Ortadoğu satrancında iki kale

Ortadoğu satrancında iki kale

Ortadoğu, yeni bir kavşağa girmek üzere. Esasen Arap baharı denilen ezilenlerin diktatörlüklere karşı isyanını kendine devşiren emperyalizm, bölgede yeni planlar peşinde. Ortadoğu ve Afrika’yı ılımlı İslam projesiyle yeniden dizayn etmeye çalışan ancak gelinen aşama itibariyle duvara toslayan emperyalistler, şimdi başka bir arayış içerisinde. Tunus, Mısır ve Libya’daki ‘başarıların’ ardından Suriye’de tıkanan süreç, Irak’ın iç çelişki ve çatışmalarıyla da birleşince, ılımlı İslam projeleri Akdeniz’in sularına gömüldü.

Bölgede Suriye iç savaşında ortaya çıkan tabloda, yıllardır Kürt halkı tarafından alt yapısının oluşturulduğu Rojava’da özerklik ilan edildi. Rojava, Kürt halkının tarihsel sömürgeciliğe karşı Mahabad Cumhuriyeti’nden bu yana ilk defa elde edilen, kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde ulusal özgürlüğe açılan kapıdır. Kürt halkının yüzyıllardan beri yaşadığı sömürgecilik boyunduruğu, dört sömürgeci ülke sınırları içerisinde özgürlük ve eşitlik yoksunluğuyla devam ederken, Rojava’da beliren kendi kaderini tayin etme pratiği bölge ezilen halklarına ışıklı yol olarak görünmektedir. Rojava, ilan edilen özerklik ile halkın tümünün savaşın ön cephesinde yer alarak, yönetim ve karar alma mekanizmalarında söz sahibi olarak, özellikle kadınların yarattığı kahramanlık ile bir devrimi savunmanın en göze çarpan pratikleri olarak tarihteki yerini aldı.

Rojava’nın bölge halkları için önemi, sömürgeciliğe ve kapitalist düzene karşı yerinden yönetim, eşitlikçi komünal yaşam, öz savunma güçleri, halk meclisleri, kadın ve gençlik meclisleri biçiminde kendini var eden bir öz yönetim pratiğinin gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bölgedeki gerici, despot, faşist diktatörlüklere karşı gerçek bir halk savaşıyla dişe diş bir mücadele veren Rojava halkları, sadece Kürt halkının sahiplenişi ile değil aynı zamanda o bölgede yaşayan Ezidi, Alevi ve Hristiyanları da kapsayan bir direnişe ev sahipliği yapmaktadır. Bölge gericiliğine karşı halk devrimini gerçekleştiren Rojava, işte bu yüzden bölge halkları için aydınlık geleceğin modelidir. Bölge halklarının, üzerinde yükseleceği gelecek Rojava devriminin sahiplenilmesinde yatmaktadır.

Ortadoğu’nun bir başka direngen ve özgürlük düşkünü bölgesi olan Filistin, ‘48’den bu yana İsrail siyonizmine karşı taş generalleriyle, enternasyonalist dayanışmayla, bütün emperyalist baskı ve kuşatmaya, ambargoya, açlık ve susuzluk pahasına karşı koyan bir halk hareketini temsil ediyor. Eğer dünyada bir halkın baş eğmez tutumundan bahsedilecek ise bunun adı da Filistin’dir.

Filistin halkı, dünya emperyalistlerinin her türlü desteği ve yardımını alan İsrail siyonizmine karşı, tarihsel bir direniş gösteriyor.

İsrail işgalinin sonlandırılması ve Filistin halkının özgürlüğü için enternasyonal dayanışma gösteren Türkiyeli devrimcilerin de savaşımına tanıklık eden tarih, Filistin’in kaderiyle Ortadoğu’nun kaderini eşitlemiştir. Filistin’in yok olması, insanlığın yok olması demektir. Bir halkı soykırımcı siyonist işgale kurban vermek demektir. Ortadoğu’nun aydınlık bir kalesinin düşmesi demektir.

Bugün emperyalistlerin ve bölge sömürgeciliklerinin hedefinde bu iki halk duruyor.

