Yüksekdağ: Halk düzenden kopuşmanın eşiğinde

Yüksekdağ: Halk düzenden kopuşmanın eşiğinde

ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, siyasi gelişmeleri değerlendirirken “Bugün gelinen eşik; bir kopuşma eşiğidir, yüzleşme ve hesaplaşma eşiğidir. Eğer Türkiye ve Kürdistan halkları, hakim güçlerle toptan yüzleşmeyi ve hesaplaşmayı başarabilirse, gerçek bir kopuşma ve gerçek bir yeniden kurma hareketi başlayabilir” dedi.

İSTANBUL- Ezilenlerin Sosyalist Partisi Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, ses kayıtlarıyla ortaya saçılan Başbakan’ın hırsızlıklarını gazetemize değerlendirdi. AKP ve cemaatten hesap sorulması gerektiğini belirten Yüksekdağ, halk iktidarı kurulması için olanakların dünden daha fazla olduğuna dikkat çekti. Yüksekdağ, adres olarak ise HDK-HDP’yi gösterdi.

ESP Genel Başkanı’nın değerlendirmeleri şöyle:

Ortaya çıkan son ses kayıtları, hükümetin durumunu ve siyasi tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Başbakan Erdoğan’ın ses kayıtları, Türkiye’de siyasal iktidarın ne kadar bozulmuş, çürümüş, yolsuzluk, rüşvet, kirli ilişkilerin içerisine batmış olduğunu bir kez daha çarpıcı bir biçimde gösterdi. AKP-Cemaat arasındaki çatışmanın kızışması, bazı somut bilgilerin daha kriminal kanıtlarıyla ortaya çıkmasına neden oldu. Aslında malum olan, halk nezdinde ilan edildi ve resmileşti. Şimdi herkesin söylediği; başka memlekette olsaydı hükümeti istifaya götürecek bir siyasal gelişme bu yaşanan. Ama bunun karşısında AKP iktidarı ve Başbakan, tarihte eşi benzeri çok zor görülecek bir pişkinlik örneği gösterdi ve karşı saldırıya geçti. Ama bu kirliliğin üzerini hiçbir açıklama, hiçbir baskı mekanizması örtemez.

DÜZENİN ÇİVİSİ ÇIKMIŞ

Tam anlamıyla çivisi çıkmış, düzeni, kriteri, ölçüsü kalmamış bir siyasi uygulama ve konseptle karşı karşıyayız. Bu, onların sadece kavgalarının yan etkileri olarak görülemez. Bu, siyasi mekanizmanın, yönetme gelenekleri ve tarzının eskimiş olduğunu, artık sapır sapır döküldüğünü gösteriyor.

Siyasi iktidar derhal istifa etmelidir, Başbakan Erdoğan derhal istifa etmelidir. Hiçbir iktidar bu kirlilik karşısında uzun süre ayakta duramaz. AKP iktidarı ne kadar diklense de bu durumdan kurtulmayı başaramayacaktır.

Ortaya çıkan bu yolsuzlukların toplumdaki yansıması nasıl oldu?

AKP iktidarının değişim getireceğine inanan halk kitleleri, AKP’yi sorgular hale gelmeye başladı. Bunu Kürdistan gerçeğine baktığımızda da görüyoruz. Daha dün AKP’ye verilen oy desteği, bugün çok ciddi bir biçimde BDP lehine dönmüş durumda. Türkiye cephesinde ise AKP’ye oy veren ve güven duyan, ondan değişim bekleyen kitlelerin tam anlamıyla bu seçenekten güçlü bir kopuş gerçekleştiğini söylemek mümkün değil. Ancak bu güvende ve destekte ciddi bir yarılma yaşanıyor. Güvenilir bir siyasi odağın ortaya çıkarılması konusunda yaşanan sancılar karmaşayı arttırıyor. Alternatif arayışı bugün siyasette temel bir gerçeklik olarak ön plana çıkmış durumda. AKP-Cemaat koalisyonunun alternatifi olarak CHP’yi hazırlama çabaları var, ancak CHP, kitleler nezdinde demokratik, özgürlükçü bir alternatif değil. Hala statükoyla ilişkilerini koparmamış, bırakalım emekten, özgürlükten, adaletten yana bir değişim politikasını, dümeni sağa bükerek biraz da milliyetçi, muhafazakar oylara oynama tavrı gösteriyor.

HDK ALTERNATİF ARAYIŞLARINA YANIT VERME POTANSİYELİ TAŞIYOR

Elbetteki bu süreçte HDK ve HDP’nin seçim siyasetinde aktif bir şekilde ortaya çıkması, alternatif arayışlarına bir yanıt verme potansiyeli taşıyor. Bizler de; HDP bileşeni olarak, halkımızdaki arayışın ne kadar güçlü olduğunu, yeni olana ilgi duymak, bağrına basmak, ona yönelmek konusunda ne kadar dinamik bir duruş sergilediğini gördük. HDP yerel seçim döneminde, halk kitleleri tarafından merak edilen, programı öğrenilmeye çalışılan bir parti. HDP, kapsadığı kitle yapısını genişleterek ilerliyor. HDP gibi, halkların gerçek sorunlarına dokunabilecek bir alternatife ihtiyaç çok açık. Bugün HDP’nin bileşenleri, sokakta gelişen hareketin temsilcisi durumundadır. Önemli bir dinamik haline gelmiştir. Sokak siyaseti, genel anlamda siyasetin yönünü belirleme bakımından tayin edici bir yerde duruyor.

