Yeni bir dönem, yeni bir yol haritası

Yeni bir dönem, yeni bir yol haritası

MEHMET ALİ GENÇ –

Yeni bir dönem başlıyor. Öyle bir dönem ki; Ortadoğu direnişler coğrafyası halinde yeniden keşfediliyor, Kürdistan’da dalgalanmalar boy veriyor. Buna rağmen Batı’da yani Türkiye’de henüz mücadelenin çıtası istenildiği ya da beklenildiği düzeyde seyretmiyor. İhtiyaç; bu suskunluğu yarıp yıkacak bir güç… Özcesi yeni bir mücadele cephesi olarak üniversiteler yeni alanlarda yeni çalışmalara başlayacak devrimcilere, sosyalistlere, komünistlere “merhaba” diyor. Bu merhaba, gençliğe bir taraftan yeni görev ve sorumluluklar yüklerken öbür taraftan da örgütlenme ihtiyacı gibi kimi gerçeklikleri dayatıyor.

Duruma kısaca bir göz atmakta fayda var; okumayı çile/eziyet haline getiren ve “yeni” bir sistem olan Temel öğretimden orta öğretime geçiş uygulaması (TEOG) ilk yılında sınıfta kalmış durumda. Her öğrenciye lise seçiminde ve naklinde tek lise seçeneğinin dayatılması, yerleştirmelerdeki çarpıklıklarıyla hem veli-okul hem de öğrenci-okul arasına duvarlar örmekte. Bu da haliyle öğrenci ve velileri okullardan/okumaktan uzaklaştırmaktadır. Yine bir türlü “dikiş tutturulamayan” eğitim sisteminin (TEOG) liselerde yarattığı kargaşa önlenmeden önümüzdeki dönem üniversitelere uygulanması “yetkililerce” kafaya konulmuş durumda. TEOG sisteminin üniversitelere yansıması ne olur henüz kestirilememekte ama yapılanlar başa geleceklerin de teminatı olma özelliğini taşıyor. Ee, ne diyelim, hayırlısı!

Belli ki artık eğitim sistemi başlı başına bir paradoks halini almış vaziyette. Dolayısıyla, bu paradokssal durum öğrencileri bir nevi giyotine götüren eğitim sisteminin “dikiş tutmayan” yapısı olarak hayli hayli tariflenebilir. