Gazi’nin dirilen ruhu

Gazi’nin dirilen ruhu

ÜMİT YETİK

AKP iktidarının kadınların yaşam biçimlerine, Alevilere, Kürtlere, bu topraklarda birlikte yaşama isteyen tüm kesimlere karşı uyguladığı baskı politikaları bu kesimlerde büyük bir tepki biriktirmişti. Kürtajdan sezaryene bir dizi yasaklamalar, Alevilerin zorunlu din derslerinin kaldırılmasına dönük taleplerinin görülmemesi, cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşturulmaması, boğaza yapılacak üçüncü köprünün adının Yavuz Sultan Selim olması, patlamayı tetikleyen sebepler oldu. Dili ve kimliği inkar edilen Kürtlerin verdiği onca bedel karşısında iktidarın ciddiye alınacak adımlar atmamasını da eklersek, Gezi Parkı ile başlayan ayaklanmanın neden tüm ülkeyi etkisine aldığını anlarız. Elbette Gezi ayaklanması Gazi Mahallesi’nde de güçlü şekilde yankılanmıştı. Gazi, yeniden ayaklanma günlerini yaşıyordu.

31 Mayıs 2013 günü, saat 22.00 gibi ben ve iki arkadaşım Taksim’den Gazi’ye dönüyoruz. Sabahtan beri Taksim’de gazdan ve tazyikli sudan dolayı çok halsiz düşmüşüz. Mahalleye ulaşıyoruz. Eski karakol civarında, yaklaşık 40-50 kadar kadının ellerinde tencere tavalı yürüyüşüne denk geliyoruz. Otobüsü durdurup iniyor, yürüyüşü yapanların peşinden gidiyoruz. Başta niye yürüdüklerini anlamıyoruz. “Her yer Taksim, her yer direniş” sloganını duyduğumuzda sebebini anlıyoruz. Halk, pencere ve balkonlardan kitleye destek veriyor. Yürüyüş devam ettikçe kitlenin sayısı bin kişiyi buluyor. Kitle, cemevine yaklaştıkça sayı beş bini geçiyor. Bu sırada cemevinin önünde toplanan binlerce insan, cemevine yaklaşmakta olan kitleyle birleşmek için onlara doğru yürüyüşe geçiyor. Kitle birleştikten sonra yürüyüşün başladığı eski karakola doğru yeni bir yürüyüş başlıyor.

Korna, ıslık, slogan sesleri arasında yürüyüş devam ediyor. Bu sırada yoldaşlarımızla birleşiyoruz. Yoldaşlar, yürüyüş kolunun önüne geçip kitleyi yönlendirmeye çalışıyor. 3-4 yoldaş önden arabaları çevirip yolu kapatıyor. Diğer siyasetlerden arkadaşlarla görüşmek isteniyor ama tanıdık yüzler bulunamıyor. Bunun üzerine ESP olarak inisiyatif alınıp kitle yönlendirilmeye çalışılıyor.

Eski karakola ulaşıldığında kitlenin 20 bine ulaştığını görüyoruz. Kitle tekrar yönünü cemevine çevirip yürümeye başlıyor. Bu sırada diğer siyasetlerden arkadaşlar da geliyorlar. Yönetici arkadaşlarımız Taksim’de oldukları için bizler muhatap oluyoruz. Karakola doğru yürüyüşe geçme kararı alınıyor. Megafonlar, önlükler getiriliyor. Görevlilere dağıtılıyor. Görevliler kitleyi az da olsa yönlendirebiliyorlar. Kitle söylenenlere pek kulak asmıyor ama yine de kortej kurallarına göre yürüyor. Yürüdükçe insan sayısı artmaya devam ediyor. Adeta tüm Gazi halkı sokağa çıkmış gibi. Biz de hayretler içindeyiz. İlk kez böyle bir yürüyüş oluyor Gazi’de.

Kitle cemevine ulaşıyor. Görevli arkadaşlar artık dağılmış durumda. Kitle yine kendi inisiyatifiyle yürümeye başlıyor. Her kafadan bir ses çıkıyor. Adana Mahallesi’nden de insanlar yürüyüş halinde kitleye karışıyor. 5-6 kişi bu arada görevli olarak ortaya çıkıyor. Kitleyi cemevine doğru geri çevirmek istiyorlar. Yoldaşlar ve diğer siyasetler itiraz ediyor ve kitleye müdahale etmemelerini söylüyorlar. Sonradan Koçgiri Platformu’ndan olduklarını öğrendiğimiz bu kişilere kitle de tepki gösteriyor, karakola doğru sloganlar eşliğinde yürüyüşlerine devam ediyor. Kitle artık kendi inisiyatifiyle yürüyor. Hiçbir siyasi kurum müdahale etmiyor. Öyle görkemli bir kitle var ki, baktığımızda sayının 50-60 bine ulaştığını görüyoruz.

Kısa bir süre sonra karakola ulaşan kitle, daha kimse ne olduğunu bile anlamadan karakolu taş yağmuruna tutmaya başlıyor. Camların kırıldığını görüyoruz. Karakolun bahçesindeki polisler karakol binasına kaçıyorlar. Akrep olarak bilinen iki tane polis aracı karakolun çıkış kapısına doğru dayanıyor ama dışarı çıkması mümkün olmuyor. Halk karakolu tutmuş durumda.

