Komün

Komün

AYDIN AKYÜZ –

Görkemli Haziran ayaklanmasının ve Taksim Komünü’nün birinci yıl dönümü içindeyiz. Ayaklanma patlak verip alan halk tarafından işgal edilince, hızla ortakça bir yaşam boy verdi. Haziran günlerinin o meşhur sözlerinden birini biraz değiştirerek söyleyecek olursak; Taksim Komünü’yle komünizm bize göz kırptı. Yiyecek ve kitaplar başta olmak üzere birçok meta, meta olmaktan çıktı; para anlamsızlaştı o meydanda. Kararların, proleter demokrasiye göre herkesin doğrudan katıldığı bir çeşit meclis olan forumlarda tartışılarak alındığı alternatif bir yaşam alanıydı Taksim. İdeololjik-politik bir merkezdi. İstanbul’un farklı park forumlarına olduğu gibi, diğer kent forumlarına da öncülük yaptı.

Taksim Komünü, itilimini şüphesiz sosyalist ve komünist yaşam tarzına duyulan özlemden ve tarihin gördüğü ilk işçi iktidarı Paris Komünü’nden alıyordu.

Bugün dünyanın birçok yerinde, küçük üretim ve tüketim komünleri ya da gönüllü bir araya gelmiş bireylerin oluşturduğu ortakçı yaşam ve paylaşıma dayanan komünler görmekteyiz. On yıldan fazla zamandır Kürt ulusal demokratik hareketi, yeni paradigmasına bağlı olarak değişik tipte komünler kurup yaygınlaştırmaya çalışıyor. Aynı şekilde Rojava Kürdistan’ında 19 Temmuz Devrimi’nden sonra komün tipinde ekonomik birimlerin inşasında bir artış eğilimi var.

Türkiye ve Kuzey Rojava Kürdistanı’nda toplumsallaşma eğilimi gösteren komün kavramının tarihçesi ilgi çekici.

Latince kökenli olan bu kavram, komünizm ve komünist gibi yaygın bilinen sözcüklerin kökeni olup ve artık evrenselleştiği için Türkçede de kullanılan komün sözcüğüne ne hikmetse TDK sözlüğünde rastlamadık.

Komün, Latince’de communia ve commun sözcüklerinden diğer dillere geçerek evrenselleşmiş.

İlk olarak eski Latin toplumlarında derebeylerden bağımsızlığını para ile satın almış kent soylularının yönettiği “Özgür Kent” anlamında kullanılmış belediyeciliğin gelişmesiyle, 18. yüzyıldan bu yana Fransa ve bazı başkaca Avrupa ülkelerinde en küçük belediye örgütü ya da ilçe/bucak belediye yönetim birimi anlamında kullanılmaya başlandı.

Komün, 1871 yılında Paris işçi sınıfı ve emekçilerinin teslimiyetçi Fransız burjuva hükümetine karşı ayaklanıp, Prusya ordusuna karşı direnişe geçerek, şehirde yeni tipte bir iktidar inşa etmesiyle yeni bir anlam kazandı. Paris’e bağlı komün diye anılan, seçimle belirlenmiş 20 bucak belediye yönetimleri bir araya gelerek Paris Komünü olarak bilinen 92 kişilik halk konseyini oluşturdular. O günden bugüne dünyanın her yerinde komün deyince akla gelenlerden biri Paris Komünü’dür.

Paris’i bu konsey yönetmeye başladı. Paris Komünü, savunmadan güvenliğe, eğitimden ekonomiye tüm devlet işlerine el koyarak, iktidarını kurdu. Burjuva devlet mekanizmasını dağıtarak proleter karakterde yeniden örgütledi.

Eski komünal toplumların ve dönem dönem ortaya çıkmış kimi ortakçı toplumların çözülmemiş kimi kalıntılarının köy komünleri şeklinde ya da paylaşımcı yaşam ilişkileri şeklinde varlıklarını 20. yüzyıla kadar sürdürebildiklerini biliyoruz. Aynı şekilde bütün maddi gereksinimlerin ortakça üretildiği, ortakça tüketildiği çeşitli biçimlerde gönüllü olarak bir araya gelmiş topluluklar da komün olarak adlandırılıyor.

Özellikle devrimci ve sosyalistlerin yakından bildiği, devrimci tutsakların oturtmuş bir geleneği olan, bütün maddi kaynakların birleştirilerek, ihtiyaçların ortakça paylaşılmasına da komün deniyor.

Haziran ayaklamasının şafağında, İstanbul’un göbeği Taksim’de kurulan komün, tarihin çağrısına uyarak geleceğe ses verdi. Geçmiş ve gelecek ‘an’da buluştu. Ayaklanma “devrim bize göz kırp”mıştı. Sadece devrim mi, komünizm de göz kırptı. Komün “Vardım, varım, var olacağım” diye haykırmaya devam ediyor. Paris’ten Taksim’e sınıfsız, sömürüsüz ve insanların nesneleşmekten kurtularak özneleştiği bir geleceği müjdeliyor.

* Atılım Gazetesi’nin 30 Mayıs 2014 tarihli 123. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 31 Mayıs 2014, Cumartesi 12:27
Kategoriler: Güncel, Haberler