Her ne yaparsanız yapın varacağız emelimize!

Her ne yaparsanız yapın varacağız emelimize!

“Her ne yapsan, varacağız emelimize”. Usta şair Nazım’ın, Kemalist burjuvazi tarafından Mustafa Suphi ve 14 yoldaşın Karadeniz’in kanlı karanlık sularında boğularak katledilmesi üzerine yazdığı şiirde belirttiği gibi. Bu satır emeğin sermayeye, proletaryanın burjuvaziye karşı mücadele kararlılığını yansıtıyor. Aynı zamanda burjuvazinin mücadeleyi engelleyemeyeceği, devrimin er ya da geç zafere ulaşacağı inancını dile getiriyor.

Bu boş ve temelsiz bir inanç değil. Tam tersine toplumun maddi yasalarının kaçınılmaz sonucunu gösteren bilimsel bir inanç. Burjuvazi oldubitti devrimci değerleri silmeye, gözden düşürmeye çalıştı. Bunu başaramadığı yerde ise bilimsel sosyalizmin kurucu önderleri Marks, Engels ve Che Guavera örneğinde olduğu gibi zararsız ikonlar, meta değeri haline dönüştürüyor.

Fakat burjuvazi, devrim ve sosyalizm şehitlerinde sermaye ve faşizme karşı mücadele, sınıf mücadelesi, insani değerler, fedakarlık, halk sevgisi, halka bağlılık, çıkarsız, yalansız, kararlılık, sömürüsüz bir dünya düşünü ve idealini görüyor. Kapitalizme ve faşizme karşı savaşta bu değerlerin kuşaktan kuşağa aktarılmasını engellemek istiyor. İstiyor ki, halk devrimcileri sahiplenmesin, devrimci değerlere sahip çıkmasın. Böylece işçi sınıfı ve ezilenleri mücadelede ideolojik olarak silahlandıracak değerler kaybolacak, derin sessizliğe terk edilerek unutturulacak! Mücadele eden kuşaklar arasında kopuşu sağlamış olacak! Amaç; dünle bugün, geçmişle gelecek arasındaki bağı koparmaktır.

Tam da buradan yola çıkarak, devrimcilerin anılması suç kapsamına sokularak ceza konusu haline getiriliyor. Devrimci önder İbrahim Kaypakkaya’nın anmasına katıldığı için en yakınları, annesi hakkında bile ceza istemiyle davalar açılıyor. Sosyalist yazar ve devrimci Kutsiye Bozoklar’ı uğurlama törenine katılanlara “örgüt propagandası” cezası verildi. Denizleri, Mahirleri, İboları anmak, resimlerini taşımak tutuklanma gerekçesi haline getiriliyor. Adana’da anma etkinliği yapan sosyalistler hakkında “örgüt üyeliği” cezası isteniyor. Komünist kadın savaşçı Yasemin Çiftçi’nin uğurlamasına katıldıkları gerekçesiyle sosyalistlere onlarca yıl ceza yağdırıldı. İçlerinden bazı yoldaşlarımız tutsak edildi. Gezi direnişçisi tutsaklara işkence merkezlerinde, “Neden Yasemin Çiftçi anmasına katıldın, Yılmaz Selçuk’un cenazesine neden katıldın?” soruları soruluyor. Bunlar tutuklama gerekçesi haline getiriliyor.

Burjuvazinin şehitleri sahiplenmeye yönelik saldırısı ideolojiktir. Şehitleri sahiplenmek ve onların değerlerini yaşatmak ne kadar ideolojikse saldırı da öyledir. Şehitlere ve devrimci değerlere saldırıyı teslimiyetin ve boyun eğişin bir parçası haline getirmek istiyor. “Önce beyaz kirlenir” felsefesinden hareketle önce en beyaz, en temiz değerlerimizi temsil eden şehitlerimize saldırıdan başlıyor.

Burjuvazi, sosyalizmin zamanının geçtiğini, devrimin artık imkansız olduğu propagandası yaparak devrimcilerde, zulme ve sömürüye karşı mücadele edenlerde umutsuzluk yaymaya çalışıyorlar. Peki, öyleyse devrimcilerin, sosyalistlerin anmasına ve sahiplenilmesine neden bu kadar saldırı? Devrim şehitlerine sahip çıkılmasını neden ağır ceza konusu haline getiriyor? Demek ki, devrimci düşüncelerden ve devrimci ideallerden korkuları devam ediyor. Korktukça da saldırganlıkları artıyor.

Şehitlerimizin aziz hatıralarındaki devrimci irade, siyasi kararlılık, baş eğmezlik, feda bilinci, çıkarsız sevgi ve yoldaş paylaşmaları akıllarına gelince çıldırma histerisine kapılıyor, bencillik ve bireyciliği her şey haline getirmeye çalışıyorlar.

Onlar, devrim şehitlerini anmanın meşruiyetini ortadan kaldırmak istiyor. Fakat sömürüye ve baskıya karşı işçinin, ezilen milyonların mücadelesini nasıl engelleyecekler? Her şeyden önce işçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesi meşru ve haklıdır. İşçi sınıfının burjuvaziye karşı mücadelesi ne kadar meşruysa devrim şehitlerine sahip çıkmak da o kadar meşrudur. Meşru olmayan, onların köhne düzenidir, zalimliğidir, zorbalığıdır. Ne zindan, ne işkence ne de katliamları halkın mücadeleye katılımını engelleyemeyecek.

Şairin dediği gibi, “Aramızdan birkaç yoldaş ayırmak değil/ Her ne yapsan varacağız emelimize!”

* Atılım Gazetesi’nin 15 Kasım 2013 tarihli 90. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 15 Kasım 2013, Cuma 17:37
Kategoriler: Haberler, Makaleler, Politika, Yapıdan