Faşizme bir daha asla

Faşizme bir daha asla

ÇİÇEK OTLU

17 Kasım, Yunanistan’da 1967-‘74 yılları arasında yönetimi elinde tutan Albaylar Cuntası’na karşı öğrenci ayaklanmasının 40. yılıydı. Binlerce genç, ülkede yükselen ve oy oranı artan faşist örgütlenmelere, ekonomik krize karşı “Faşizme bir daha asla” diyerek gösteriler örgütledi. Ellerinde kızıl bayraklarla sosyalizme inançlarını bir kez daha haykırdı binlerce genç… Gençliğin sokağa dökülmesine neden olan Nazi Altın Şafak örgütü kimdir? “Bu örgüt Yunanistan’da nasıl taban bulabilir?” soruları geliyor insanın aklına.

Yunan hükümeti, ekim ayında yüzlerce öldürme, yaralama, gasp, kara para aklama, cinayet şebekeleri kurmalarıyla ünlü Nazi Altın Şafak örgütüne operasyon düzenledi. Genel başkanı ve iki milletvekili tutuklandı. Örgütle ilişkisi olduğu anlaşılan birçok polis ve subay istifa etti.

Altın Şafak örgütü, özellikle 1967-‘74 yılları arasında iktidarda olan Albaylar Cuntası döneminde aile, din, vatan gibi söylemlerle yüzde 7-8 bir taban buldu. Bu Albaylar Cuntası’nın yıkılmasıyla Altın Şafak örgütü dar ve saldırgan bir grup olarak varlığını devam ettirdi.

90’lı yıllarda revizyonist blokun çökmesiyle birçok Avrupa devleti işçi-emekçilerin kazandığı hakları gasp etti. Sosyalizmle faşizmin ikiz kardeş olduğu propagandası emperyalist güçler tarafından sıkça yapıldı. Bu dönemde Fransa başta olmak üzere bir çok ülkede faşist örgütlenmeler parlamentoda temsil edilmeye başlandı. Bunlar “demokrasi”, “özgürlük” adına yapıldı. Altın Şafak Partisi de bu dönemde yüzde 7-8 tabanını artırdı. Özellikle 2005 yılı döneminde yaşanan ekonomik daralmayla birlikte işçi-emekçilerin hakları gasp edildi. İşsizlik ve yoksulluk arttı. Altın Şafak Partisi, işsizlikle ilgili “Ülke ekonomisi bu kadar yabancıyı kaldırmıyor ve elimizden işimizi alıyorlar” propagandasıyla ırkçılığı, göçmenlere karşı saldırıları arttı.

Yunanistan’da seçimlerde yüksek oy alan Yeni Demokrat Parti ve Yunanistan Sosyalist Hareketi (PASOK), 2010 yılında eğitim ve sağlık haklarının gasp edilmesi sonucunda çok hızlı oy kaybetti. Sosyal güvenlik sisteminin ortadan kaldırılmasıyla kitleler hükümete güvenmemeye başladı. Bu güvensizlik ortamında oy kaybetmek istemeyen Yeni Demokrat Parti, iktidara gelirse “göçmen yasalarını değiştirme ve ülkeyi göçmen işgalinden kurtarma” vaadinde bulunarak seçim çalışmaları yaptı.

2012 seçimlerinden sonra göçmenlik yasası çıkarıldı. Bu yasayla birlikte binlerce göçmen haklarını kaybetti. Kötü koşullarda kamplarda yaşamaya başladı. Altın Şafak Partisi göçmenlere saldırılarını artırdı. Birçok göçmen öldürüldü. 2012 seçimlerinde Altın Şafak Partisi; “Yahudilerin emrinde olanlara”, “Ülkeyi IMF ve AB’ye satan anlaşmalara imza atan partilere”, “din, aile ve vatanı bölüp dağıtmayı hedefleyen komünistlere” oy verilmemesini, işsizliğin ve yoksulluğun sebebinin bunlar olduğunu belirtti. İşsizler ve yoksullar arasında oy oranını artırdı.

Göçmen ailelerinin yaşadığı evler, dükkanlar yakıldı, talan edildi. Çocuk parklarına göçmen çocukları alınmadı. Yasaklandı buralar göçmenlere. Kimlik kontrolleri yapıldı. Saldırı düzenleyenler; can güvenliklerinin olmadığını öne sürerek nöbet tutmaya başladılar. Bölgede bir sorun olduğunda karakola gidenlere emniyet, Altın Şafak Partisi’ne gitmesini önerdi. Almanya’daki Nazi örgütlerinden esinlenerek hücum kıtaları kurdu. İşçi-emekçilerin örgütlediği eylemler sabote edildi. Göçmen işçi çalıştıran işyerleri tehdit edildi. İşverenler dövüldü. İşçilere sahip çıkan işçi sendikalarının temsilcileri saldırıya uğradı. Altın Şafak Partisi kendi üyelerini çalıştırmak için işçi kiralayan şirketler kurdu. Her hafta taban toplamak için Atina sokaklarında yardım paketleri dağıttı.

Yunanistan’da yapılan araştırmalara baktığımızda Altın Şafak Partisi tutuklamalara, hazine yardımının kesilmesine rağmen oylarını artırdığı görülmektedir. Yükselen ırkçılığa, faşist zihniyete karşı Yunan sokaklarında binlerce gencin “Boyun eğme”, “Faşizme bir daha asla” diyerek sokaklara dökülmesi ve cevap vermesi önemlidir. Ama hareketin sadece böyle halk hareketi olması yeterli değildir. Şunu görmek gerekir; emperyalist güçler, sermaye grupları Altın Şafak Partisi’nin önünü açacaktır. Bu nedenle Yunanistan’da bulunan sosyalistlerin, devrimcilerin, demokratik kitle örgütlerinin birlikte hareket etmesi, antifaşist bir cephe etrafında örgütlenerek bu kurulabilir ise bu cephenin antifaşist yerel komitelerini kurmak en acil görevlerden biridir.

* Atılım Gazetesi’nin 29 Kasım 2013 tarihli 92. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 30 Kasım 2013, Cumartesi 13:39
Kategoriler: Sizlerden