‘Olmuştur’ ama geçmemiştir

‘Olmuştur’ ama geçmemiştir

ALİ HAYDAR KELEŞ-

Sokakta hesap sorma bilinci geliştikçe AKP Hükümetinin dengesi hepten bozuluyor. Kürdistan sokaklarından sonra Gezi’den bu yana dalgalar halinde tüm Türkiye ve Kuzey Kürdistan’a yayılan eylemler devam ediyor. Başbakan Erdoğan, yaşananları unutturmak istiyor, unutmayanlara köpürüyor ve ezilenlerin hesap sorması karşısında öfkesini saklayamıyor.

Okmeydanı’nda Berkin anmasına saldıran polis, tüm mahalleyi yine gaza boğdu, cemevine doğru kurşun sıktı ve Uğur Kurt’u başından vurarak katletti. Erdoğan, katledilenleri düşman olarak gördüğünü “Polis gereğini yapmıştır”, “Polis nasıl sabrediyor şaşıyorum” diyerek göstermiş, Berkin’in hatırlanması ve hatırlatılmasına “Ölmüştür, geçmiştir”, “Ne anıyorsunuz, unutun” demiştir.

Gezi’de “Talimatı ben verdim”, “Polis destan yazmıştır” diyen Erdoğan, “gençlerinizi öldürdük”, “onlarcasını sakat bıraktık” ama “oldu, bitti”, “unutun” diyor.

Berkin’i, Ali İsmail’i, Abdullah’ı, Ethem’i, Medeni’yi, Ahmet’i ve diğerlerini, en son olarak da Uğur Kurt’u unutun demek istiyor. Roboskî’yi, Reyhanlı’yı, Gezi’yi ve Soma’yı unutun diyor. Bunları anmayın, adalet istemeyin ve hesap sormayın diyor. Ait olduğu sınıf adına, onun iktidarı adına konuşuyor.

Faşist iktidarlar, her zaman geçmişimizi unutturmak için bin bir yol denediler. Geçmişi çarpıtarak, resmi tarih yazıcılarına işlerine geldiği bir tarih yazdırarak, unutmayanları ve hatırlatanları cezalandırdılar. Baskı ve zorbalıkla, yalan ve hileyle gerçekleri saklayabileceklerini sandılar. Ama yanıldılar.

Ezilenlerin ezenlere karşı yürüttüğü mücadele, aynı zamanda unutmama kavgasıdır. Tarihini, değerlerini, acılarını ve zalimleri unutanlar kimliksizleşir ve hiçleşirler. Ezilenler, var olmak ve eşitlik kavgasını yükseltmek için hatırlamak zorundadır.

Devrimci komünist hareket, bu coğrafyada köksüz değilse; Mustafa Suphilerin davasını ve Karadeniz’de 15’lerin katledilmesini unutmadığındandır. Deniz’i ve 6 Mayıs’ı, Mahir’i ve Kızıldere’yi, İbrahim’i ve 18 Mayıs’ı, Mazlum’u ve Diyarbakır zindanındaki vahşeti unutmadığındandır.

Kürtler, imha ve inkara karşı amansız bir mücadele verebiliyorsa; Koçgiri’yi, Dersim Tertelesi’ni ve Seyit Rızaların hileyle yakalanıp asılmalarını, Zilan’ı, Ağrı’yı ve diğer katliamları unutmadığındandır.

Aleviler, yüzyıllardır kırımlardan geçirilmiş, yok etme saldırılarına uğramasına rağmen ayakta ve demokratik Alevi hareketi yaygın örgütlülüğe sahipse, Baba İshakların, Pir Sultanların katledilmelerini unutmadıklarındandır. Maraş’ı, Çorum’u, Sivas’ı ve Gazi’yi unutmadıklarındandır.

Ermeniler, Rumlar, Süryaniler soykırımlardan, katliamlardan, kırımlardan, sürgünlerden geçirilerek Anadolu’dan köklerinin kazılmaya çalışılmasından yüzyıl sonra bile varlık mücadelesini sürdürüyorlarsa; 1915 Ermeni soykırımını, 1914-‘23 Rum katliamlarını, 1914-1920 Süryani katliamını ve kontrgerillanın 6-7 Eylül tertiplerini unutmadığındandır. Hrant’ı bağırlarına bastıklarından ve andıklarındandır.

İşçi sınıfımız, Taksim için dişe diş mücadele ediyorsa, 1 Mayıs 1977 katliamını unutmadığındandır. 15-16 Haziran direniş ruhuna sahip çıktığından, şehitlerinin aziz hatırasına bağlı kaldığından, onları andığındandır.

Birlik olmak için, hatırlamak şarttır. Bizim çok, sömürücülerin, zalim iktidar sahiplerinin bir avuç olduğunu görmek için hatırlamak gerekiyor.

Aynı acıları bir kez daha yaşamamak için, hatırlamak gerekir. Sadece yakın tarihi değil, daha uzak tarihleri de hatırlamak gerekir. Hesap sormak için hatırlanmalıdır. Haramilerin saltanatını yıkmak için hatırlamak gerekir. Erdoğan “olmuştur, bitmiştir”, “unutun”, “anmayın” derken belleksizleştirme ve geleceksizleştirmek isteğini dışa vuruyor.

Başka şeyleri de unutmayacağız:

Soma’da yüzlerce madencinin nasıl ölüme gönderildiğini, acılı işçiye Başbakan’ın attığı tokadı, müşavirin tekmesini ve baş danışmanının gazete sayfalarında işçi düşmanı satırlarını da unutmayacağız. Katliama dönüşen bu cinayetlerin faillerini özelleştirmelerle, taşeronlaştırmalarla, sendikasızlaştırma ve esnek çalışmayı yasal hale getirdikleri kölelik yasalarını ve işçi düşmanı siyaset izleyenleri unutmayacağız. İş güvenliği ve işçi sağlığı için alınması gereken önlemleri kâr azaltan gereksiz masraf gözüyle bakanları unutmayacağız. Kendi kaderlerinde ve fıtratlarında, evlerine sığmayacak kadar çok, sıfırlamakta zorlandıkları kadar milyon dolar, işçilerinkinde ise yoksulluk, kuru ekmek ve ölüm olduğunu sananları unutmayacağız. Rüşvet ve yolsuzlukları, 700 bin dolarlık saat takıp işçileri ölüme gönderenleri de unutmayacağız.

AKP’nin ve Başbakan’ın dengesi daha çok bozulacak; sokakta olmaya, şehitlerimizi anmaya, hesap sormaya devam edeceğiz. Unutmamızı istedikleri, işçi sınıfına ve ezilenlere karşı işledikleri suçlardır! “Olmuştur”, “ölmüştür”, “geçmiştir”, “unutun” sözleri hesap sorma bilincine karşı, saldırıdır. Bir yılı aşkın süredir “unutmanın ihanet olduğu” daha gür haykırılıyor sokaklarda. “Olmuştur” ama geçmemiştir. Erdoğan bunu böyle bilsin.

* Atılım Gazetesi’nin 30 Mayıs 2014 tarihli 123. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 31 Mayıs 2014, Cumartesi 13:57
Kategoriler: Güncel, Haber-Yorum, Haberler