Karadeniz’in barış karıncaları

Karadeniz’in barış karıncaları

FUAT UYGUR –

HDP, Karadeniz’de sadece yerel seçim çalışmaları yürütmüyor, aynı zamanda barış projesini bölgeye taşıyor. Bu önemli adım, karınca misali bin bir emekle yürüyor. Doğasına, çevresine sahip çıkan tüm Karadenizlilerin yanında olan HDP’li adaylar, halka güven veriyor.

Karadeniz insanının denizle olan doğal bağı, kıyı boyunca sınır hattı gibi çekilen yolla kesildi. İnsanlar, kültürleri ve kendileriyle adeta özdeşleşmiş denize, o sınır hattı boyunca dizilen üst geçitleri kullanarak ulaşmak zorunda. Ve her gün, her an o üst geçitlerden geçerken, kendisini denizden ayıran düzenin sahiplerine değil de, nedense Kürt halkına bileniyor. Özellikle Trabzon’a yaklaştıkça, o üst geçitlerin neredeyse tamamına kirli savaşta ölüme gönderilen genç askerlerin adlarının verilmesi, Karadeniz halklarına sürekli boca edilen şovenizm zehrinin sadece görünen kısmı tabi ki. İşte, Karadeniz’in cesur yürekli barış karıncaları, eylemlerinin bilincinde olarak yola çıktılar.

Samsun (geri dönerek Bafra, Alaçam ve Yakakent ilçeleri), Ordu, Giresun ve Bulancak İlçesi, Trabzon ve Rize Fındıklı’yı kapsayan dört günlük yoğunlaştırılmış Karadeniz gezisi, Halkların Demokratik Partisi’nin yerel seçim çalışmaları hakkında bir dizi fikir sunması açısından oldukça yararlı oldu. Sıkıştırılmış zaman içerisinde gerçekleşen ziyaretlerde her bir durakta fazla kalamamanın temel eksikliği, halkla doğrudan temas edememek oldu. Onun dışında adaylarla yapılan sohbetler, politik güçlerle yapılan alış verişler, şunu net olarak ortaya çıkardı: Halkların Demokratik Partisi, yerel seçimlerde Karadeniz halklarına barış projesini anlatmak için çok önemli bir misyon yüklendi. Tüm adayların (ki hepsi yerel halktan seçilmiş adaylar) seçimlerde birinci önceliklerinin bu olduğunu vurgulaması, sol/sosyalist siyasetin Karadeniz’deki en büyük engelinin aşılması açısından şovenist etkinin kırılmasının zorunluluğunun bilince çıkarıldığını gösteriyor. Adayların, HDP’nin yerel seçim politikaları ile birlikte halka gittiklerinde barış dilini de taşımaları, karşılaştıkları olumlu tutum, cesaretlerini artıran bir rol de oynuyor. Nitekim, Ordu’da çocukları Cizre’de asker olan bir ailenin HDP adayını ziyaret ederek teşekkür etmesi, atılan bu küçük adımın aslında ne kadar devasa öneme sahip olduğunu gösteriyor.

İlk durağımız Samsun’da (ziyaretimiz HDP’nin merkezi Karadeniz turundan önce gerçekleşti) daha henüz seçim bürosunun açılamamış olmasının getirdiği gerginlikte, HDP heyetinin karşılanmasında ortaya çıkabilecek faşist saldırı olasılığının etkisi görülebiliyordu. Kaygıları gerçekti. Nitekim, tam bir yıl önce aynı kentte HDK’li vekillere yönelik ırkçı saldırının etkileri tam olarak atlatılabilmiş değildi. Ona rağmen kitlesel seçim bürosunun açılması, sokaklarda bildiri dağıtımı, mahalle ziyaretleri; korkunun, kaygının iradeyi teslim alamadığının kanıtı. Ve, Samsun’dan doğuya doğru gittikçe, özgüvenin daha da arttığını görmek, seçim bürolarının açıldığını, büroların önlerine HDP bayraklarının asıldığına tanıklık etmek, Karadeniz’de bir şeyleri değiştirme iradesinin görünür kılınması açısından çok değerli adımlar. Zira, ortalama bilinçte bile HDP’nin “Kürt partisi” olduğu şeklinde güçlü algının bulunduğu bölgede HDP bayraklarını dalgalandırmak, barış iklimini dağlardan denizlere estirmek açısından oldukça önemli.

FAŞİST KIŞKIRTMALAR DIŞARIDAN ÖRGÜTLENİYOR

Aslında bu algının yıkılması için Karadeniz diğer bölgelere göre “avantajlı” da sayılabilir. Nitekim HDP çalışması, bölgede tamamen yerel güçler üzerinden yükseliyor. Kürt özgürlük hareketi dışındaki hemen tüm siyasi yapılar ve bireyler çalışmanın merkezinde. Ordu’da ilk başta HDP’ye tepki gösterenler, adayların resimlerini gördüklerinde, “A, bu bizim uşak” diyerek kabullenmeleri (bu bile kendi içinde şoven etkiyi barındırsa da), bir başlangıç özelliği taşıyor aynı zamanda.

Aslında, Karadeniz’in barış karıncalarının en avantajlı oldukları yanlardan biri de, şovenist etkinin güçlü olmasına karşın faşist kalkışmaların dışarıdan örgütlenmelerle, yani devlet desteğiyle harekete geçirilmesi. İşsizlik ve lümpen gençliğin varlığının tüm bölgede etkisi görülmesine karşın kendiliğinden ırkçı kalkışmalara girişmedikleri fikri, herkesin ortak görüşü. Bu anlamda, faşizmin etkisi altındaki kesimlere dahi (herkesin birbirini birebir tanıdığı Fındıklı, Bulancak, Yakakent, Alaçam gibi küçük ilçelerde bu daha belirgin bir özellik) HDP’nin politikalarını taşımak daha kolay ve mümkün. Hatta, HDP’nin yerel seçim ilkeleri anlatıldığında, tüm bölgede olumlu karşılanması, aslında halklarımızın doğru olana ilgisinin arttığını gösteriyor.

