Ferhat Tunç’tan 30. yıl konseri

Ferhat Tunç’tan 30. yıl konseri

Özgün müziğin sevilen isimlerinden Ferhat Tunç 30. sanat yılını İzmir Fuar Açık Hava Tiyatrosu’nda verdiği konserle kutladı. Kutlamaya BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de katıldı.

İZMİR (Mehmet Nabi Batuk)- Sanatçı Ferhat Tunç, 30. sanat yılını İzmir’de düzenlediği konserle kutladı. İzmir Fuar Açık Tiyatrosu’nda düzenlenen konsere binlerce kişi katıldı. Konserin sunumunu BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder yaptı. Konsere, BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da katıldı.

Konserde öncelikle “Tarih Bize İyi Davranmadı” isimli Ferhat Tunç’un hayatını anlatan belgesel gösterildi. Sırrı Süreyya Önder, yaptığı konuşmada, “Ferhat’ın sanat yılını anlatan kıymetli çalışmayı izledik. Anlatılan bir ülkenin zulüm tarihidir aynı zamanda. Normal şartlarda bir sanatçının hayatı öyle olmaması gerek. Bu ülkede halktan yana olan ve zulme baş kaldıran hangi sanatçı sazını, sözünü, emeğini yükseltmişse onu bekleyen akıbet budur. Bu işte bir yanlışlık yok mudur?” diye sordu.

Önder, “Ferhat Tunç gibi sanatçıların sesi daha güzel çıkar çünkü Dersim gibi bir coğrafyanın bin yıllık acısının verdiği bir yanıklık vardır. Onun için Ahmet Kaya’nın, Ferhat Tunç’un sesleri gür çıkmaktadır” diye konuştu.

Önder’in ardından konuşan BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Onuruyla mücadele ederek halkının yanında yer alanların yaşadığı trajediler bellidir. Halkının yanında olan sanatçıların payına düşende en ağır bedeller oldu. İşte Ahmet Kaya, Ferhat Tunç ve Yılmaz Güney bunlardan sadece bir kaçı” dedi. Konuşmaların ardından Demirtaş, Önder ve Tunç birlikte “Dersim Türküsü”nü seslendirdi.

Ferhat Tunç ise 30 yıllık süre zarfında kimi zaman insan cesetlerini toplamak zorunda kaldığını belirterek, “Katliamlara, barbarlıklara şahit oldum. Ölümleri yaşadım, belki olması gerekliydi. Bunun son olmasını istiyorum. Artık barış olsun, çözüm olsun” dedi. Tunç, Ahmet Kaya’yı da anarak, “Kendi kimliğini bir halkın kimliğini dillendirmek, ölmek için bir neden miydi?” diye sordu.

Gece Ferhat Tunç’un ezgileriyle devam etti.

‘Onurlu bir 30 yıl geçirdik’

1979 yılında Almanya’ya giden sanatçı burada Mainz Üniversitesi’nde aldığı müzik eğitimiyle “Kızılırmak” adlı ilk albümünü çıkardı. “Bu Yürek Bu Sevda var iken” albümüyle 12 Eylül karanlığına itiraz eden sanatçı, 1985’te Türkiye’ye döndü. Türkiye’de yaptığı “Vurgunum Hasretine” albümü ile artık toplumsal muhalefetin içerinde yer alıyordu. Ferhat Tunç müzik yaşamı boyunca birçok gözaltı, dava ve saldırıya uğradı.

Konser öncesi Ferhat Tunç ile kuliste 30. sanat yılı ve güncel gelişmeleri konuştuk.

Öncelikle 30. sanat yılınızı kutluyoruz. Bu yılları acılarla, mutluluklarla geçirdiniz. Neler hissettiniz?

Tanımlanmayacak duygular içindeyim. Bugünden 30 yıla bakınca aslında pek değişen bir şeyler olmadığını görüyorum. Dolayısıyla bu her şeyi bende canlı tutuyor. Dün ne yaşadıysam bugün de aynı şeyi yaşıyorum. Aslında bu son derece trajik bir durum yaratıyor bende. Gelecek kuşaklar Türkiye’nin son 30 yılını görmek istiyorlarsa biz çok iyi bir arşiviz. Ahmet Kaya’nın, Ferhat Tunç’un albümlerini dinlerlerse nasıl bir 30 yıl yaşandığını çok iyi bir şekilde göreceklerdir. Gerçekten çok acıtan bir 30 yıl yaşadık. Bu gece bunları anımsatacağım için çok mutlu olmadığımı belirtmen gerekiyor. Beni çok mutlu etmeyen fakat çok şey öğreten ve çok büyük bir mücadelenin ürünü olan bir 30 yıl yaşadık.