Bu sırada polisin gaz ve plastik mermi ile saldırmaya başladığını görüyoruz. İlk sıkılan biber gazından DHF’li bir arkadaşın başından vurulduğunu öğreniyoruz. Hastaneye kaldırılmış, durumu ağır. Halk tüm hızıyla taş ve sloganlarla saldırmaya devam ediyor. Zaman ilerledikçe polis de artık kitleyle baş edemeyeceğini anlıyor. Bir yandan gaz sıkarken, diğer yandan anons yapıyor, “Sayın Gazi halkı, lütfen dağılın. Taşladığınız, kırdığınız yeter artık. Yoksa daha sert müdahale edeceğiz” şeklinde kitleye sesleniyor. Ama kitle dağılmıyor. Bu esnada polisin biber gazı bitiyor. Bu sefer polisler silahlar sıkmaya başlıyor. Halk yine geri çekilmiyor, çatışmaya devam ediyor. Polislerin bu sefer de aydınlatma mermisi attığını görüyoruz. Meğer bu şekilde yardım istiyorlarmış. Ama yardımın geleceği yolda da halkın barikatlar kurduğunu öğreniyoruz. Bir süre sonra polis helikopterlerinden kitleye gaz bombası ve plastik mermi atılıyor. Birçok insan yaralanıyor. Bu sırada bir vatandaş daha başından vuruluyor. Bilincini kaybetmiş durumda. Sokağı al kanlarıyla boyadı. Hemen hastaneye kaldırılıyor. Bu esnada helikopterlerden şiddetli şekilde gaz sıkılmaya devam ediliyor. Kitle geri çekiliyor. 2-3 sokak aşağıda yeniden birleşiyor. Ortalık toz duman! Adeta kıran kırana mücadele sürüyor.

Sokakta, arkadaşlarla oturup dinlenmek istiyoruz. Sabahtan beri hiç oturmamışız. Gaz bombaları mahalleyi sis gibi sarmış durumda. Mahalle halkının, çatışan gruplara solisyon malzemeleri dağıttığını görüyoruz. Gazdan çok kötü etkilenmiş durumdayız. Dağıtılan solisyon malzemelerinden alıyoruz. Gaz bizi yeteri kadar zehirlememiş gibi bir de oturup sigara içiyoruz. Biraz dinlendikten sonra polisin saldırısı şiddetini artırarak yeniden başlıyor. Karakoldan tekrar gaz sıkmaya başlıyorlar. Öğreniyoruz ki, ambulansların içinde gaz bombası taşıyorlar. Bundan sonra halk, mahalleye gelen tüm ambulansların içine bakarak geçişine izin veriyor. Kitle, geri çekildiği için avantajını kaybetmiş durumda. Polis, zırhlı araçlarla karakolun etrafını sarıyor. Ama kitleye doğru yönelemiyor. Sadece karakolu korumak için bekliyor. Yoğun gaz bombasına daha fazla dayanamayarak biraz daha geri çekiliyor. Saat sabahın 03.00’ü olmasına rağmen kitle dağılmıyor.

Tüm sokak başlarında barikatların kurulmuş olduğunu görüyoruz. Komünistler ana barikatın başında bekliyor. Kitle son bir kez daha hedefe doğru ilerliyor. Yoğun gaz nedeniyle karakola ulaşamıyor. Saat 05.00’i gösterdiğinde sayısı iyice azalan kitle, artık dağılmaya başlıyor. Biz de evimize doğru yol alıyoruz. Sokaklarda isyanın ilk gününden geriye, taş, sopa, ateş, cam parçaları ve biber gazı kapsülleri kalıyor. Dağılma esnasında polis gözaltına alma amacıyla özel harekatçılar eşliğinde araçlarla mahalleye dalıyor. İlk gün kimsenin alınmadığını öğreniyoruz. Cumayı cumartesiye bağlayan saatler bu şekilde geçiyor.

Ertesi gün akşama doğru yine yoldaşlarla birlikteyiz. Saat 21.00 olduğunda tekrar tencere tavalarla yürüyüş başlıyor. İlk güne göre siyasetlerin kitle üzerindeki etkisi daha fazla artmış görülüyor. O gün de çatışmalar sabaha kadar sürüyor. Artık Gazi’de her akşam saat 21.00’de toplanıp yürüyüşe geçmek gelenek haline gelmişti. Gözaltına alındığım 18 Haziran gecesine kadar halk direnişini solumanın onurunu ve güzelliğini yaşadım.

Gazi’de bu kapsamda bir halk direnişinin açığa çıkmasında kentsel dönüşüme, hırsızlığa, fuhuşa, çeteleşmeye, uyuşturucuya ve yozlaşmaya karşı biriken öfkenin etkisi de vardı. Haziran ayaklanması öncesindeki dönemlerde komünistlerin yozlaşmaya, uyuşturucuya, çeteleşmeye karşı yürüttüğü çalışmalarda halkın bu konudaki öfkesini ve devrimcilere verdiği desteği görmek mümkündü. Mahalle halkı tüm bunların sorumlusu olarak polisi hedef alıyordu.

1995 Gazi ayaklanmasından sonra ilk kez böyle bir hareket ortaya çıktı Gazi’de. Halk yine “Hedef karakol” dedi. Geleneğine, mirasına ve geleceğine sahip çıktı. İsyan boyunca sokaklarında özgürlük dalgalandı. ’95 ruhunu kuşanıp yeniden barikat başlarında yerini aldı. Direngenliğiyle ülkenin her yanına moral taşıdı. Selam olsun geleneğine, onuruna ve özgürlüğüne sahip çıkan Gazi halkına.

* Atılım Gazetesi’nin 22 Kasım 2013 tarihli 91. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 28 Kasım 2013, Perşembe 14:31
Kategoriler: Sizlerden