Ulusoy: Ortadoğu halklarının mücadelesi birleşmeli

Ulusoy: Ortadoğu halklarının mücadelesi birleşmeli

ESP Genel Başkanı Sultan Ulusoy: “Emperyalistlerin bölgeyi yeniden dizayn etme planlarına karşı halk dinamiklerinin birleşik mücadelesini örgütlemek, parti olarak demokratik ve sosyalist Ortadoğu hedefimizin ana unsurudur.”

İSTANBUL- Ezilenlerin Sosyalist Partisi, geçtiğimiz haftasonu yaptığı Olağanüstü Kongre ile yeni yönetimini seçerken, yeni dönem politikalarını da belirledi.

Kongre’de ESP Genel Başkanı seçilen Sultan Ulusoy ile partinin yeni dönem politikalarını konuştuk. Ortadoğu’daki gelişmelere dair önemli değerlendirmelerde bulunan Ulusoy, Rojava devrimini kendi devrimleri olarak gördüklerini söyledi. Ulusoy “Rojava, birleşik devrimimizin parçasıdır. Demokratik ve sosyalist Ortadoğu federasyonuna doğru güncel atılımın alanıdır. Emperyalistlerin bölgeyi yeniden dizayn etme planlarına karşı halk dinamiklerinin birleşik mücadelesini örgütlemek, parti olarak demokratik ve sosyalist Ortadoğu hedefimizin ana unsurudur” diye konuştu.

Ulusoy’un ETHA’nın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Olağanüstü Kongre’nizin ardından ESP’nin yeni dönem yürüyüşüne dair neler söyleyeceksiniz. Temel olarak gündeminizde hangi konular var?

Bugün bölgemizde önemli politik gelişmeler yaşanmaktadır. Coğrafyamız, insanlık için utanç verici katliamlara, tecavüzlere, göç ettirmelere şahitlik etmektedir. Emperyalist güçlerin özel desteğini alan ve AKP Hükümeti tarafından silahlandırılarak eğitilen IŞİD çeteleri, Irak ve Suriye’de halklara zulmediyor. Yüz binlerce kadın ve çocuk göç yollarında yaşam mücadelesi veriyor. Dün Rojava’da Kürt halkını katleden bu çeteler bugün Şengal’de, Ninova’da Ezidileri, Keldanileri, Süryanileri, Şiileri, Alevileri, Kürtleri ve Türkmenleri katlediyor, göç ettiriyor. Yıllardır Filistin halkının yaşadığı insanlık dışı koşullarla, şimdi Ezidi Kürtler ve Türkmenler karşı karşıya.

Dün nasıl ki İsrail Filistin’in varlığını tanımıyor ve imha etmeye çalışıyorduysa, bugün de AKP Hükümeti Rojava kantonlarını çeteler eliyle ezme gayretinde. Bütün bu katliam ve tecavüzlerin Ortadoğu halklarının ortak mücadelesi ve dayanışmasıyla durdurulabileceğini biliyoruz. Filistin’den Rojava’ya, Lazkiye’den Şengal’e bölgemizdeki bütün katliam ve soykırım politikalarının sahipleri aynıdır. O halde, direniş ve dayanışma da ortaklaşmalıdır.

‘ROJAVA BİRLEŞİK DEVRİMİMİZİN PARÇASI’

Rojava’da Kürt halkının, diğer ezilen halklarla birlikte inşa ettiği özyönetim, IŞİD çetelerine karşı başta PKK ve PYD olmak üzere MLKP güçlerinin yürüttüğü mücadele, emperyalistlerin bölge planlarına esaslı yanıtlardır. Şunun altını özellikle çizmek isterim. Rojava devrimi aynı zamanda bizim de devrimimizdir.

Rojava, birleşik devrimimizin parçasıdır. Demokratik ve sosyalist Ortadoğu fedarasyonuna doğru güncel atılımın alanıdır.

Emperyalistlerin bölgeyi yeniden dizayn etme planlarına karşı halk dinamiklerinin birleşik mücadelesini örgütlemek, parti olarak demokratik ve sosyalist Ortadoğu hedefimizin ana unsurudur.

