Kılavuz ipi, ortak maya

Kılavuz ipi, ortak maya

MUKADDES ERDOĞDU ÇELİK –

Sevgili Kutsiye,

Sen gideli beş yıl olmuş… Rüzgarlı tepede uğurladığımızda seni, kendi dilimizce konuşmuştuk. Devrimci kişiliği, sosyalist yaşamın, payına düşen kavganın onuru, otuz altı yıllık kelepçelerine inat bin zeybek oynayan yüreğin ve daha birçok özelliğin, her birimizin dilinden döküldü. Seni, bize anlatmaya çalıştık.

Bize diyorum, çünkü seni uğurlamaya gelen herkes tek bir bütündük. Sende somutlaşan bu bütünleşme görülmeye değerdi. En yakınındakilerden seni yalnızca yazılarınla tanıyanlara, hayatta hiç yüzyüze gelmemişlerden ta Küba’dan, Che’den toprağıyla selam getiren herkes, hepimiz bir duygu yoğunluğunda buluşmuştuk. Buluşmayı sağlayan maya, kolektif irademizin dalga dalga yayılmasına kanıttı elbet. Mayanın tutması, harcın karılmasında çimento sendin.

Sende somutlaşan kırk yıllık kesintisiz devrimci yaşamımızın ideolojik önderliği canlı, elle tutulur bir somutluktaydı. Yirmi yıla yayılan zaman diliminde her ay, sonra her hafta çıkan gazete yazıların devrimci hayatların kılavuz ipiydi çünkü. Her biri, hayata dair tek paragrafıyla bile kavgaya dairdi, kavgayı seçene kılavuz ipi olur, yol gösterirdi. Her okuyan satırlarında ya kendini bulur ya da bulması gereken yeri görürdü. İlkeyi, teoriyi, dünyaya bakışı gündelik yaşamla buluşturan güçlü yazıların, nerede olursa olsun okuyanı aydınlatır, örgütlerdi.

Son buluşma da böyle bir kılavuz ipi gerçeğiydi. Ardından yıllara yayılacak nice anmalara aynı ruhu sindirecek kadar güçlüydü. Sana layık olan da buydu.

Devlet de, bu güçlü ruhu, bilinci, bu topluluğu tehlikeli buldu. Kılavuz ipini kesmek istedi. Aylarca tutsak olan yoldaşların devlete, kılavuz ipinin nasıl koparılamayacağını, onun gücünün bu yüreklere, bilinçlere yetmeyeceğini kanıtladı.

Toplam ideolojik mayanın içeriğini oluşturan tüm dünya ezilenlerinin kavgada yarattığı onurlu değerlerdi. Çok zengindi unsurları. Hayata ve kavgaya gereken ve yine oralardan filizlenip çıkmışlardı. Özveriydi, cesaretti, bilinçti, bilgiydi, yoldaşlıktı, adanmışlıktı, isyan, ille de inattı, genç kalmaktı ya da eskimemekti, dildi, insandı, yareydi, sevdaydı ve daha ne varsa yaşamda… Bu yüzden Yaşama Dair’di, Hayatı Ellerinden Tutmak’tı, Hep Aynı İnat’tı kitaplarının adı bile.

Her biri süzülüp geldikleri hayatlar kadar derin, anlamlı, temiz pak ve birleştiriciydi. Eleştirinin şiddeti kuşalıydı, eleştirirken bir kılavuz ipi verirdi hedefin eline. Adı neoliberalizm denen illetin çürütücülüğüne karşı panzehirle kuşanmayı sağlardı.

Yol ve yolculuk dediğin başka bir derinlikte buluştururdu insanı. Dünü, bugünü, yarını birlikte düşleyebilmek, birinden diğerine geçişin kritik eşikleri, patlamalar sıçramalar, zor zamanların devrimcilik kriterleri çıkardı içinden. Tarih bilinciyle günü örmek, yarını hazırlamak, berrak bir buluşma yaşardı.

Birlik, birlikte çalışmak, kapsayıcılık, ilkeleriyle, insani boyutuyla ortak yaşamların düşünü kurmak vardı. Hayatın böyleydi zaten. Her çevreden, her görüşten insanla, eylem ve etkinlikle doluydun. Ve her biri seni yeni buluşmalara taşırdı. Sen de yazdığında yoldaşlarını, devrimcilerin tümünü buluştururdu bu yeni duraklarda.

Sen giderken, bu son noktada yeni ufuklar açılıyordu yoldaşların ve tüm kavgadakilerin önünde. Zafere susamış Anadolu Mezopotamya toprakları kapılarını zaferlere açmaya hazırlanıyordu. Zafere giden yolda, kavgadaki herkesin birleşmesi şarttı. Yepyeni kitlesel örgütler ve mücadele biçimleri, yeni bileşkeler şarttı. Bunun verileri vardı.

Evet sevgili yoldaş, sen hastane odasında kırk yılın bütün devrimci özlemlerini yüklenip devrime, yoldaşlarına inancını haykırır, doktorları bu yola çağırırken, insana ve özgürlüğe yeni kapılar açacak adımlar atılıyordu. Hemen sonra yoldaşların ESP-SKM’yi kurdu. Kadın yoldaşların, bir ilke imza attı; kadın aklı iradesiyle herkese kılavuz olacak dev adımları muştulayan siyasette temsil eşitliğini yazdılar, hayata geçirmeye giriştiler.

Maya tuttu sevgili yoldaş. Kılavuz ipin çok geniş kesimleri birbiriyle buluşturdu. Amed’den Gezi’ye, Gezi’den Rojava’ya, Soma’dan Madımak’a ve daha nicelerine isyan ve inat yan yana. Şimdi HDP’yi, HDK’yi yaşıyoruz. Halklar, inançlar, LGBTİ’ler, emekçiler, kadınlar ve gençler yan yana. Kürt ulusal isyanıyla, işçi ve emekçi isyanı, demokrasi ile sosyalizm ırmağı; eşitlik, adalet özgürlük kardeşlik birlikte akıyor zafere doğru. Sana yeni yaşında yeni armağanlarımız say bunları.

Gidenlerin ardından yazdın hep. Birinde, Nazım Usta’dan uyarlayarak; kavganı kafamda taşıyorum, diyordun. Şimdi, ben de sana bir kez daha böyle sesleniyorum. Kırk yılı aşkın dava ve kavga yolumuzda hiçbir acı boşuna yaşanmadı. Hiçbir kaybımız boşa gitmedi. Hiçbir emek, kavga yok olmadı, bugünleri hazırladı. Tümü birer onur nişanı göğsümüzde. Yaratılmasına katıldığın, katıldığımız her güzel şey yeni kuşakların elinde göndere çekilen bayrak gibi yükseliyor şimdi.

Yine de ben bugünleri, mesela kürsüde eş genel başkanlarımızı görmeni isterdim, çok hem de… Burjuva düzene ayna tutarken tüm topluma nasıl da güven duygusu, çözüm ışığı yayıyorlar, görecektin onları ve tümünü elbet.

Ey hayat! Ne acımasızsın bazen… Bunu da, senin benim isyanımız say!

 

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 12 Temmuz 2014, Cumartesi 14:52
Kategoriler: Güncel, Haberler, Politika