Gençlik hareketinde üç tarz-ı siyaset

Gençlik hareketinde üç tarz-ı siyaset

Komünist hareketimiz, Türkiye halklarının resmi devlet ideolojisinden kopmasını, devrimi ilerletecek en önemli süreçlerden biri olarak görür.

Öngördüğümüz gibi, Haziran ayaklanmasının hemen öncesinde demokrasi ve özgürlük cephesinin devlete dayattığı çatışmasızlık ve müzakere süreci, halklarımızın kendi özgün gündemlerine dönmesinde önemli bir rol oynadı. Ezilenlerden yana gelişen bu bilinç sıçraması, Haziran ayaklanmasının baskın fikrini yarattı: Demokratik devrim.

Ayaklanma üzerine yapılan değerlendirmelerin vardığı nokta, iktidar sorusu ve sorunudur: İktidarı kim, nasıl alacak? Haziran ayaklanmasının ardından da bu soru/sorun tartışılmaya devam ediyor. Ayaklanmanın aktif bir bileşeni olarak devrimci hareketimiz için en belirgin olan ve netlik kazanan; Türkiye’de devrimcilerin iktidar mücadelesi üç ana cepheden gelişiyor: İşçi cephesi, antifaşist-antiemperyalist gençlik cephesi ve ivme kazanarak gelişen demokrasi ve özgürlükler cephesi.

Dikkat edilmeli ki; bu üç cephe aslında Türkiye devrimci mücadele tarihinin özetidir. Türkiye’de hangi biçimde, hangi yöntemle gelişmiş olursa olsun, Türkiye’de ‘muhalif olma’nın dayanağı bu üç cepheden en az biri olmuştur. Yanıtlanması gereken; devrimci hareketin bugün hangi yöntemle bu üç cepheyi birden büyüteceğidir. Bunu yanıtlamak için toplumsal muhalefet içerisindeki güçler dengesine bakmak gerekir:

Bugün -siyasal iktidarı dışarıda tutarak- işçi sınıfının ve gençlik kitlelerinin en kaba haliyle gündemini belirleyen; ulusalcı, şoven çizgidir. Bunun yanında, demokrasi ve özgürlükler cephesiyle arasına mesafe koyarak ulusalcı-şoven çizgiden beslenen reformist-revizyonist ve kimi küçük burjuva devrimcileri de, toplumsal muhalefet içerisinde dikkate değer bir etkiye sahiptir. Öte taraftan, demokrasi ve özgürlükler cephesine; içerisinde bulunduğumuz devrimci-özgürlükçü güçler öncülük ediyor.

O halde komünistlerin önünde iki asil görev duruyor: İlki; hareketin düzen ile bağlarını koparmak ve devrimci karakterini büyütmek; ikincisi, demokrasi ve özgürlükler cephesini birleşik devrimci önderlik çizgisine taşımak. Dün, bunu başarabilmek için elle tutulur olanaklarımız sınırlıydı. Oysa bugün ulusalcısıyla-gericisiyle Türk devletinin kırılgan noktası olan demokrasi ve özgürlükler cephesini büyütmek ve toplumsal muhalefetin tamamını demokratik, özgürlükçü ve devrimci bir alternatifte birleştirmek çok daha elle tutulurdur.

Komünist hareketimizin de öne sürdüğü bu perspektif, Türkiye halklarıyla buluşmaya başladı. İşçi sınıfı ve emekçiler cephesinde, devrimci hareketin güçlü olduğu alanlarda yeni mevziler kazanarak gelişiyor. Şimdi sıra militan, kararlı ve özgürlükçü gençlik cephesinin bu fikirle buluşmasındadır. Bu noktada kendi cephemize, gençliğe dönelim.