Rojava, bölge tarihinde yeni bir sayfanın açıldığı, Kürt halkının kendi iradesi ve mücadelesiyle elde ettiği bir devrim olarak yerini aldı. Bu bakımdan bölge ezilen halklarına aydınlık bir model olarak kılavuzluk ediyor.

Emperyalizm, bölgede kurmaya çalıştığı ılımlı İslam projesi suya düşünce, yöneldiği radikal İslamcı örgütlerle yeniden dizayn hareketini, IŞİD eliyle yürütüyor. Özellikle Irak’taki IŞİD terörüne herhangi bir müdahalede bulunmayan ABD, bölgeyi yeniden dağıtarak öngördüğü başka bir biçimle tekrar düzenlemeyi umuyor.

Emperyalizmin bu oyununu bozan Rojava ve Filistin halkları direnirken başta Türkiye olmak üzere Avrupa ve bölge ülkeleri, İsrail ile ekonomik, askeri ve siyasi ilişkilerini dün olduğu gibi bugün de sürdürüyor. Fakat AKP iktidarı ve Başbakan Erdoğan, Filistin halkının yaşadığı bu vahşet karşısında kürsülerden bolca laf etmektedir. Filistin halkının lafa karnı tok, icraat görmek istiyor. O da AKP’de yok. İsrail ile en kanlı bıçaklı zamanlarda bile hiç değilse ekonomik ilişkilerini kesme çağrılarını dikkate almamıştır ve bugünkü tavrı da aynıdır. Tayyip Erdoğan’ın İsrail’e olan öfkesinin sınırları ekonomik ve siyasi çıkarlarının sınırları kadardır. Bu nedenle Türkiye devletinin ve Başbakan Erdoğan’ın sözleri iç ve dış kamuoyunda suya yazılmış söz olmaktan ötesi değildir. İkiyüzlüdürler. Kürsünün önüne Filistin bayrağı koyar, kürsünün arkasında İsrail ile işbirliği yaparlar. AKP iktidarı, İsrail ve IŞİD ile yaptığı işbirliğinin hesabını vereceği, bu sorumluluktan kaçamayacağı halk baskısını üzerinde hissetmedikçe aynı yolda yürüyecektir.

Emperyalistlerin ve bölge sömürgeci devletlerinin Filistin ve Rojava direnişi karşısındaki tutumları bölgedeki çıkar ilişkileri ile doğru orantılıdır. Ancak ezilen, sömürülen bölge halkları açısından Rojava ve Filistin direnişi bir gelecek meselesidir. Gösterilen dayanışma pratiği de buna göre olmalıdır. Filistin ve Rojava şu anda yeryüzünde dünya ezilenlerinin iki kalesi olarak mücadeleyi büyütürken, dünya insanlığı sadece destekçi eylemlerden ziyade, halklarımızı karanlığa sürükleyen bu katil sürülerine geri adım attıracak, iki bölgeyi de içerecek ciddi eylemler yapmak zorundadır. Filistin’de sayısı her gün onlarca artan ölümleri durdurmak, Rojava’da canına kastedilen devrimi savunmak, dünyanın her köşesinde dayanışma bayrağını dalgalandırmaktan geçiyor.

Filistin ve Rojava, halklarımızın özgür geleceğinin iki kalesi olarak emperyalistlerin yoğun saldırısı altında iken, insanlığa düşen görev, bu kaleleri savunmaktır. Hangi biçimde olursa olsun. Hangi yöntemle olursa olsun. Eğer karanlığa mahkum olmak istemiyorsak, dünyayı saran bu vahşet rüzgarının yerine aydınlık bir geleceği temsil eden Rojava ile Filistin’in zaferini istiyorsak, seferber olmak zorundayız. Hiçbir mazeret bizi bu görevden alıkoymamalıdır. Özgürlük için bugün Rojava olunmalı, Filistin olunmalı.

* Atılım Gazetesi’nin 25 Temmuz 2014 tarihli 131. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 25 Temmuz 2014, Cuma 19:06
Kategoriler: Başyazı, Haber-Yorum, Haberler, Makaleler