Aman çok korktuk!

Aman çok korktuk!

DENİZ BAKIR –

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin “sağa kaydığı” eleştirilerine şöyle yanıt vermiş:

“…Bizim sağa sola kaydığımız yok. Emekten yana, yoksuldan yana, sosyal demokrat bir partiyiz. Bugün sağ sol olayı olmanın ötesinde bir noktaya geldik. Cumhuriyet, demokrasi, bunlar tartışılır hale geldi. Toplumun cumhuriyetten yana, demokrasiden, seküler sistemden, kadın-erkek eşitliğinden yana bütün güçlerini kucaklamak zorundayız… Demokrasi gidiyor, başka işlerle uğraşıyoruz. Yarın hepinizin fişlendiğini göreceksiniz…”

Görünen o ki, CHP’nin seçim hezimeti, “AKP kazanırsa üzerinize kalır… Oyları bölmeyelim” sopasıyla bastırılan merkez kaç güçleri yeniden harekete geçirdi. Herkes tuttuğu yerden çekiştiriyor. Ulusalcı kanat sanki düne kadar dümende kendileri yokmuş, CHP’yi barajın altına düşüren kendileri değilmiş gibi “Geleneksel çizgiden uzaklaşıp Cemaatle birlikte olduğumuz izlenimi verdiğimiz için halk bize güvenmedi” diyerek, feveranı basıyor, bu fırsattan istifade dümene yeniden geçmek istiyor. “Sol Kemalizm”le beyinleri uyuşturulup bedenleri esir alınmış oportünist demokratlar ise “Sola açılacağımıza Cemaatle flört edip, neoliberal politikalara ışık yaktık. Üzerine bir de sağla sarmaş dolaş olunca olacağı budur” diyerek isyan ediyorlar. Durumu en trajik görünen K. Kılıçdaroğlu’nun “Yeni CHP”si… Sağı sağ koluna, solu sol koluna, ulusalcıları da kambur niyetine sırtına almış ortada kıvranıyorlar! Ne İsa’ya yaranabiliyorlar, ne de Musa’ya… Haliyle onlar da dönüp dolaşıp en iyi yapabildikleri şeye, yani hamaset siyasetine sığınıyorlar. Beceriksiz haraç mezat tellalları gibi “Sağı solu bırakın, demokrasi gidiyor, demokrasi…” diye çığırtkanlık yapıp, “AKP korkusu” pazarlamaya çalışıyorlar.

Neymiş? Demokrasi gidiyormuş! Geldiğini görsek gitmesinden korkacağız da, geldiğini göremedik bir türlü! Kılıçdaroğlu, kitlelerin politik özgürlük taleplerini çok partili seçim parodisi arkasında gizledikleri faşizmle bastıran; merkezinde askerin ve Kemalist elitlerin bulunduğu CHP menşeli 90 yıllık burjuva zorbalığını (öyle ya bizzat Kılıçdaroğlu seçim meydanlarında ‘devletin kurucu partisi’ olmakla övünmüyor muydu? Devletin kurucu partisi, sisteme genetik kodlarını veren parti olarak sistemin-devletin 90 yıllık icraatlarından da -dolaylı ya da dolaysız- sorumlu tutulması gerekmez mi?) ‘demokrasi’ diye yutturabileceğini düşündüğüne göre, vaziyet hayli vahim demektir!

Neymiş? Emekten ve yoksuldan yanaymış! Koç’ları yaratan, “milyoner yaratma” siyasetinin mucidi olmakla övünen, iş başına geldiği tüm dönemlerde ve yönetim birimlerinde yolsuzluk, adam kayırmacılık, işçi çıkarmaları, taşeron dostluğuyla nam yapmış; emperyalistlere, TÜSİAD, TUSKON, TİSK ve bilumum sermaye-sömürü odaklarına yaranmak, AKP’den daha neoliberal olduğunu kanıtlamak için kırk takla atan CHP, emekten ve yoksuldan yanaymış?! Şaka gibi… CHP’nin sol, emekten ve yoksuldan yana olduğuna inanan kaldı mı bu memlekette? Geçen yıllarda yapılan seçmen eğilimleri anketinde partisini halktan, mazlumdan yana olduğu için tercih ettiğini söyleyenlerin oranı AKP’de, CHP’nin çok çok üstünde çıkmıştı. Halk, CHP’yi 90 yıllık deneyiminden hareketle ve doğru bir biçimde elitlerin partisi olarak görürken; AKP’yi ise yanılsamalı bir biçimde mazlumların, yoksulların seslendiricisi olarak değerlendiriyordu. Son seçim sonuçları bu algının az-çok değişse de esasta sürdüğünü göstermedi mi? Hal böyleyken Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi emekten ve yoksuldan yana gösterme çabalarının boş kubbede boş seda olmaktan öte bir ağırlığı olabilir mi?

Neymiş? Laiklik elden gidebilir, kadın-erkek eşitliği bozulabilir, hepimiz fişlenebilirmişiz! Gören de der ki, kurduğu diyanet aracılığıyla Hanefi-Sünni inancını önce eciş bücüş hale getirip, sonra devlet dinine dönüştüren; farklı inanç ve mezhepleri asimilasyon-katliam kıskacında öğüten CHP değil! Cumhuriyetin kuruluş yıllarında, devlet dininin kutsal emirlerine karşı gelerek şapka giymedi diye binlerce Sünni inancından insanımızı bombalayarak öldürten; Dersim’de, Maraş’ta, Sivas’ta (vd.) Alevileri böcek gibi mağaralara sıkıştırıp zehirleyen, kılıçtan geçiren, yakan; Hristiyan, Yahudi, Ezidi (vd.) süren, mallarını yağmalayan, soykırıma tabi tutarak yok oluşun eşiğine getiren CHP zihniyetinden sekülerizm değil, çıksa çıksa laikçi kılıfa geçirilmiş şekilsiz bir şeriatçılık çıkar.

Ya, kadın-erkek eşitliğinin tehlikede olduğu lakırdısına ne demeli? Tam bir ucube… Duyan da CHP kadınları özgürleştirdi de, AKP geldi bozdu sanır! Kadın bedeni pazarlayarak vergi rekortmeni olan Manukyan’ı yaratan CHP’nin sıkı sıkıya sarıldığı bu düzen değil miydi? Ya da başörtülü olduğu için çalışma ve eğitim hayatından dışlanarak eve kapatılan; devrimci, Kürt, Alevi olduğu için işkencelerden geçirilip tecavüz edilen kadınlar gerçeği, CHP’nin sahip çıkma çağrısı yaptığı bu düzenin marifeti değil miydi? AKP, kadın-erkek eşitliğini bozmakla değil, olsa olsa CHP’nin kurduğu kadın düşmanı erkek düzeninin üzerindeki “medeniyet cilasını” soyarak pervasızca derinleştirmekten sorumlu tutulabilir.

Bir de evlere şenlik fişlenme mevzusu var! Ne diyor Kılıçdaroğlu: “Yarın hepiniz fişleneceksiniz?” Nüfus cüzdanına kodlar koyarak bu coğrafyanın ezilenlerini ellerinde fişleriyle gezmeye mecbur bırakan CHP zihniyetinden sonra, AKP’nin fişleri olsa olsa tüy diker!

Sözün kısası, CHP döndü dolaştı aynı yere geldi. Çürümeye yüz tutmuş, cılkı çıkmış, hiçbir inandırıcılığı kalmamış söylemleri evirip çevirip korku pazarlamaktan medet umuyorlar.

Neymiş? Demokrasi gidiyormuş!

Neymiş? Laiklik gidiyormuş!

Neymiş? Yarın hepimiz teker teker fişlenecekmişiz! (vb., vb.)

Aman, çok korktuk!…

* Atılım Gazetesi’nin 25 Nisan 2014 tarihli 118. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 2 Mayıs 2014, Cuma 12:30
Kategoriler: Haberler, Makaleler, Politika, Rota