Özgürlük referandumu

Özgürlük referandumu

“Biz birbirimizle kavga ederken kazanan Kürtler oluyor” diye günlerce veryansın etti burjuva kalemşorlar. Nitekim, bu korkularında ne kadar haklı oldukları, Newroz’da ortaya çıkan tabloyla kanıtlandı.

Türkiye ve Kürdistan coğrafyası bir hafta boyunca ayaktaydı. Kars’tan Edirne’ye, Van’dan Tekirdağ’a, Amed’den Kazlıçeşme’ye, Kandil’den Rojava’ya ve oradan Avrupa’nın birçok kentine kadar Newroz’un özgürleştirici ateşleri yakıldı. Kitlesellik ve yaygınlık bakımından geçtiğimiz yılları aşan bir düzeye ulaştı.

“Kürdistan’a statü” ve “Öcalan’a özgürlük” şiarlarıyla gerçekleştirilen Newroz kutlamalarının görkemi, her yönüyle referandum niteliği kazanmış yerel seçimler öncesinde Kürt halkının Ankara’ya verdiği bir yanıt oldu. Yolsuzluk ve rüşvet bataklığındaki AKP’nin esas olarak batıda varlığını sürdürebilmek için yerel seçimleri referandum havasına sokması, ilk olarak Kürdistan’da karşılık buldu. Kürt halkı, Newroz’da ortaya koyduğu kitle gücüyle, yerel seçimlerde tercihini de belirtmiş oldu. AKP’ye ve rejime şimdiden geçmiş olsun!

Elbette ki yerel seçimler arifesinde kitlelerin politikaya ilgilerinin yoğunlaşması, bu alandaki gelişmelere ilgi düzeyinin yüksekliği gibi bir dizi sosyolojik faktörler eklendiğinde, Newroz’un kitlesel ve görkemli geçmesiyle ilgili birçok neden sıralanabilir. Ancak, hepsinin başına geçen temel faktör, Kürt halkının ve batıda demokrasi güçlerinin özgürlük talebinin gücüdür. Bir hafta sonrasında sandıktan çıkacak irade sokakta dile geldi. Kürt halkının özgürlük mücadelesinin bir eşiği olan demokratik özerklik sürecinin ilerletilmesi açısından mesaj çok net bir şekilde verildi. Öcalan’a özgürlük talebi, istisnasız bütün Newroz meydanlarında en gür şekilde yankılandı.

Rejim ve devlet krizi içindeki Türk burjuva devleti ve onun siyasi figürleri, birbirlerini yemekle meşgul oldukları yerel seçimler öncesinde bu ilerleyişe doğrudan müdahale koşullarından uzaklar. Siyasi iktidar ve CHP-MHP işbirliğiyle batıda HDP’ye yönelik saldırı konseptini işleterek önlem alma cihetine girseler de, bunda muvaffak olamadılar. AKP, şimdi, Suriye’ye yönelik saldırı konseptini devreye sokarak hem toplumsal desteğini artırmaya hem de Kürt özgürlük hareketine seçimler öncesi mesaj vermeye girişti. IŞİD ve El Kaide güçlerine bomba atan Suriye uçağının düşürülmesi, Keseb kasabasının Türkiye üzerinden bombalanması gibi pratik tutumlar, aynı zamanda Rojava Kürtlerini tehdit altına alma hamleleridir. Nitekim, Rojava’da çatışmaların şiddetlenmesi, YPG’nin seferberlik çağrısında bulunması da bunu gösteriyor.

Ankara’da yerel seçimler sonrası “demokratik özerklik” ilanına duyulan korku üzerine toplantı üstüne toplantı yapılması, Kuzey Kürdistan’da da yeni saldırı araçlarının devreye sokulabileceğinin ipuçlarını veriyor. Nitekim, son on yılda yapılan bütün seçimlerde Kürt özgürlük hareketinin daha da büyüyerek çıkması, çözüm sürecinde somut adım atmayan hükümet ve devleti “harekete” geçirecek bir motivasyon sağlayabilir. Bu saldırganlık, bir yanıyla Kürt özgürlük hareketini bastırma veya bu başarılamadığı durumda ilerlemesini durdurmayı kapsarken, diğer yanıyla da itibarı ve toplumsal inanırlılığı yerlerde sürünen AKP’nin kitle desteğini yeniden artırmak için başvuracağı bir yöntem olabilir. Kürt hareketini durdurmak veya ilerlemesini yavaşlatmak için bugüne kadar denenmemiş yol kalmadı. Bu anlamda bundan bir şey çıkmaz artık. Asıl tehlike, her şeyini kendi geleceğini güvencelemek üzerine kuran AKP’nin bu uğurda neleri göze alabileceğidir. Kesin olan, bu gözü karalığın Twitter yasaklarında olduğu gibi “yasal” düzenlemeler içermeyeceğidir.