Görünen o ki, Ortadoğu’daki savaş hali önümüzdeki dönemde de devam edecektir. Partimiz, genel olarak emperyalizme, özelde ise IŞİD çetelerine karşı mücadelede kendisine özel bir rol biçiyor. Katliamları, tecavüzleri, göç ettirmeleri siyasi propagandanın konusu haline getirmeyi, bunları her düzeyde teşhir etmeyi güncel mücadelemizin parçası olarak görüyoruz. Saldırıların hedefi olan Ezidi Kürtler, Türkmenler ve Arap halkımızla dayanışmak temel görevlerimiz arasındadır. Nitekim geride kalan günlerde gerek HDP olarak gerekse ESP olarak Şengal halkıyla dayanışma kapsamında yürütülen kampanyaya örgütlü olduğumuz her alanda katıldık, bundan sonra da etkin tarzda katılmayı sürdüreceğiz.

Bu dönemde politik çalışmamızın merkezinde işçi ve emekçilerin, ezilen tüm halkların temel demokratik hakları ile toplumsal hak mücadeleleri durmaktadır. Kürt sorununun demokratik-barışçıl çözümünden, kadın özgürlük mücadelesinin değişik tipteki sorun ve görevlerine, öğrenci gençliğin akademik demokratik sorunlarından, Alevi halkımızın eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü başta gelmek üzere demokratik talepleri, ötekileştirilen, yok sayılan, LGBTİ’lerin var olma mücadeleleri ve demokratik hakları, özetle tüm bu toplumsal kesimlerin özgürlük talepleri mücadelemizin merkezinde duracaktır. Keza, işçi katliamlarına karşı mücadele güncel bir görev olmaya devam ediyor.

Önümüzdeki dönemde de Kürt halkının tüm demokratik hakları için mücadele sokaklarda devam edecektir. Partimiz, özellikle ESP Kürdistan olarak sosyalist yurtsever çizgide sürdürdüğümüz mücadeleyi yükseltme, yaygınlaştırma göreviyle karşı karşıyadır.

OKUL BOYKOTUNA DESTEK

Bilindiği üzere devlet bir yandan görüşmeleri sürdürüyor, diğer yandan ise -Lice örneğinde olduğu gibi- saldırıları devam ettiriyor. Görüşmelerin militan sokak mücadeleleriyle birlikte yürüyeceği açıktır. Hatta görüşmeler gerçekte mücadelenin ta kendisidir. Yine Kürt halkımızın anadilinde eğitim hakkı için yürüttüğü mücadele yeni bir aşamaya gelmiş bulunuyor. Okulları boykot gündemde. Elbetteki bu haklı mücadelenin içinde olacağız.

Kadına yönelik şiddete karşı mücadele politik çalışmamızın odağında olacak.

Gençlik güçlerimiz ve sosyalist gençler, önümüzdeki dönemde AKP-YÖK, polis ve özel güvenlik kuşatmasına karşı mücadeleyi yükseltme, bunun özel araç ve biçimlerini yaratma görevleriyle karşı karşıyadırlar.

ÇETELERE KARŞI MÜCADELE ÖZEL BİR GÜNDEM

Partimizin, emekçi semtlerdeki uyuşturucuya, yozlaştırmaya ve çeteleşmeye karşı mücadeleyi özel bir gündem haline getireceğinin altını çizmeliyim. Önümüzdeki dönemde emekçi halkımızla birlikte bu çeteleri semtlerden söküp atma yolundan yürüyeceğiz.

Son olarak şunu ifade edeyim; devlet rejim krizini çözemiyor. Rejim krizi devam ettikçe tıpkı Kürt halkımız gibi başta Alevi halkımız olmak üzere işçi sınıfı ve emekçi halkımızın değişik bölüklerinin AKP’ye karşı biriken öfke ve tepkileri yeniden patlayacaktır.

YENİ AYAKLANMALAR YAŞANABİLİR

Yeni ayaklanmaların yaşanmasının önemli verileri mevcuttur. Partimiz kendini yeni ayaklanmalara, yeni dönem görevlerine göre örgütleme devrimci göreviyle karşı karşıyadır.

