Sokak kedileri iş başına

Sokak kedileri iş başına

Mücadelelerin temel dinamik gücünü, ataklığı ve girişkenliği ile gençliğin oluşturduğunu biliyoruz. Bu gücü biz ‘motor güç’ olarak tanımlasak hata etmiş olmayız. Yazımızda üzerinde durmayı amaçladığımız nokta, daha özelde öğrenci gençlik içerisinde yer alan liseli gençliktir. Bunu tartışırken de daha evvelki konularımıza bağlı olarak, “Aracımız hangi temellere dayanmalı?” sorusunu sormamızda fayda var.

Tarihlerden beri eğitim-öğretim, egemen sömürücü sınıfların elinde, kurulu sömürü düzenlerini sürdürebilmenin bir aracı olarak kullanılmaktadır. Bugün liselilerin paralı eğitim uygulamalarıyla öğrenim haklarının gasp edilmesi, gerici-faşist eğitim sisteminin okul yöneticilerini de kapsayacak tarzda kurumsallaştırılmakla kalmayıp, polis-idare işbirliğinin sistemli hale getirilmesi, politize olan ve devrimci nitelikler kazanan liseli gençliğin baskılanmaya çalışılmasından öte bir şey değildir. Uygulanan bu baskı; öğrencilere dayatılan resmi ideolojiyle harmanlanmış, şovenist, ırkçı ve tekçi zihniyete dayalı eğitim anlayışı, “kız” öğrencilere dayatılan ‘erk’ ve cinsiyetçi eğitim uygulamaları, meslek liselerinde, liseli gençliğin staj, vs. üzerinden ucuz iş gücü olarak görülüp, sermaye sınıfı tarafından sömürülmesi, ulusal toplulukların anadilinde eğitim talebinin karşılanmayışı şeklinde somutlanabilir.

Sayılan bu baskılama biçimleri, liseli gençliği, düzenin temel kurumları olan aile, okul gibi yapılara da tavır almaya yöneltmektedir. Bu tavır alış aynı zamanda onun düzenden kopmasının da temel zeminini yaratmakta ve ortaya muazzam denilebilecek devrimci bir enerji koymaktadır.

Şu günlerde siyasi iktidar ile toplum arasında yaşanan kırılma, liseli gençlik içinde de yer bulduğu ve lise sıralarından sokaklara doğru şekillenen devrimci yüzü ve enerjiyi bizlere sunduğu açıktır. Burada bizim düşünmemiz gereken şudur: Ya bize dönen yüze tokadı yapıştıracağız ya da o yüzün bütün hatlarını kavrayarak, ona kendi mücadelesi üzerinden toplumsal mücadeleyi de geliştirecek komünist bir nitelik kazandıracağız. Peki, bizim izlememiz gereken yol hangisi olmalı? Kuşkusuz ki ikinci yol olmalıdır.

Peki nasıl?

Birinci yol: Uygulamaya çalıştığımız politik hat, tarz ve içerik itibariyle yeniyi yaratarak. Biliyoruz ki liseli gençlik bugüne kadar eskinin hem merkezinde hem de eskiyle sürekli bir çatışma içerisinde gelişmiştir. Eskinin değerlerinin, düşünüş tarzının, yaşam biçiminin, politikasının vs. henüz kökleşmediği liseli gençlik bu yanıyla da yeniyi arayan bir özelliğe sahiptir. Dolayısıyla, her yönüyle yeniyi arayan bir dinamiğin, ‘yeni olmayanı’ kabul etmesini beklemek, çaresizliğin ta kendisi olacaktır.

İkinci yol: Örgütlenmesi hedeflenen liseli gençliğin öz örgütlerinin doğrudan ‘hedef kitle’ içerisinde konumlanması ve onların dil, ihtiyaç ve çıkarlarına uygun ve aynı zamanda da bunları karşılayan politika üretmesi.

Üçüncü yol: Liseli örgütlerinin politik konumlanışlarını doğru yerden kavramak ve aracımızın esnek yapısını zarar görmeyecek biçimlerde korumak, buna bağlı olarak da akademik-demokratik mücadele alanlarını genişletmek, genişleyen akademik-demokratik mücadeleyi siyasal bir zemine kanalize etmek olmalıdır. Nitekim liseli örgütlerini politik karakterli bir araç ve politik öğrencilerin kümelendiği bir örgüt olarak kavramak, bu örgütleri geniş öğrenci kitlelerinden kopuk, dar bir örgüte dönüştürür; ki bu da bir liseli öğrenci örgütüne işlevsizlik ve dar sınırlar içerisinde debelenen bir karakter/nitelik kazandırır.

Liseli örgütlerinin büyüyüp serpilip gelişmesindeki farklı ve kaçınılmaz/zorunlu olarak birbirine bağlı üç temel etkenin olduğunu belirttik. Zannedersek en başta sorduğumuz sorunun yanıtını da verdik. Kurduğumuz dil, ihtiyaçların neler olduğunu da açık açık bizlere gösterecektir.

Unutmamalıyız ki, “her mücadele ya da hareket kendi karakterine uygun bir örgütlülük yaratır.”** Bunun için kollarımızı sıvayıp, “sokak kedisi” olmayı göze almamız yeterli olacaktır.

“Sokak kedileri iş başına…”

*Arif Çelebi

**I. Kongre Belgeleri “LÖB’ler üzerine”

*** Atılım Gazetesi’nin 10 Ocak 2014 tarihli 98. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 10 Ocak 2014, Cuma 17:33
Kategoriler: Gençlik, Haberler, Politika