Partimizin 20. yılı ve devrim ne de güzel

Partimizin 20. yılı ve devrim ne de güzel

Rojava’da bulunan MLKP savaşçısı Yasemin Güneş, partisinin kuruluşunun 20. yılında Rojava’da olmanın anlamını yazdı: Devrimin içinde 20.yılımızı kutluyor olmanın heyecanı ve coşkusu var her bir MLKP’lide. Partimizin 20. yılı ve devrim ne de güzel… Yıldızlı bir gecedeyiz. Rojava’nın, Kürdistan’ın, dünyanın bütün yıldızlaşanları başımızın üstünde.”

Rojava’da devrimi savunan MLKP savaşçısı Yasemin Güneş, partisinin 20. yılında Rojava’da olmanın anlamını yazdı.

Güneş’in yazısı şöyle:

“Partimizin 20.yılında Rojava’da olmak!

Birlik devrimimizin gerçekleştiği ’94 yılına gelindiğinde, PKK’nin 15 Ağustos ’84 hamlesi Kürdistan’da bir devrim düzeyine sıçramıştı. Partimiz o günkü koşullarda bu devrimi hem Kürdistan’ın içinden birleşik bir devrime doğru taşımayı öngörmüş, ancak kavranacak esas halkayı batıda ikinci bir cephe açarak devrimi Türkiye’den kuşatmayı, sömürgeci Türk devletinin batı metropollerinde de iradesini kırmayı hedeflemiştir. Türkiye ve Kuzey Kürdistan devriminin birbiriyle iç içe gelişme karakteri öndedir. O günkü koşullarda Kuzey Kürdistan devriminin zaferi için bu elzemdir.

Bu stratejik görüş ve plan partimizin yönlendirici perspektifi olmuştur.

Partimizin kuruluşuna devrimsel bir anlam kazandıran en önemli şey Kürdistan devrimiyle kurduğu bu stratejik, politik ve örgütsel ilişki olmuştur. Bir devrim coğrafyasında olduğunun bilinci nettir.

Partimizi Gazi’de ayaklanmanın önderi olarak konumlandıran ve bu ayaklanmayı Türkiye’nin diğer metropollerine yayma yönelimine, pratiğine götüren bu anlayıştır. Sultanbeyli baskını yapma kararlılığı buradan gelmektedir. Keza NATO toplantısını Türkiye’de yaptırmama kararlığı bu çizginin devamı ve hatta kendisidir. Haziran ayaklanmasına biçtiği anlam buradan gelir.

Partimiz, Haziran ayaklanmasının daha ileriye taşınması sorununu, özeleştiri konusu yapmış ve kendini ayaklanmanın aydınlatıcı kılavuzluğunda yeniden gözden geçirmiştir. Ayaklanmanın içinde yeni bir anlam kazanan yeni siyaset dili ve tarzından öğrenmeye girişmesi, kendi gelişim ve sıçrama konularını, dünden farklı olarak bugün, ayaklanmadan geçmiş verili yeni durum içinde değerlendirmeye tabii tutması, örgütsel pozisyon alışlarını buna göre gözden geçirmesinin anlamı budur.

Rojava’ya doğru gelirken…

4. Kongre’den sonra Kürdistan dağlarına doğru yürüyüş, aynı zamanda Partimizin 3. Kongresi’nde programatik bir düzeyde ele aldığı Ortadoğu devrimine bir yürüyüştür. Yeni stratejik dengeler Kuzey Kürdistan devrimine yeni boyutlar kazandırırken onu aynı zamanda Ortadoğu devriminin öncüsü düzeyine yükseltmiştir. Partimizin dağlara doğru yürüyüşü sadece bir politik askeri parti olmakla ilgili değildir. Buna darlaştırılamaz. O, aynı zamanda Kürdistan’da, Türkiye’de ve Ortadoğu’da yeni bir var olma biçimidir.

İşte Partimiz’i Rojava devriminin içinde konumlanmasının geliş güzergahı böyle olmuştur. Bu var olma tarzıdır bizi Şengal’e götüren. Bu, Partimiz bakımından yeni bir devrimcilik anlayışının inşasıdır. Ortadoğu devrimciliğine giriştir.