HDP ADAYLARI MÜCADELENİN İÇİNDEN GELİYOR

Fındıklı’da bir köyde kahve toplantısında bir gencin, “Biz sizi çok iyi tanıyoruz. Çay sorunumuz olduğunda siz yanımızdaydınız. HES’lerle ilgili mücadelemizde yine yanımızdaydınız. Oyum HDP’ye olacak” sözleri, sadece Fındıklı’daki adayın veya HDP çalışmasının yansıması değil, tüm Karadeniz çalışmasının özetini yansıtıyor aslında. Nitekim, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayının bölgenin bütün bir sorunu haline gelebilecek “Yeşil Yol” projesi bilgisine ulaşması ve bunu bölge halkına aktarması, HDP’nin yerel sorunlara ne kadar ilgili ve hakim olduğunu da gösteriyor. HDP adaylarının tamamının, yıllarını bölgedeki sınıf mücadelesine, yeni dönemde ise çevre mücadelesine vermesi, bölge halkları nezdinde güven artırıcı bir öneme sahip.

İstanbul Kadıköy sokaklarında, AKP’nin belediye başkan adayının, “Kadıköy için yeni imar planı ‘yıldırım hızıyla’ hazırlanıyor” diye afişleri yer alıyor. Karadeniz’deki HDP adayları ise tam tersine, halka hiçbir proje sunmadıklarını açık açık dile getiriyorlar. Bunu da, “Halk sorunlarını getirecek, birlikte oturup projelendireceğiz. Halkın istemediği yere, tek bir taş bile koymayacağız” şeklinde açıklıyorlar. Aradaki fark bu kadar net. İşte, HDP çalışmasının Karadeniz’de kabul görmesinin bir nedeni de bu. Çünkü, halk, projelerin tamamen rant esaslı yapıldığının farkında ve bunlardan ziyadesiyle bıkmış durumda. Denizle bağı kopan, kıyı şeridinde sıkışmış kentlerde trafik ve hava kirliliğiyle boğuşan, hemen her yerleşim biriminin denize nazır çöplüklerinin yarattığı çevre ve görüntü kirliliği, işsizliğin had safhada olduğu kent merkezlerinin sorunlarını çözmek için düzen partilerinin hiçbir çözüm önerisi yok. Çünkü bu sorunları kendileri yarattılar ve çözümlerinin rantsal bir değeri yok.

KADINLARIN DAHA FAZLA SİYASETE KATILMASI GEREK

HDP’nin Karadeniz’de attığı önemli adımlara karşın, eksik yürüyen bir yanına da değinmeden geçmek olmaz. HDP’nin aynı zamanda bir kadın partisi olduğu fikri, bölgede tam anlamıyla karşılık bulmuş değil. Aday belirlemelerde kadınlar öncelikli olarak düşünülmedi. Fermuar sistemi hiç uygulanmadı. Bafra’da, Yakakent’te kadın belediye başkan adayları, Ordu ve Giresun’da eşbaşkan adayları var ama tablonun tamamına il genel meclisi üyelikleri de eklendiğinde, HDP’nin genel ortalamasının çok gerisinde bir temsil durumu ortaya çıkıyor. Konuştuğumuz erkek adayların tamamı, “Kadınlarımızı siyasete çekmekte zorlanıyoruz” şeklinde genel doğruyu sıralıyor. Ancak, HDP’nin kadınların siyasetin merkezine çekilmesi konusunda oldukça fazla politikası ve pratiği var. Karadeniz’de bunun pratiğe geçmemiş olmasında, erkek egemen siyaset anlayışının yansımasını görmek zor değil. Keza, Karadenizli kadınların yaşam koşulları, kadınlara yönelik siyaset yapmanın zeminini çok çarpıcı bir biçimde gösteriyor.

HDP fikrinin Karadeniz’de karşılık bulmasının birinci önceliğinin “barış” eksenli duruş olduğu düşünülürse bu durum anlaşılır gibi görülebilir. Ancak birebir temas edildiğinde, sorunun hala bir erkek sorunu olduğu gerçeğiyle yüzleşiyoruz. İlk önce, Karadeniz’de barış fikri topluma anlatılacaksa, bunu yine kadınlarla birlikte yapılacağını öngörmek gerekiyordu. Asıl önemlisi, erkeklerin politik arenayı bırakın terk etmeyi, paylaşmaya bile hazır olmama durumları söz konusu. Giresun’daki kadın eşbaşkan adayıyla ısrarımız sonucu görüşebilmemiz, gerekçe olarak da adayın siyasette yeni ve hazır olmaması gösterilmesi durumu özetliyor. Oysa ki evinden çağırttığımız kadın adayla yaptığımız röportaj, gayet canlı; hayatın ve kadının gerçek sorunlarına temas etmekteydi.

Karadeniz’de, barış kadar kadın özgürlük mücadelesinin de büyütülmesi gerekiyor. Karadeniz’in barış karıncalarının HDP ile attıkları devasa adımın bu alana da temas etmesi, Karadeniz halkının özgürleşme mücadelesini üst geçitlerden kurtaracaktır.

* Atılım Gazetesi’nin 10 Mart 2014 tarihli 109. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 20 Mart 2014, Perşembe 11:49
Kategoriler: Haberler, Politika