Başbakan’ın molozlaşmış kalbi

Başbakan’ın molozlaşmış kalbi

Berkin Elvan’ın cenazesi, milyonları kapsayan vicdan ayaklanmasına dönüştü. Cenazede bir milyonu aşan, Türkiye/Kürdistan sathıyla beraber milyonlar, Berkin’in yasını tutup, genç bir fidana ağıt yakıp gözyaşı dökerken, iktidar partisi lideri o tipik tutumunu sürdürdü. Böyle yaparak biçimsel meşruiyetini milyonların gözünde kaybetti. Kalbi kararmış saldırganlık gücü değil, acizliğini ortaya koydu.

Bu iktidar bitmiştir. Yolsuzluk yaptığı, her tür pis işten hisse aldığı, Karun gibi zenginleştiğinden dolayı değil, bir çocuğun yasını tutanlarla alay ettiği, toplumun bir bölümünü diğerine kışkırttığı için bitmiştir. İktidarın biyolojik ömründen bağımsız olarak; siyasal, tarihsel ömrü bitmiştir. İktidar bu açıdan bir siyasal mevtadır.

Bir fidanın katli milyonları adalet, özgürlük talebi etrafında toplayıp isyan ettirirken, iktidar sahiplerinin kalplerini molozlaştırdı. Hitlerleşme tam da buradadır. Çaresizlik, despotların kaderidir. Mevcut despotik diktatörlük mekanizmasına şurasından burasından bulaşan herkesin kalbi taşlaşmış ve nihayet molozlaşmıştır.

Başkalarının acılarına saygı duymayan, onların nasıl görüp nasıl hissettiğini umursamayan, yalana ve kopkoyu bir taassubun jeneratörüne dönüşen iktidar, kanlı, toplumsal sosyolojiyi darmadağın edecek iç savaş senaryolarının da üreticisi, ateşleyicisidir. Gözü kara düşmanlık, yoksulların canına iktidar sahiplerinin tahtına mal olur.

Devlet krizinin hızla rejim krizine dönüşmesi, devrimci ilerleme için muazzam olanaklar sunmaktadır. Gezi onur ve özgürlük isyanı, krizin ve devrimci imkânların tetikleyici katalizörüydü. Egemenleri geri dönüşsüz biçimde paniğe sürükledi. Orada açığa çıkan yıkıcı ve kurucu irade diriliğini yitirmek şöyle dursun, daha bir sağlamlaştı/sağlamlaşıyor. Berkin’in cenaze töreni, söz konusu iradenin nasıl bir forma kavuşmakta olduğuna işaret elbette.

İsyan ruhuyla ayaklanma cesaretini harmanlayan irade, canlı bir organizmaya sahip. Bu irade, adalet ve özgürlük mücadelesinin kritik anlarında bir masal kuşu gibi sokaklara iniyor, omuzlara konuyor, sonra peşinde ümitli bir rüzgâr bırakarak göklere yükseliyor.

Devletin bütün imkânlarını halka karşı birer silah gibi kullanan küçük adamların asla doyurulamayan büyük ihtirasları, bu defa da gencecik bir devrimcinin bedenine çarpıp darmadağan olmuştur.

Gezi; sarsıcı, uyarıcı bir enerjiydi. Berkin’le birlikte açığa çıkan irade ve istek ise yıkıcıdır. Yıkımın korkusunu iliklerinde hissedenler, biçimsel bir başsağlığı dahi dilemeden kendi taraftar kitlelerini kışkırtmaya, tehditler savurmaya odaklandılar. O körleşme, iktidarı yıkıma götürüyor. Alacakları hiçbir tedbir yıkılmalarını engelleyemez. Onlar için her şey bitmiş, tükenmiştir. Amed’de çocuk öldürenler ve bunu savunanlar orada tükendi, Batı’da çocuk öldürtenler de tükenecektir. İktidarın alnına kazılmış katil mührünün uğursuz yazgısından kurtulamayacaklar.

İktidardan nemalanan medya gücü ile Berkin’i uğurlayanlara Rabia işareti yaparak gaz bombaları atan, göz çıkarmak için birbirleriyle yarışan polis teşkilatı, diktatörlüğün milis örgütlenmesi halini almıştır. Buna ‘Gençlik kolları’nı dahil etmek mümkün. Kriz yönetim merkezi gibi bir noktadan sevk ve idare edilen bu militer ve paramiliter güçler, konu Aleviler, Kürtler, sosyalistler olunca damarlarında aynı kanı taşıdıkları geleneksel sivil faşist güruhla el ele sokaklarda kol gezmeyi sürdüreceklerdir.

Gerici, kanlı iç savaşı göze alan ve uluslararası tekeller tarafından gözden çıkarılma korkusu da yaşayan iktidar partisinin, kendi taraftarlarını sokağa salması sadece ve sadece kendi sonunu getirmekle neticelenir. Artık her adalet ve özgürlük eyleminde bir Berkin’in vurulması, katledilmesi son derece mümkün. Lakin, Gezi’den bu yana defalarca yaşandığı ve sınandığı gibi, her katliam, ezilenlerin duygu ve düşünce dünyasındaki aydınlanmayı daha da güçlendiriyor, kitlelerin pratik devrimci eylem ufkunda yıkılacak hedef giderek daha açık hale geliyor. Artık ne kopkoyu diktatörlükleri kurtarabilir onları, ne biçimsel reformları. Dudaklarından dökülen her sözcük, yeni yeni düşmanları tahrik edecek ve halkın iradesiyle tarih sahnesinden alaşağı edilecekler.

* Atılım Gazetesi’nin 17 Mart 2014 tarihli 111. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 24 Mart 2014, Pazartesi 15:09
Kategoriler: Başyazı, Güncel, Haber-Yorum, Haberler, Makaleler