2014 Newroz’unda böylesi kitlesel ve özgürlük talebinin bu kadar net bir şekilde dile getirilmesinin arkasında yatan nedenlerden biri, rejimin bu karakteristik özelliğidir. Kürt halkı ve demokrasi güçleri, 90 yıllık rejimin ve son bir yıllık çözüm süreci pratiğinin öğreticiliğiyle fazlasıyla donanımlı. Abdullah Öcalan’ın mektubunda dile getirdiği, “Son Newroz’dan bugüne yaşadığımız güncel somut durum tam da çatallaşmaya başlayan bu yol ayrımını ifade etmektedir. Ya, son 200 yıllık kapitalist moderniteye dayalı komplocu-darbeci rejim kendini yeniden restore ederek sürdürecektir, ya da tarihsel rotasına oturtulmuş Türk-Kürt ilişkileri en kapsamlı demokratik reformlardan geçerek demokratik anayasal bir rejimle komplocu-darbeci mekanizmaları parçalayarak çözümlenecektir. Bütün ara yollar ve geçici biçimler artık miadını doldurmuştur” tespiti, tam da bu realiteye işaret ediyor.

Newroz, Kürt halkının özgürlük mücadelesinin Küzey Kürdistan’la sınırlı bir mücadele olduğu yanılsamasını yıkarak, Ortadoğu’yu kapsayan bir karakter kazanmıştır. Rojava devrimi ile fiili dayanışma biçimini almış, tüm Kürdistan coğrafyasında ortak hedef ve talepler ekseninde kutlanmıştır. Bu bakımdan da bu yılki Newroz, Kürt ulusal birliğini pekiştiren bir rol oynadı. Ortadoğu devriminin itici gücü olduğunu gösterdi.

2014 Newroz’u, bu anlamıyla barışa giden yolun Ankara’dan dizayn edilemeyeceğini çok net bir şekilde ortaya koydu. Newroz alanları, barışın ve kardeşleşmenin yolunun halkların birlikte mücadelesiyle gerçekleşeceğini işaret etti. Bütün konuşmalar, atılan sloganlar, Abdullah Öcalan’ın mektubu, hepsi bunu dile getirdi. “Barış devletler için değil, halklar içindir” vurgusu, barış mücadelesine halkların daha güçlü katılması çağrısıdır. Newroz, Batı’daki demokratik ve antifaşist kitle hareketine kayıtsız kalmamış, bilakis barış talebi ile Türk halkının özgürlük taleplerini birleştirmiştir. Kuşkusuz bu birleştirmenin katalizörü HDP/HDK olmuştur. Berkin Elvan’ı uğurlama törenlerinde doruğa çıkan antifaşist kitle mücadelesi ile Kürt kitle hareketi nesnel zeminde birleşerek halklarımızın birleşik mücadele iradesini güçlendirmiştir.

Toplumu ve halkları kamplaştıran AKP ve düzen partileri, yerel seçimleri bir referandum havasına sokarak halklarımızı kendilerine yedekleme siyasetine sığınıyorlar. Türkiye halkları, Gezi’deki onur ve özgürlük isyanıyla tercihini yaptı. Kürt halkı, Newroz’da irade beyanını daha güçlü bir şekilde yineledi, özgürlük mücadelesinden asla geri durmayacağını dünya aleme ilan etti. Gezi’de olduğu gibi, Newroz süreci de devam ediyor.

Newroz’un görkemli, coşkulu ve kararlı iradesi yerel seçimlerde mutlaka sandığa yansıyacaktır. Halklarımızın ve ezilen milyonların 1 Mayıs’ta zulmün rüzgarlarını savurma umudunu da diri ve canlı tutuyor. Milyonların baskı, sömürü ve zulme karşı Berkin uğurlaması ve Newroz’u birleştirerek 1 Mayıs’ta alanlarda Gezi isyanının derin izlerini birlikte taşıyacaktır. Ezilenlerin mücadelesi güç ve moral biriktirerek 1 Mayıs’a akacaktır.

* Atılım Gazetesi’nin 28 Mart 2014 tarihli 114. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 29 Mart 2014, Cumartesi 17:57
Kategoriler: Başyazı, Güncel, Haberler, Makaleler, Politika