‘Suçumuz gerçeğin peşinden koşmak’

‘Suçumuz gerçeğin peşinden koşmak’

KCK basın davasında savunma yapan DİHA eski muhabiri Murat Eroğlu, Kürt basınında çalıştığı için yargılandığını hatırlattı, “Suçumuz gerçeklerin peşinde gitmektir. Gerçeklerin peşinde gitmeye devam edeceğiz” dedi.

İSTANBUL- 20’si tutuklu 46 gazetecinin yargılandığı KCK basın davasında 7. duruşmanın 3. oturumu başladı.

Duruşmaya tutuklu gazetecilerden Yüksel Genç dışında tamamı, 9 tutuksuz gazeteci katıldı. İlk olarak söz alan DİHA eski çalışanı Murat Eroğlu, ana dili Kırmançki dilinde savunma yaptı.

Anadil üzerindeki yasaklara dikkat çeken Eroğlu, “Anadilimiz üzerinde uygulanan baskılar, bu devletin ayıbıdır” dedi. Mücadeleler sonucunda anadilde savunma hakkını kazandıklarını belirten Eroğlu, “Ancak mahkemede dilimizi kullanmak için para ödemek zorundayız. Bunu protesto ediyorum” diye konuştu.

Dilin insanın kültürü, hakkı, fikri, ruhu ve ahlakı olduğunu söyleyen Eroğlu, şöyle konuştu: “Bir halk anadilinde konuşursa fikri ilerler. Ben anadilimi savunmak için burada anadilimde konuşuyorum.”

Arkadaşlarının iki yıldır tutuklu yargılandığını hatırlatan Murat Eroğlu, “İki yıl yetmez mi?” diye sordu.

Gazeteci Eroğlu şöyle konuştu: “Artık özgürlüğümüzü istiyoruz. Devlet, Kürt sorununu çözmüş olsaydı, biz burada olmazdık. Demokrasi olsaydı, burada olmazdık, bu dava olmazdı. Kendi dilimizde konuşur ve yazardık. Mesleğimizi yapardık. Kürt gazetelerinde çalıştığımız için buradayız. Aydınlığın peşinde koştuk. Bize bu yolu açanlar, kurşunlandı, öldürüldü, hapsedildiler. Ama durmadılar. Suçumuz gerçeklerin peşinde gitmektir. Gerçeklerin peşinde gitmeye devam edeceğiz.”

‘Şimdi de paran kadar konuş,diyorlar ‘

Eroğlu’nun ardından söz alan DİHA muhabiri Pervin Yerlikaya Babir de anadili Kırmançki dilinde savunma yaptı. Kürt dili ve Kürt halkı üzerinde yıllardır zulüm ve asimilasyon politikalarının uygulandığını kaydeden Babir, anadilde savunma hakkının cezaevlerinde yapılan açlık grevi ve yıllardır süren mücadele sonucunda kazanıldığını belirtti ve ekledi: “Ancak bu kısmi bir halk. 1980’li yıllarda Diyarbakır Cezaevi’ndeki görüş kabininin girişinde ‘Türkçe konuş, çok konuş’ yazıyordu. Bugün de bize ‘Paran kadar anadilinde konuş’ deniliyor. Bunu kabul etmiyorum.”

Babir, savunmasının devamında “örgüt üyeliği”ne delil olarak gösterilen telefon ve mail görüşmelerinin hiçbirinin suç unsuru taşımadığını belirtti

Adliye önünde eylem

Duruşma öncesinde Gazetecilere Özgürlük Platformu, adliye önünde “Adalet için bekliyoruz” pankartı açarak, “duran insan” eylemi yaptı.

Eylem sonunda kısa bir açıklama yapan TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi, gazetecilerin yargılandığı davaları takip ettiklerini hatırlattı, “Bundan sonra da meslektaşlarımız için adalet aramaya devam edeceğiz” dedi. Yarın ara karar verileceğini söyleyen İpekçi, “Umarız yarın meslektaşlarımız tahliye edilir ve özgürlüklerine kavuşurlar” diye konuştu.

İpekçi, gazeteciler Füsun Erdoğan, Bayram Namaz, Sedat Şenoğlu, Arif Çelebi, Ziya Ulusoy ve İbrahim Çiçek’in de yargılandığı davada 3 Kasım’da karar çıkacağını hatırlattı, “O gün adalet için nöbet tutmaya devam edeceğiz, Çağlayan Adliyesi’nin önünde olacağız” dedi. İpekçi, 5 Kasım’da ise “Gazetecilik için Ayağa Kalk Günü”nde eylem yapacaklarını duyurdu.

Açıklamanın ardından gazeteciler, duruşmayı izlemek için adliyeye girdi. Duruşmayı GÖP’ün yanı sıra Avrupa Gazeteciler Federasyonu’ndan Patric Kamenka da takip ediyor.(ETHA)

 

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 31 Ekim 2013, Perşembe 21:47
Kategoriler: Haberler, Politika