21.yüzyıl ayaklanmalar ve devrimler yüzyılıdır, demiştik. İşte şimdi tam o zamanlardayız. Yeni zamanlar bunlar. Yeni zamanlar yeni şeyler söylemeyi ve yapmayı bekliyor bizden.

Devrimci mücadele ediyor olmaktan devrim yapmaya sıçrıyor, bir yanımız Rojava’da, bir yanımız Şengal’de bir halkı savunuyor. Bir yanımız dağlarda, belki bir baskın planlıyor, belki üslenme hazırlığında, Özgür’ce olsun diye yaşam, bütün gücüyle yükleniyorlardır doğaya… Ya da kim bilir firari düşlerdeler…

Bir yanımız Türkiye’de yer altında ve üstünde devrimi örüyor ilmik ilmik. Bir yanımız Avrupa metropollerinde, kapitalist-emperyalist kuşatma altında, yolunda yürüyor ısrar ve kararlılıkla. Bir yanımız hapislerde. Tutsak değil onlar, yaşam, akıl ve düşleriyle özgürler her zaman, coşkun bir nehir gibi…

Rojava’dayız…

Devrimin dilinden konuşuyoruz. Bir devrimi savunmak için buradayız. Devrim kuşatma altında ve şu anda bu kuşatma esas olarak askeri biçimlerde devam ediyor. Öyleyse bu devrim, tam şu anda ancak askeri bir konumlanmayla savunulabilir. Bunun bilinci ve pratiğinde kendimizi kuruyoruz. Devrim dediğiniz şeyin nihayetinde gelip dayandığı nokta ne kadar silahınızın olduğu, kaç savaşacak insanınızın olduğu, halkın bu devrimin zorunluluğuna ikna edilip edilmemesi meselesidir. Öyle milyonların ikna edilmesi değil mesele, en ileri bölüklerinin, ‘Evet buna ihtiyacımız var’ demesi mesele. Diğeri, devrim yürürken başarılacak bir durum.

Bildiğimiz her şey, devrim pratiği içinde yeniden anlam kazanıyor. Derinleşiyor. Coğrafyaya özerkleşiyor, özgünleşiyor…

Elbetteki bir devrimin salt askeri biçimlerle savunulacağını düşünmüyoruz. Devrimin inşasının, emperyalist dünya zincirinin kırıldığı bu noktada özgür-devrimci demokratik bir yaşamın inşa sorunları devasa boyutlarıyla önümüzde duruyor. Görevlerimizin, sorumluluklarımızın bu bakımlardan da farkındayız.

Partimizin kuruluşunun 20. yılını Rojava’da kutluyoruz.

Jî bo pêngava şoreşgerî em amedene.

Devrimin içinde 20. yılımızı kutluyor olmanın heyacanı ve coşkusu var her bir MLKP’lide. Partimizin 20. yılı ve devrim ne de güzel… Yıldızlı bir gecedeyiz. Rojava’nın, Kürdistan’ın, dünyanın bütün yıldızlaşanları başımızın üstünde… Onlara sözler veriyoruz. Adanmış devrimciler olmak da dur durak olmadığını biliyoruz. Her yeni gün bir önceki günden daha bir arınmış ve yenilenmiş olacağız. Partimizin vereceği her göreve hazır olmak, eksiklerimizi tamamlamak, fazlalıklarımızla kopuşmak için adanmışlıkta derinleşeceğiz. Gelişimimizin, partinin ve devrimin ihtiyaç duyduğu kadro gerçeği ile uyumlu hale gelmesi için, kendi devrimimizde ısrarlı olacağız.

En gençlerimiz ve her zaman genç kalmaya ant içmişler hep bir ağızdan konuşuyor. Partimizin vereceği her göreve hazırız!

Jî bo azadi û sosyalîzmê. Bijî MLKP!

An serkeftin! An serkeftin!”

* Atılım Gazetesi’nin 19 Eylül 2014 tarihli 139. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 19 Eylül 2014, Cuma 12:24
Kategoriler: Haberler, Politika, Sizlerden