SINIRLARA HÜCUM ETMEK…

Kongredeki konuşmanızda “Geride kalan süreç, politik ve örgütsel sınırlarımızı gördüğümüz bir dönem oldu. Önümüzdeki dönem bu sınırlara hücum etme göreviyle karşı karşıyayız” dediniz. Nedir bu sınırlar ve sınırlara hücum konusunda hedeflerinizi biraz açar mısınız?

Geride kalan süreç, özellikle de Haziran ayaklanması politik ve örgütsel sınırlarımızı ortaya koydu. Her günü yıllara bedel olan 20 gün yaşadık. Tüm coğrafyayı etkileyen bir ayaklanma gerçeğiyle karşı karşıya kaldık. Bu süreç, başka bir dizi olgunun yanı sıra politik ve örgütsel önderlik yetenek ve kapasitemizi de ortaya koydu. Bu kapsamda yapabileceklerimizi de görmüş olduk. Haziran ayaklanması ve sonrası başlayan ve bugün de devam eden gelişmeler, kitlelerin eski tarzda yönetilmek istemedikleri, yönetenlerin de eski tarzda yönetemediklerini net bir şekilde ortaya koymuştur. Bunu aslında devrimci bir durum olarak tarif etmek gerekir. Gelişmeler devrimin güncelliğini, somutluğunu ortaya koymuştur. Fakat bütün bu tabloda eksik olan şudur; bu devrimci duruma öncülük ve önderlik edecek politik özne veya özneler eksik kalmıştır. Farklı politik özneler sürece değişik biçimlerde müdahale etse ve etkilese de gerçekte kitleleri bir bütün olarak sürüklemek, önderlik etmek mümkün olamamıştır. Haziran ayaklanmasında özel bir rol oynayan, pek çok alanda kitlelere öncülük eden, militan bir hattın oturtulmasında belirleyici bir yeri olan partimiz için de geçerlidir bu. Ayaklanmadaki özel özgün rolümüze rağmen böyledir bu. Kitle hareketinin bugün ulaştığı düzey politik öznelerden geçmişten farklı bir düzey istiyor.

Haziran ayaklanması sonrası uzun yıllardır başarılamayan bir şey başarıldı ve batı ile Kürdistan arasında bir köprü kuruldu. Uzun yıllardan sonra ilk kez batıda Kürdistan’daki katliamlar kitlesel gösterilerle protesto edildi. İşte geride kalan süreçte partimiz kitle hareketinin ulaştığı bu ileri düzeyi kavrama, kitle hareketinde yeni ve ayırt edici özellikleri anlama ve kendini bu yeni duruma uyarlama göreviyle karşı karşıya kaldı. Bütün bunları politik bakımdan doğru bir şekilde analiz etsek de kitle hareketini politik olarak yönetme ve örgütsel olarak emme yeteneği göstermede ciddi sınırlılıklarımız açığa çıktı. Sürecin ortaya çıkardığı iki olgu vardır: Birincisi, partimizin temel kadroları ve yöneticileri başta gelmek üzere fiili meşru mücadele hattını kararlıca savunmak ve yaralanmalara, tutsak düşmelere karşın Gezi şehitlerine bağlılık temelinde yürümek ve bu anlamda pek çok devrimci dostumuzun da haklı takdirini kazanmak. İkincisi, bir ayaklanma sürecinin gerektirdiği, böylesine ateşten günlerin zorunlu kıldığı militan duruşumuza, bedel ödeme kararlılığımıza karşın sürecin gerektirdiği politik ve örgütsel önderlik yeteneklerimizdeki sınırlılıklarımız… Dolayısıyla, önümüzdeki dönemin temel görevlerinin başında politik ve örgütsel önderlik yeteneklerimizi geliştirmek geliyor. Kitle hareketinin bugünkü düzeyine politik bakımdan önderlik edebilecek kadrolar yetiştirmek, il ve ilçe yönetimlerimizin politik önderlik düzeylerini yükseltmek temel görevlerimiz arasındadır. Keza aynı şekilde açığa çıkan yeni kuvvetlerle daha etkin ilişkilenişe, etkileşime olanak sağlamak için uygun zeminler yaratmak. Bu kesimleri parti saflarımızda örgütlemenin yol yöntem ve araçlarını yaratmak için özel bir çaba içinde olmak. Kuşkusuz bu sorunları ilk kez tartışmıyoruz. Fakat burada özel olarak dikkat çektiğimiz nokta şudur; geride kalan süreç bir gerçeği net olarak ortaya çıkarmıştır. Kitlelerin partimize, partimizin de kitlelere olan ihtiyacı can yakıcı bir şekilde ortaya çıkmıştır.