Günümüz gençliğini iyi tahlil eden, onların ihtiyaçlarına cevap verebilen kitlesel devrimci bir gençlik örgütü yaratılabilirse; daha doğrusu devrimci gençlik kendi devrimci örgütünü kurabilirse; gençlik, kendi devrim gerçekliğini yaratabilecek güçtedir. O halde, gençliğin yapısını ve karakterini belli başlı hatlarıyla inceleyelim:

Dünyanın veya Türkiye’nin devrimci mücadele tarihini incelediğimizde, bütün kopuş, kırılma ve atılım süreçlerinin o dönemin devrimci gençlerince yarattığını görürüz. ’68 gençliği, daha yakın devrimci tarihimizde ’94-’96 gençliği, bazen kendi gelenekleriyle bazen kendi geleneklerinden benzer atılımlar ya da kopuşlar yaşamıştır. Gençlik olabildiğince kapsayıcı sayısız örgütlenmeler yaratabilmelidir. Gençlik işleyişi demokratik olan örgüt modellerine ihtiyaç duymaktadır. Bu ihtiyaç karşılanabildiği düzeyde gençlik hareketinde enternasyonalist blok yaratma fikri ayakları yere daha fazla basan bir biçimde tartışılabilir.

Öte taraftan, gençlik hareketini büyütmek sadece gençliğin sorunu değildir. Günümüz devrimci hareketi gençleşmek zorundadır. Gençleşemediği oranda devrimden uzaklaşır. (Bu sözümüz genç kalabilenlerin meclisinden dışarıdır. :)) Yapılacak bütün etkinlik, örgütlenmeler veya siyasi ittifaklarda gençliğin sözü hâkim kılınmalıdır. Gençliğin inisiyatifinin nasıl geliştirileceği ya da neden gelişemediği bütün organlarda tartışılmalıdır. Karar alma organlarında gençliğin temsiliyet hakkı güvence altına alınmalıdır.

Türkiye ve Kürdistan devrimci gençlik hareketi militanlığıyla, cüreti ve kararlılığıyla kendini defalarca ispatlamıştır. Son olarak, Haziran ayaklanmasında gençliğin militan ve yıkıcı karakteri öne çıkmıştır. Kitlesel devrimci gençlik hareketi yaratılmak isteniyorsa, gençliğin bu militanlık ve kararlılık düzeyine -onlarla birlikte- ulaşılabilinmelidir. Kitlesel devrimci şiddet, gençliğin diline ve yapısına uydurularak büyütülmelidir.

Tarihten günümüze gençlik, memleket meselelerini kendi meseleleri bilmiş, bu meselelere duyarlılıkları üst düzeyde olmuştur. Gençlik örgütleri, gençliğe doğrudan siyasal talepler ve alternatifler sunamamıştır. Bu durumun kendisi gençlik hareketinde ciddi bir boşluktur. Son dönemde, gerek Türkiye’de, gerekse Kürdistan’da gençlik kitleleri arasında açık, politik mücadele yürüten tek gençlik örgütü yurtsever gençlik hareketi olmuştur. Yurtsever gençlik hareketi, Kürt gençlik kitlelerini örgütlemek noktasına önemli bir başarı sağlamıştır. Özellikle geçtiğimiz hafta yapılan kitlesel kongrenin ardından daha fazla değerlendirilmeli ve dikkate alınmalıdır. Gençlik hareketi içerisinde doğrudan siyasal mücadele önemlidir. Fakat burada sıkça tekrarlanan hataya düşülmemelidir: Siyasal mücadele, karşı olunan siyasal iktidara karşı, ondan bağımsız, sürekliliği sağlanabilen alternatif iktidarlar yaratılabilindiği ölçüde karşılık bulabilir. Tarihten günümüze gençlik hareketi içerisindeki siyasal mücadelenin tüm başarı ve başarısızlığı burada aranmalıdır.

Gençlik hareketi, bünyesinde barındırdığı sayısız çelişki içerisindeki sayısız ilişkide en belirgin olan şudur: Gençlik, kendi bağımsız-devrimci-siyasal örgütünü aramaktadır. HDK gençliğinin kurulabilmesi, gençliğe ciddi bir örgütlenme olanağı yaratmıştır. Komünist gençlik, tüm gücüyle HDK gençliğini örgütleme yoluna girecektir. HDK gençliğinin tamamını içeren ve aşan, daha geniş bir bileşimle bağımsız, kararlı ve siyasal bir blok yaratmanın da yolları aranmalıdır. İlk adım, HDK gençliğini örgütlemektir.

* Atılım Gazetesi’nin 6 Aralık 2013 tarihli 93. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 6 Aralık 2013, Cuma 14:02
Kategoriler: Gençlik, Haberler, Makaleler, Politika, Rota