Ayaklanmanın ışığında gençliğin tarihsel rolü

Ayaklanmanın ışığında gençliğin tarihsel rolü

Toplumsal varoluşun bilinci belirlediği denklemde, örgütsüz gençliğin bilinci kapitalizm ve burjuva ideolojisi tarafından belirlenir. Burjuva ideolojinin hâkimiyeti ve ideoloji taşıma yönündeki araçları gençliğin yabancılaşma sürecini hızlandır.

Örgütsüz gençliğe dışarıdan bilinç götürme sürecini, sosyalist bireylerce görev sorumluluğuyla yürütülmesi gerekir. Bilinç götürme sürecinde örgütsüz bireylerle birebir ilişkilerinin geliştirilmesi ve örgütsüz bireylerle paylaşım yönünde sosyalist gençliğin aktif olması, örgütsüz bireyin gelişimini etkileyen bir noktadadır. Örgütsüz bireylere sorgulatma pratiği kazandırabilmek, sosyalist bireyin örgütsüz bireylere yaklaşımıyla paraleldir. Gençliğin özünden uzaklaşması, anlamlandırdığı şeylerin ve kavramların (özgürlük, sevgi, paylaşım vb.) değiştirilmesi sorgulatma eylemiyle gerçekleşir. Örgütsüz bireylere toplumsal varoluşunu sorgulatmak, burjuva ideolojinin etkisini sarsacak ve yıkacak bir düzeydedir.

Gençliğin sorgulama sürecinin fark etme evresine dönüşümü; gençliği, yeniyi-farklıyı aramaya ihtiyacına sürükleyecektir. Özellikle bugünlerde; sömürüsüz, sınırsız ve sınıfsız bir dünyayı doğuracak sosyalizmin gençliğe tanıtılması önem taşıyor. Kapitalizmin kendisini eşitsizlik temeline dayandırdığı ve bunun insan üzerindeki olumsuz etkilerinin teşhir edilmesi, gençliğin sosyalizmi istemesinde belirleyici bir etkidedir.

Sorgulatmanın süreçsel boyutunu fark edip sosyalist gençliğin kendisinde gerçekleştirmesi gerekecektir. Sosyalist bireylerin sorgulama evresi zaaflarla yüzleşmek, küçük burjuva alışkanlıkların fark edebilmesi değişime kapı aralar. Özeleştiri-eleştiri mekanizmasını uygulayabilme iradesi, kendisini sosyalist olarak tanımlayan gençliğin içselleştirdiği ve sistemleştirdiği bir pratik olmalıdır.

Sosyalizme giden savaşım yolu içerinde bugün ben ne yaptım?” sorusu, güncelleştirilmesi ve objektif bir şekilde cevaplanması gereken bir noktada.

Sosyalist gençliğin çalışma alanında gösterdiği çabanın düzeyi örgütsüz gençliğe ulaşabilmek için yeterli mi? Mücadeleye yönelimin boyutları, kendisini sosyalizm kavgasıyla ilişkilendiren sosyalist gençliğin çalışma alanında nasıl konumlandığıyla bağlantılıdır. Alanı tanıyabilmek, alanın içerinde olmakla sağlanır. Örgütleyici pozisyona geçebilmek devrimci sorumluluk ve görevleri gerçekleştirebilme kararlılığını gösterebilmekle kurulabilir. Salt pratik anlamda değil; teorik birikimi de büyüterek gelişir. Örgütleyici pozisyonun içinde taşıdığı bilinç götürme pratiği, gençliğe tepeden inme bir tavırla değil; gençliği anlayan ve gençliğin nesnel koşullarını bilen bir hattan yürütmelidir.

Gezi ayaklanmasında tespit etmemiz gereken, örgütsüz gençlikle aramızdaki mesafelerin boyutuydu ve Gezi ayaklanmasında ortaya çıkan paylaşım ruhu, barikatta savaşabilme pratiği çoğunlukla gençliğin inisiyatifindeydi. Gezi ayaklanması bize, gençliği tanıyabilmenin verilerini sunuyor ve güncel olandan tarihsel olanı bulma olanağını sağlamakta. Örgütleme pratiği gençliğin Gezi ayaklanmasında ve sonraki süreçteki talepleri üzerinden yürütülebilir. Gençliğin tepkisine neden olan ”kızlı-erkekli” açıklaması, alkol yasağı, evlilik kredileri üzerinden politika yürüterek; gençliğin tepkisini Bologna Süreci’ne, Yeni YÖK Yasası’na yöneltebilmeliyiz. Kapitalizmi, kapitalizmin yasalarını kanatabilmek için; işlevsiz araçları işlevli hale getirebilmemiz ve yeni araçlar geliştirebilmemiz gerekir. Örgütleme süreçlerini teorize edebilmek için kendimizi örgütlenme sürecine kadarki gelişimimizi çözümleyerek örgütleme perspektifi oluşturabilmeliyiz.

Demokratik devrime hazırlanış ve kitleleri katabilme sürecinde pratiği devrimin ihtiyaçlarına göre belirleyebilmek, sosyalist gençlik saflarında içselleştirilmesi gereken bir durum. İçselleştirdiğimiz bu durum, irade gösterebilme ve inisiyatif alabilme konusunda bize yardımcı olacaktır. Gençliği sosyalizme katma pratiğinde devrimci kişiliğimiz sorunlara karşı tutumumuzu değiştiren bir nitelik taşır. Devrimci kişiliğimizi geliştirmekte komünist militanların hayatı bize örnekler taşır. (Enternasyonalizmden devrimci iradeye kadar!)

Mücadelenin içerinde gençliğin mevzileri doldurma ihtiyacını göz önünde bulundurarak sosyalist gençlerin atılım yapması ve teoriyi pratikten ayrıştırmadan gelişiminin yönünü tayin etmesi gerekir. Teoriyle ilişkinin güçlendirilmesi, gençliğe bilinç taşıma konusunda daha derinliksel bir boyut kazandıracaktır. Örgütsüz bireylere teorik birikimseli taşıyabilme bilinç taşımayı güçlendirecektir. Özellikle sosyalist genç kadınların teoriyle daha fazla ilişkilenmesi ve kafa emekçiliğini daha fazla üstlenmesi, kadının özgürleşmesini hızlandıracaktır.

Partiyi araç olarak kullanmadaki gelişim sürecinde gençliğin belirleyici özelliği azımsanmayacak orandadır. Gençliğin dinamizmini, sorgulayıcı ve eleştirel yönünü partiye katma, partinin önünü açacaktır. Gençliğin bu noktada ideolojik olarak kendinde cisimleştirmesi gerektiği unsurları yoldaşlık ilişkilerine taşıması ve kolektifleşerek devrimin güncelliğini fark edebilmesi gerekir.

Devrimle güzelleşen bir dünyanın soluğunu bilincimizde hissederek ilerlemek ve güçlü çıkabilmek devrime hizmetinin ön koşullarındandır. Mücadeleyi büyütebilme pratiği göstermek, gençliğin sosyalizme inancını yoğunlaştırarak ilerlemesini sağlayacaktır.

* Atılım Gazetesi’nin 13 Aralık 2013 tarihli 94. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 13 Aralık 2013, Cuma 16:39
Kategoriler: Gençlik, Haberler, Politika