Toplumsal adalet bizim işimiz

Toplumsal adalet bizim işimiz

GONCAGÜL TELEK

Herkesin ağzında bir adalet sözcüğü var şu sıralarda. Toplum, adalet arayışını arttırırken, diğer tarafta her gün bir savcı/hakimin yeri değişiyor. Tabi bu değişimler bizim adalet arayışımıza karşılık değil. Hükümetin kendini sağlama alma, yani kendi kadrolarını yaratma çabası. Bu duruma dair çok söz söylendi, bunu geçelim. Mahkemelerin kuruluşu ne zamana uzanır, ne zamandan beri toplumlar devletlerden adalet bekler oldu, bu tarihi de başka zaman irdeleriz. Fakat adalet arayışımızın tarihi epey eski. Hafızalarımızı yokladığımızda dahi kimi veriler çıkarırız. Biraz hatırlatma yapmaya ihtiyacımız var.

Hiç bitmeyen sorunlarımızdan biridir işsizlik. İŞKUR’a yolu düşenler veya iş başvurusu yapanlar bilir, birçok evrak istenir ve bunları hazırlamak için cebinizde paranız yoksa orada umudunuz biter ve çökersiniz. Yolunuz adliye “saray”larına düşmüşse, burada da bir mücadeleye girişmek için cebinizi yoklamanız gerekir. Mahkemelik bir durumunuz olmadıkça bu sorun kafanızı yormaz tabi. Fakat mahkemelik olmak pek zor değil neticede. Mahkemeyi bırakın, her tarafta mantar gibi artan ve reklamını dahi yapmaktan kaçınmadıkları hapishanelere düşmek de çok kolay.

Çok okunan kitaplar diye listeler yayınlanır. Artık bu listelerde yerini yenilerine bırakan Yücel Sarpdere’nin Vatandaş Abuzer ya da Uğur Mumcu’nun Sakıncalı Piyade kitaplarında absürt yargılama, tutuklama ve işkence sebebi olan konulara yer verilmiştir. “O, 12 Eylül’dü, darbe zamanıydı tabi” diyen çıkar belki. “Sol adımını önce attı, solcu birinin yanından geçti, alın.” İşkence ve hapishane tecrübeleri böyle başlar. “Pardon” denilip, 6 yıl sonra yanlışlıkla tutuklandığı anlaşılan adamın hikayesi o kadar eski değil. Ya yaşı büyütülüp idam edilen Erdal Eren’i, unutur muyuz? Bir iki yıl içinde, yağmurda gezen, puşi takan, ideolojik halay çekenlerin tutuklandığına tanık olduk. Sokaklar adalet talebiyle inlerken, adaletsizliğin başına buyruk gidişine verilecek örnek çok tabi. Adalet sistemi gibi absürt gerekçelerle katledilen kadınların katilleri hala sokaklarda.

Mahkemeler yokken toplumlar nasıl çözüyordu sorunlarını? Ben çocukken, toplumu rahatsız eden sorunlar cemlerde tartışılırdı, orada konuşulur, kararlar alınır ve çözülürdü. Muhtar azaları vardır, onlara eskiden ihtiyar heyeti denirdi. Bu ihtiyar heyetinde sorun çözücü bir fonksiyon vardı. Geçmişten gelen bir gelenek bu. Acaba benzer yöntemler bize yeterli gelmediği için mi mahkemelere taşınır olduk. Daha adil kararlar mı bekledik, devletlerden. Son dönemde tabloya bakıyorum da, AKP dahi güvenmediğini ifade ederken, sanırım bizimkisi adalet bekleme işi değil.

Cemaat-AKP hakimleri kavgası sayesinde birkaç ünlü dava tekrardan görülecek fakat bizim için değişen bir durum yok. Ölümü bekleyenden yıllarca yargılananına kadar aynı tas aynı hamam devam ediyor. Adalete gerçekte ihtiyaç duyan biz ezilen, ötekileşen, yok sayılanlar bir yerlerden başlamalıyız. 2012 yılında, mahallemizdeki taciz ve çocuk istismarı davalarını kendi kurduğumuz mahkemelerde ele aldık. Bir kahvehane ve düğün salonu adliye salonumuz oldu. Birçok farklı fikir bir arada yaşananları konuştuk. Birlikte kararlar aldık. Tacizcinin davasında alınan karar, yaşam alanımızdan uzaklaştırılması oldu. Alnında utancıyla göç etti. Kadın arkadaşlar da dayanışmanın gücüyle daha huzurlu oldular. Çocuk istismarında ise şahıs, hapisten, bir vekilin yardımıyla kurtulacakken bunun önüne geçildi. Kendisini savunacak avukat bulmakta haylı zorlandı. Yani, elini kolunu sallaya sallaya gezmesini engellemiş olduk. Bu mahkemeler, kadın erkek birçok kişiyi düşünüş tarzında olumlu yönde etkiledi. Bugün dönüp baktığımızda ne kadar anlamlı bir iş yaptığımızı bir kere daha görüyorum.
Gezi sonrası başlayan forumlar da bizim adalet platformlarımız olabilir. Yargılanan değil, yargılayan olmanın tam zamanıdır. Çünkü, adalet en çok bize lazım.

* Atılım Gazetesi’nin 31 Ocak 2014 tarihli 101. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 6 Şubat 2014, Perşembe 10:42
Kategoriler: Haberler, Politika, Sizlerden