan demokrasi, “yönetime katılma, pratikleştirme ve denetim” biçiminde işledi. Dolayısıyla, kitle inisiyatifinin gelişimine, çeşitlenmesine ve değişim zemini yaratmasına vesile oldu. Yani, hem Haziran ayaklanmasına katılan kitlede güçlü bir değişim, ama aynı zamanda ilerici, devrimci, sosyalist güçlerle buluşmada ve değişimi algılamalarında önemli etkilerde bulundu.

Haziran ayaklanması ölçüsünde olmasa da Kazova işçilerinin kendi durumlarını değiştirmede ve emek hareketine ciddi katkılarda bulunacağını şimdiden söyleyebiliriz. Hatırlanacaktır, Sarıyer Derbent’te kentsel dönüşüm hasebiyle evlerini satıp direnişe katılmayıp gidenlerin evleri, emekçiler tarafından işgal edilip, evsizlere dağıtılmıştı. Bu durum da, tıpkı Kazova gibi yaygınlaşmasa da yeni bir eşiğe işaret ediyordu.

Ufkunu genel perspektiflerle sınırlayan bir görüş açısı “Olur mu? Bunlar ütopist vb.” gibi klasik klişe yaklaşımlarda bulunabilirler. Lakin, o engin görüş açılarının bu pratik yaratımlarla ilerleyeceğini kendilerine hatırlatmakta yarar var.

Kazova işçileri, kooperatif gibi kolektif mücadele araçlarını etkin kullanmanın örneklerine başvuruyor. İşçiler fabrikayı işletmeye başladıktan sonra, bulundukları mekânı yeniden inşaya girişiyorlar. Fabrikanın bulunduğu mekâna, işçilerin gidip çay, yemek ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri “kooperatif kefateryası”, kadın işçilerin çocuklarını bırakacakları “kooperatif kreşi”, yoksul öğrencilerin ücretsiz ders alabileceği “kooperatif dershanesi”, başka komün, kooperatiflerin ürünlerinin de satılabileceği “kooperatif satış yeri” kurmayı planlıyorlar.

İşçiler, Kazova patronu ortadan kaybolunca, “Şaşırdık, ne yapacağımızı bilemedik, evlerimize gittik. Daha sonra fabrikadan mal kaçırıldığını öğrendik, fabrikanın önüne toplandık ve direnişe başladık” diyorlar. Görüldüğü gibi, işçilerin gelişimi ve süreci kendi iradelerinin denetimine almaları muazzam bir potansiyele işaret ediyor. Aslında Gezi ile ortaya çıkan tam da bu; kendine güven ve yaratıcılıktır. Görülüyor ki, Gezi çeşitlenerek biçimleniyor.

Direniş öğretiyor. Fakat her direniş hak ettiği ilgiyle buluşmalıdır. Çünkü emek mücadelesi açısından önemli ve ön açıcı deneyler birikiyor. Bu örneklerin çoğaltılması ihtiyacı ortada duruyor. Lakin, öncelikli olarak kazanımların kolektifleştirilmesi, dayanışma ve desteğin örülmesi gerekiyor. Başarı, genel bir kazanımdır. Bunu hanemize yazmakla karşı karşıyayız, tabi onunla doğru ilişkilenerek.

Ve ilk kez işgal edilen bir fabrikanın işçileri, ürettikleri ürünlerin defilesini yapıyor. Defilenin mesajı ise; işgal et, diren, üret…

* Atılım Gazetesi’nin 11 Ekim 2013 tarihli, 86. sayısında yayımlanmıştır.

Yayın tarihi: 14 Ekim 2013, Pazartesi 11:25
Kategoriler: Emek, Haberler, Sizlerden
Daha fazla: , , , , , , ,

Paylaş

Google1GoogleYahooBloggerMyspaceRSS

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş