CHP’nin sağcı adayları

CHP’nin sağcı adayları

CHP’nin İstanbul, Ankara, Hatay gibi “çekişmeli” illerdeki adayları, nihayet 22 Aralık’taki PM toplantısında resmileşti. İstanbul’da Mustafa Sarıgül, Ankara’da Mansur Yavaş, Hatay’da Lütfi Savaş gibi sağcı adayları tercih etti CHP. Bu tercihler, CHP’nin seçim programının çerçevesini de gerçekte ortaya koydu.

30 Mart yerel seçimlerinde CHP “merkez sağ parti” boşluğunu doldurmaya adaydır. CHP, TÜSİAD-MÜSİAD, TUSKON-MÜSİAD, ABD-AB ile AKP iktidarı, Gülen cemaatiyle AKP iktidarı arasındaki çelişki ve çatışmaların zeminine yerleşmeye çalışıyor ya da daha açık biçimde söylersek, ABD/AB emperyalizmine, banka tekellerine, TÜSİAD oligarşisine “Size AKP’den daha iyi hizmet ederim” diyor. AKP’nin politik İslamcı yönde derinleşmesiyle ortaya çıkan merkez sağ parti boşluğunu doldurmaya aday oluyor.

Bugün merkez sağın yeniden örgütlenmesi hamlesinin başını çeken motor güç, Fethullah Gülen cemaatidir. ABD’nin tam saha desteği ile Özal çizgisini diriltmeye yöneliyorlar. CHP, hem dershane krizine yaklaşımında, hem de yolsuzluk skandalında Gülen Cemaatine göz kırpıyor. Adaylarını “cemaatle ittifak” olasılığını gözeterek belirliyor. Olanaksız mı? 1999 seçimlerinde cemaatin DSP’yi desteklediği unutulmasın.

CHP, İstanbul’da Gürsel Tekin gibi bir burjuva solcusunu dahi aday gösteremedi. Tipik sağcı-popülist neoliberal bir siyaset tüccarı olan Sarıgül’ü aday gösterdi. Ankara’da Melih Gökçek’in karşısına çıkartacak aday bulamadı, Alevi tabanının itirazlarına da aldırmadan Mansur Yavaş adlı MHP’liyi aday gösterdi. Anımsatalım; 2009 yerel seçimlerinde Ankaralı Beyaz Türklerin hatırı sayılır bir kısmı, kitle halinde il genel meclisinde CHP’ye, başkanlık için ise Mansur Yavaş’a oy vermişlerdi. Yani, CHP tabanının en varsıl kesimleri, kendi adaylarını (Murat Karayalçın) beğenmemiş, MHP adayına oy vermişlerdi. Bugün de CHP tabanının bu kesimi, Mansur Yavaş’ın adaylığından yanadır. Bir MHP’liye oy vermeyi sindiremeyen ve itiraz edenler ise yoksul Alevi emekçilerdir.

AKP’nin savaş politikalarının mahvettiği Hatay’da CHP, bula ula AKP’li mevcut belediye Başkanı Lütfi Savaş’ı buldu adaylık için.

Özcesi CHP, 30 Mart seçimlerinde AKP’nin sağ-muhafazakâr programının, rantçı-neoliberal belediyeciliğinin karşısına yine sağ muhafazakar adaylarla ve rantçı-neoliberal belediyecilik “vaadiyle” çıkacak! Bugünkü AKP’nin karşısına 2002’deki AKP’yi çıkartacak. Burjuva sol bir çerçevede dahi “alternatif” bir kent önermesi, bir sosyal perspektif ortaya koymayacak. Neoliberal Topbaş’ın karşısına neolibaral Sarıgül’le; eski MHP’li Gökçek’in karşısına eski MHP’li Yavaş’la; AKP’li Sadullah Ergin’in karşısına eski AKP’li Lütfi Savaş’la çıkacak. Bu, sağın sağla rekabeti olacak.

TEK SOL SEÇENEK HDP

Umarız, ortaya çıkan bu tablo, CHP’nin bir “sol blokun” merkezi olabileceğini savunan ve bu yüzden de HDP’yi ayrı adaylar çıkartmamaya, CHP’yle ortaklaşmaya çağıran “Gezici” omuzdaşlarımızı artık ikna etmiştir. Sanatçı Barış Atay, “Aykırı Sorular” programında soruyordu: “CHP, Gezi ruhundan öğrendik, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak diyordu. MHP’lileri aday göstermeyi mi öğrenmişler?”

30 Mart yerel seçimlerinde sol, alternatif, demokratik-halkçı bir programa sahip yegane parti HDP’dir. Gezi’nin savunduğu değerleri temsil eden güç de HDP’dir. Hem AKP, hem de CHP neoliberal-rantçı belediyeciliği savunmaktadır. “Kendimizi de kentimizi de biz yöneteceğiz” diyen HDP’dir. Yerinden yönetimi ve sosyal-halkçı belediyeciliği savunmaktadır.

CHP, bu seçimde, “AKP gitsin de nasıl giderse gitsin, yerine kim gelirse gelsin” diyen çizginin partisidir. O yüzden Washinğton’dan icazet almaya çalışması normaldir. Cemaat mensuplarıyla kahvaltı, ABD Büyükelçisiyle öğle yemeği yemesi normaldir. “Dürüst, namuslu” bütün sağcıların davet edilmesi “doğaldır”. Düne kadar bir numaralı düşman olan cemaatin Sarıgül’e, Yavaş’a destek vermesi için girişimler “mantıklı”dır.

Oysa Taksim-Gezi direnişi bütün bir siyaset isyandı. Gezi’de omuz omuza direndiğimiz insanların siyaset çöplüğünden alınma bu yöntemlere itirazının olmadığı düşünülemez. Gezi’nin talep ettiği, halkın doğrudan katılımına dayalı “yeni bir siyasetin” yürütücüsü HDP’dir.

CHP, iktidar uğruna, cemaatle MHP’lilerle, AKP’lilerle kaynaşmayı mubah görerek, demokrasi ve özgürlük gibi bir önceliğinin olmadığını açıkça sergilemiştir. Oysa Haziran, bir özgürlük başkaldırısıydı. HDP ise hiç kuşkusuz, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin en tutarlı güçleri arasındadır.

30 Mart’ta AKP’yi merkez sağdan (CHP) ve milliyetçi faşist sağdan (MHP) eleştirecek iki parti olacak. Bir de bu üç sağ partinin karşısında yegâne sol parti olacak, HDP. AKP iktidarına ve onun sağcı-muhafazakar çizgisine taban tabana zıt olduğu için, ona karşı gerçek alternatifi de HDP oluşturmaktadır.

* Atılım Gazetesi’nin 27 Aralık 2013 tarihli sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 26 Aralık 2013, Perşembe 18:01
Kategoriler: Başyazı, Haber-Yorum, Haberler, Makaleler