Hırsızdan başbakan olur mu?

Hırsızdan başbakan olur mu?

DENİZ BAKIR –

Başlıkta kullandığımız soru cümlesi, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçim konuşmalarının olmazsa olmazlarından biri haline geldi. Zatı şahaneleri çok yaratıcı olduğunu düşünüyor olmalı! Soruyu soruyor ve cevabı yapıştırıyor: “Olmaz. Onun için Recep Tayyip Erdoğan’dan başbakan olmaz.” Böylece, kendince halktaki yolsuzluk (vs.) karşıtı tepkiyi “onlar hırsız, biz temiziz” manipülasyonuyla arkalamayı hesap ediyor.

Recep Tayyip Erdoğan’ın bu argümana cevabı, “yaratıcı”lıkta diğerinden geri kalmıyor! Kılıçdaroğlu’na atıf yaparak, aynı soruyu soruyor ve diyor ki: “Olmaz. Onun için bu millet seni ve senin zihniyetindekileri başbakan yapmadı, yapmaz.” O da kendince uyanıklık yapıyor! Kendisini de iktidara taşıyan temiz siyaset talebini statüko karşıtlığı ve değişim talebinin ardına gizleyip sömürerek saflarını bir arada tutmaya, bunun üzerinden de hırsızlığını, yolsuzluğunu, zorbalığını örtmeye çalışıyor.

Gelin görün ki iki cevap da problemli. Çünkü soru problemli! Ne diyor soru; “Hırsızdan başbakan olur mu?” Emeğin ürünlerini yağmalayarak zengin olmanın yasa katına çıkarılarak ‘hukuki’leştirildiği, emeğin, ezilen ulus, inanç, cins ve cinsel yönelimlerin üzerindeki sömürü ve tahakkümün siyasi düzenin karakteri olduğu bir ülkede, dahası dünyada, hırsızların başbakan olmasından daha doğal ne olabilir? Hırsızlar düzeninin başbakanı hırsız olur. Tam da bu nedenle CHP zihniyeti 90 yıl boyunca bu ülke emekçilerinin, ezilenlerinin ensesinde boza pişirdi. CHP’de en steril temsiliyetini bulan Kemalist-statükocu elit “Her mahallede bir milyoner yaratacağız” şiarıyla yola çıkmış, cılız Türk burjuvazisinin emekçilerin emeğini yağmalayarak semirmesi için kırbaç rolü oynamıştı. Bugün Türk tekelci sermayesinin yapı taşlarından biri olan Koç Grubu, bizzat Mustafa Kemal CHP’sinin “yolsuzluklarının” ürünüdür. Azınlıklardan çalınıp yağmalanarak “taze” T.C. burjuvazisine hibe edilen zenginliklerin haddi hesabı yoktur. Sözün özü, CHP’nin temsil ettiği gelenek, bu ülkede hırsızlığın “usta”sı sayılır. O kadar gerilere gitmeye gerek yok. Yaşayanlar ya da okuyanlar bilir. 80’lerin sonu ve 90’lı yıllarda Özal dendiğinde hayali ihracatlar, SHP-CHP dendiğinde ise belediye yolsuzlukları ve vurgunları akla gelirdi. Kendi alanlarında adeta bir “marka” haline gelmişlerdi. En popüleri ve akılda kalanı İSKİ skandalı olsa da, dönemin yolsuzluk dava-dosyaları bir karıştırılsa SHP-CHP’nin (ya da o gelenekten gelen birinin) adının geçmediği dosya az bulunur. Hatta, Recep Tayyip Erdoğan’ı bu halkın başına bela edenin bu belediyecilik anlayışı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. SHP-CHP belediyeciliğinden kaçan İstanbul halkı dönüp dolaşıp yılana sarılmış(!) Recep Tayyip Erdoğan’ı Büyükşehir Belediye Başkanı seçerek yükselişinin yolunu açmıştı.

Sonrası mı? Hikâyenin sonunu hep birlikte izliyoruz! Beterin de beteri varmış. Özgürlük, demokrasi, değişim ve temiz siyaset söylemiyle CHP zihniyetinden yaka silken emekçilerin kurtuluş adresi gibi cilalanıp öne sürülen AKP, yerini sağlama alır almaz statükonun-faşizmin (sözün kısası CHP zihniyetinin) tapusunu üzerine geçirmekle kalmadı. Yolsuzlukta, hırsızlıkta, yağmacılıkta da CHP’den geri kalmadığını fazlasıyla gösterdi. Dün kanlı bıçaklı olanların can ciğer kuzu sarması olması, dün yedikleri içtikleri ayrı gitmeyenlerin ise hasım olması, onun için hiç şaşırtıcı değil. Takım değiştirseler de kendi mahallelerinde top koşturuyorlar. Seri “tape” skandalının ardı arkası kesilmiyor. Tayyipgillerin iç ettiği paraları yığsak dağ olur. Uç uca eklesek dünyayı birkaç kez çevirir. Adacıkların, gemiciklerin haddi hesabı yok. Sözün özü, AKP de CHP’nin ters yüz edilmiş hali.

Cemaati, MHP’si farklı mı? Birincisi, her dönemin tırtıklayıcısı. Amerikan İslamcılığının tetikçisi, misyoneri, yöneticisi ve tabi ki yiyicisi!… Efendisi kimin iktidar olmasını buyurmuşsa, kapağı oraya atan, bu arada kaymaktan da bolca nasiplenen Pensilvanya Emiri (!) Fethullah Gülen. Öteki, Osmanlı’nın yağma düzeninin devamcısı olmakla övünen, mafya-tetikçi karışımı bir faşist ucube. Diğer düzen partileri bunların küçültülmüş kopyaları. Yoruma gerek yok. Milletvekilleri ve belediyelerle ilgili açılan soruşturmaları kabaca gözden geçirmeniz, cibilliyetlerini anlamak için yeterli olacaktır. Yolsuzluktan hırsızlığa, cinayetten taciz-tecavüze kadar yok yok. BDP-HDP’yi çıkarın, o meclisten bir çöplük elde edersiniz.

Büyük Ozan Pir Sultan’ın dediği gibi; “Bozuk düzende sağlam çark olmaz!” Hırsızlar düzeni olan kapitalizmde de temiz başbakan olmaz. CHP’si, MHP’si, Cemaati, AKP’si ve türevleriyle birlikte bu düzen baştan aşağı kokuşmuştur.

Onun için; bu düzen yıkılmalı, yeni bir düzen kurulmalıdır. Temiz siyasetin, özgürlüğün, demokrasinin, adaletin, sözün kısası gerçek bir değişimin tek yolu budur.

Onun için; ESP “Hepsi gitsin, halk iktidara” diyor.

Onun için; HDP önemlidir. HDP, halk iktidarına açılan bir kapı, hırsızlar düzenine karşı ezilenlerin birliğinin yollarından biridir.

Onun için; HDP’yi büyütmeli, seçimleri hırsızlardan birinin seçildiği bir parodi olmaktan çıkarmalı ve yeni bir düzen alternatifinin yükseltildiği, yeni mevziler kazandığı bir mücadele zeminine dönüştürmeliyiz.

* Atılım Gazetesi’nin 17 Mart 2014 tarihli 111. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 24 Mart 2014, Pazartesi 15:37
Kategoriler: Güncel, Haberler, Politika, Sizlerden