ESP, HDP/HDK’nin temel bileşenlerinden. Bu yeni dönemde HDP/HDK’ye dair politikanız ne olacak?

HDP’yi birleşik mücadelenin başlıca aracı olarak gördüğümüz biliniyor. Kürdistan ve Türkiye birleşik devriminin köprüsü olarak gördüğümüz HDP, partimiz bakımından stratejik öneme sahiptir.

HDK-HDP, ezilen halklarımızın, işçi ve emekçilerin, kadınların, LGBTİ’lerin, gençlerin bir arada yaşama ve mücadele etme iradesinin yansımasıdır.

Geride kalan süreç, HDP’nin birleşik mücadelede oynayabileceği rolün pozitif ögeleriyle yüklüdür. Son cumhurbaşkanlığı seçiminde de görüldüğü üzere, HDP, kapitalist sömürü ve zulüm düzeninin, demokrasi, insan hakları ve özgürlükler yönünde değiştirilmesi mücadelesinin en önemli aracı haline gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları HDP’nin geniş kitleler bakımından bir umut olarak yükseliş trendine girdiğini gösteriyor. Bugüne kadar HDK ve HDP’nin politik bakımdan gelişmesi, büyümesi için parti olarak özel bir yönelim içerisinde olduk. Önümüzdeki dönemde de bu alandaki çabalarımızı arttırma, nicel ve nitel katılım düzeyimizi seferber etme göreviyle karşı karşıyayız.

Gezi’de, Lice’de birlikte direnenlerin partisi olan HDP’yi Gezi ile Rojava’nın köprüsü olarak yükseltme görüş açısı temel parolamız olacaktır.

HDK MECLİSLERİ ACİLEN ÖRGÜTLENMELİ

HDP/HDK’nin yeniden yapılandırma tartışmaları var. ESP’nin bu konudaki görüşü nedir?

Yeniden yapılandırma sürecinde demokratik halk iktidarı amaçlı bir siyasi partiyi, HDK’nin siyasi partisi olarak HDP’yi örgütlemek gibi zor bir görev bizi bekliyor. HDP’nin il ve ilçe örgütlerini örgütlemek, ortaya bir parti omurgası çıkarmak zorundayız. Merkezi kurulları, meclis grubu il ve ilçe örgütleriyle, on binlerce üyesi olan bir partiyi örgütlemenin kolay olmadığının farkındayız. Fakat bunu başarmak zorundayız. Örneğin, güncel bir görev olarak HDK meclislerini örgütleyerek, bazı alanlarda örnekler yaratarak ilerleyebiliriz. İşçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin örgütleneceği meclisleri var edebilmeliyiz.

Aslında yeniden yapılandırmayı tartışırken bir yandan da meclisleri örgütlemeye acilen girişmeli ve daha fazla zaman kaybetmemeliyiz.

SOL BİRLİK ODAK OLAMAZ

Bazı sol çevrelerin “Sol Birlik” adı altında, HDK/HDP dışında bir odak yaratma girişimleri var. Bu tür cephe ya da birlikte mücadele zeminlerini nasıl görüyorsunuz?

Bugün reel olarak birlikte mücadele zemini HDK-HDP’dir. “Sol Birlik” adı altında örgütlenmeye çalışan kesimlerin böyle bir odak olma şansları yoktur. Her şey bir yana, bu kesimlerin Kürt özgürlük mücadelesine yaklaşımları bu konudaki geri, yer yer sosyal şoven tutumları onların herhangi bir biçimde devrimci çekim merkezi olmalarının önündeki temel engellerdendir. Politikada devrimciliğin, hatta tutarlı demokratlığın temel kriterlerinden biri Kürt sorunu konusundaki duruştur.