HDP’yle, Türkiye ve Kürdistan’ın birleşik mücadelesiyle daha da birleşen ve güçlenen mücadelesiyle bu halklar, kendi alternatifini yaratacaklar ve sadece hükümetin istifa etmesi yetmeyecek. Bu halklar mücadelesi, kendi seçeneğini oluşturacak bir siyasi irade ortaya çıkaracaktır.

Siyasi iktidar ve egemen devlet cephesinde yaşanan bölünme, parçalanma karşısında halkımızın birleşik yapısını ortaya koymasını, bunu bir güç haline getirmesini başarmak ve sağlamak durumundayız.

Yolsuzluklar, yerel seçimleri nasıl etkiler?

Yerel seçimler dönemi, bir dizi siyasal mücadelenin ve muharebenin iç içe geçtiği ve çarpıştığı bir zemin olacaktır. Bugün Türkiye’deki ezilen halkların güçlü bir yüzleşme ve çarpışma içerisine girmesi gerekiyor. Bu, Kürt halkı cephesinden devam eden bir çarpışmadır. Türkiye halkları bakımından başlamış ve devam eden bir mücadeledir. Bugün gelinen eşik; bir kopuşma eşiğidir, yüzleşme ve hesaplaşma eşiğidir. Neyle hesaplaşacağız ve yüzleşeceğiz? AKP ve devletin 12 yıl boyunca bu halkın tepesinde kurduğu hükümranlıkla hesaplaşacağız. AKP ve cemaat koalisyonu, son yıllarda Türkiye ve Kürdistan’da yaşanan bütün olumsuz gelişmelerin sorumlularıdır. AKP iktidarına karşı mücadele ederken, cemaatle de hesaplaşma görevini ihmal etmemek gerekiyor. Eğer Türkiye ve Kürdistan halkları, bu hakim güçlerle toptan yüzleşmeyi ve hesaplaşmayı başarabilirse, gerçek bir kopuşma ve gerçek bir yeniden kurma hareketi başlayabilir. Bu kopuşma için çok güçlü gerekçelerimiz var. Sırtımızı yaslayacağımız güçlü mevziler var. HDK ve HDP gibi siyasi buluşma ve birleşme mekanizmaları, rejimin bütün biçimlerinden koptuğumuz zaman neyle birleşeceğimizi ve neyle siyaset yapacağımızı gösteriyor.

ERDOĞAN’IN DİKLENMESİ YANILTMASIN

Siyasi iktidar, parçalanma ve yıkım sendromu yaşıyor. Bir model çöktü. Erdoğan istediği kadar diklensin. Onun diklenmesi, bataklığa saplanmış birinin dik durmasından ibaret. Cemaatin bürokraside, devlette oluşturduğu devasa güç de bizi yanıltmamalı. Bunun karşısında gelişen halkların gücünü de hafife almamak lazım. Gerek yerel seçimlerde, gerek bu siyasi rejim karşısında güçlü ve birleşik bir alternatif oluşturmak çok daha mümkün ve olanaklıdır. Bu dönemde ezilen halkların, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin izleyeceği yol çok açık ki, bu siyasi egemen yapıyı oluşturan bütün güçlerin gitmesi, yeninin inşa edilmesi, ezilenlerin iktidarının inşa edilmesi hareketini geliştirmek olacaktır.

DİYALOG SÜRECİ KRİZİN KURBANI HALİNE GETİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR

Peki, çözüm sürecini etkiler mi?

Siyasi iktidar artık kendisini yenileme, değiştirme, halkların demokratik talebine yanıt verme gücünü yitirmiştir. Bir taraftan Türkiye halklarının; işçinin örgütlenme, sendikalaşma; kadınların özgürleşme ve eşitlik; gençlerin geleceğini kazanma talebi; Alevilerin, LGBTİ bireylerin eşitlik ve adelet talebi, aklınıza gelebilecek bütün talepler kulak arkası edilmiş ve krizin kurbanı haline getirilmiş durumda. Diğer taraftan, Kürt halkının talepleri de bu krizin kurbanı haline getirilmeye çalışılıyor. Diyalog sürecini neredeyse askıya aldılar. Diğer taraftan, Kürdistan’da savaş politikalarını zorlayan yaklaşımlar, gerilimi tırmandırmaya hizmet edecek girişimler var. Şu an egemen güçler, krizi, kendi sömürgeci ve baskıcı politikaları bakımından bir fırsata dönüştürmeye çalışıyor. Buna asla ve asla izin vermemeliyiz. Bu kriz, bir fırsata ve olanağa dönüşecekse, ezilenlerin özgürleşmesi ve kendi iktidarına yürümesinin olanağına dönüştürmeli.

* Atılım Gazetesi’nin 3 Mart 2014 tarihli 107. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 7 Mart 2014, Cuma 15:22
Kategoriler: Haberler, Politika