Acılardan bahsettiniz. Dün ODTÜ’de büyük bir ağaç kıyımı yaşandı. Neler söyleyeceksiniz?

Acımasızlık hayatın her alanında devam ediyor. Ağaca kıymak, ormana kıymak bana göre insana kıymak gibi bir şeydir. Çevreye karşı bu kadar acımasız olan bir iktidar zihniyetinin demokrasiden, özgürlüklerden bahsetmesi zaten beklenemez. Gezi süreci bu iktidarın acımasızlıklarına karşı güzel bir cevap olmuştur. Ve bu yüzden bu kadar saldırgan olmuşlardır. Gece yarısı bayram demeden ormana dalıyorlar ve ormanı katlediyorlar. Böyle vahim bir süreç yaşadık. Bu iktidarın dünün iktidarlarından farkı olduğunu söylemek gerçekten mümkün değildir. Dün bizler devletin DGM’lerinde yargılanıyor, tutuklanıyorduk. Bugün de AKP’nin mahkemelerinde yargılanıyoruz. Bugün buraya geldim eşim ve çocuğumla, fakat günlerdir Esenyurt polisi beni arayıp duruyor. İfade vermeye çağırıyorlar.

En umutsuz anımızda bile umuda sarılmak zorundayız. Ben 30 yıllık sanat yaşamında Kürdistan’da halkımla birlikte en acımasız dönemleri yaşadım. Ellerimizle insan cesetlerini topladık. Bir sanatçının asla karşılaşmaması gereken durumlar ve dünyanın hiçbir yerinde normal karşılanmayacak şeyler bunlar. Artık daha fazla acılar yaşamak istemiyoruz. Türkiye demokratik bir barış dönemine girmişken bizim de bu gece vereceğimiz mesajlar bu yönde olacaktır. Gezi direnişi hepimizi umutlandırıyor. Toplumsal muhalefetin gelişmesi ve devletin ötekileştirdiği bütün kesimlerin bir araya gelmesi bizim sarılabileceğimiz en büyük toplumsal destektir. Daha da çoğaltmak zorundayız. Biz de şarkılarımızı bu yönde yaptık. Ben de, Ahmet Kaya da şarkılarımızı insanca yaşayabilecek bir ülke yaratmak için yaptık. Benim şarkılarım da Türkiye’de daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi içindi. Bizler hep bu mesajları vermeye çalıştık. Bedeli ağır da olsa onurla gururla yaşadığımız bir 30 yıl geçirdik. Bükülmeden eğilmeden bir 30 yıl yaşadık. Bunun onurunu taşımaktayım.

Son olarak hükümetin açıkladığı “demokratikleşme paketi” hakkında neler düşünüyorsunuz?

Demokratikleşme paketi açıklanırken Dersim’de bir kahvede, Dersimlilerle birlikte izledim. Beklentiler çok yüksek tutuldu ve kimseyi tatmin etmeyen bir paket açıklandı. Bu kabul edilebilecek bir şey değil. Bizler artık eşitliğin, özgürlüğün ve gerçek bir demokrasinin olduğu bir yaşam istiyoruz. Savaşın bitmesini istiyoruz. Taleplerin karşılandığı bir sürecin çok daha anlamlı olacağına inanıyorum. Yeni bir çatışma olasılığını pek düşünmüyorum. Yeni bir çatışma süreci olursa bunun sebebi AKP iktidarı olacaktır. AKP iktidarının tek taraflı dayatmacı anlayışı ve yerel seçimlere yönelik yaptığı hamleler savaş sürecinin yeniden başlamasına zemin tutmaktadır. Fakat halkların eşit ve özgür bir yaşama yönelik isteği baskın çıkacaktır. Bizim barış konusunda ısrarlı olmamız lazım. Son 6 aydır insanların ölmemesi, cenazelerin gelmemesi büyük bir kazanımdır ve bunu korumak zorundayız. Artık kimse anaların ağlamasına tahammül edecek durumda değil. Taleplerin karşılandığı özgür ve demokratik bir ülkede yaşamak en büyük istediğimizdir. Devlet her zaman kendi isteklerini insanlara dayattı, bizler de artık kendi isteklerimizle devletin karşısına çıkmak zorundayız. Ne AKP ne CHP bu sorunun çözümünde somut adımlar attı. Bizler bu noktada farklı seçenekler yaratmak zorundayız. Halkların ortak bir zeminde buluşması için önümüzde çok önemli bir süreç var. Her şey çok güzel olacak ve asla umutsuz ve karamsar olmamalıyız. (ETHA)

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 21 Ekim 2013, Pazartesi 1:46
Kategoriler: Haberler, Kültür-Sanat