Parlamenterist hayallerle CHP ile pazarlık gücü oluşturmak için projeler oluşturmak, şimdiye değin işçi sınıfı ve emekçilere hiçbir şey kazandırmadı, bundan sonra da kazandırmayacaktır.

ESP’nin ikinci başkanı da kadın oldu. Sanırım bu özel bir tercih…

ESP kendisini bir kadın partisi olarak tarif ediyor. Bu alandaki yürüyüşümüz kadın devrimi görüş açımızdan feyz alıyor. Bir kadın partisinin genel başkan olarak bir kadını seçmeyi tercih edişini bu bakımdan kazanılmış bir düzey olarak tarif edebiliriz. Ama aynı zamanda parti toplamımız, bu kapsamdaki sorumluluğu yerine getirme niteliğini de temel alıyor. Bu anlamıyla bu konudaki tercihle niteliğin buluştuğunu söyleyebiliriz.

‘KADIN ÖNDERLEŞMESİ DİKKATİMİZİN MERKEZİNDE’

Kadın özgürlük mücadelesi bakımından yeni dönem politikalarınızdan bahseder misiniz?

Sorunuzu iki bağlamda tartışmakta fayda var. Birincisi, geniş işçi, emekçi ve genç kadınlarla birlikte politika yapma ve siyasetin merkezine yürüme, ikincisi; partimizin kendi öznel durumuna müdahale.

AKP’de cisimleşmiş olan ataerkil toplumsal sistem, kadını cendere altında tutmaya devam ediyor. Toplumsal yaşamın bütün alanlarında kadına yönelik şiddet değişik biçimlerde sürüyor. Kadına yönelik şiddetin farklı boyutlarıyla sürmesinin ötesinde bir kadın katliamı yaşanıyor. Günde 5 kadının katledildiği bir coğrafyada yaşıyoruz. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde kadına yönelik şiddete, katliamlara karşı mücadele politik çalışmamızın odağında duracaktır. Sosyalist Kadın Meclisleri’nin daha önce yürüttüğü kampanyanın ders ve deneylerine dayanmayı temel alacağız. Başarıları ağır basan bu kampanyanın olumluluklarından olduğu gibi eksik yanlarından da öğrenerek yürüyeceğiz.

Kendisini bir kadın partisi olarak var eden partimiz, kadın kadrolar yetiştirme görevine özel olarak yoğunlaşacak. Kadın devrimi perspektifimize bağlı olarak kadınların politikanın merkezine yürümesi, her alanda özneleşmeleri ve önderleşmeleri dikkatimizin merkezinde olacak. Kadın önderleşmesi alanında yarattığımız olumlu örnekleri büyütme, yaygınlaştırma yolundan yürüyeceğiz.

İşçi sınıfının son dönemlerde en temel gündemi iş cinayetleri. Sosyalist bir parti olarak siz bu gündemle nasıl ilişkileniyorsunuz?

AKP döneminde 14 bin, son bir yılda ise 1700 işçi yaşamını yitirmiş durumda. Bunun bir katliam olduğunun altını çizmeliyiz.

Soma katliamının ardından parti güçlerimiz bulundukları her alanda hızlı refleks eylemleri geliştirdiler. Katliamları teşhire yönelik özel çalışmalar yürüttüler. Çadırlar kurarak yaşam hakkı nöbetleriyle kitle duyarlılığını geliştirmeye çalıştılar. İşçi katliamlarının önüne geçmek için gerekli yasaların çıkarılmasını devlete dayatma yolundan yürüdüler.

Yine aynı kapsamda, tersanelerde Limter-İş Sendikası’nın yürüttüğü kampanyanın içerisinde parti güçlerimiz de yer alıyor.

Son olarak, Torun Center’daki katliama ilişkin ajitasyon çalışmaları, değişik tipte sokak eylemleri ve basın açıklamalarıyla katliama karşı mücadele örgütleme yolundan yürüdük.

Önümüzdeki dönemde de işçi katliamlarının durdurulması noktasında çalışmalarımızı sürdüreceğimizi söylemek isterim. (Derya Okatan/ETHA)

* Atılım Gazetesi’nin 19 Eylül 2014 tarihli 139. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 19 Eylül 2014, Cuma 11:48
Kategoriler: Atılım Dosya, Güncel, Haberler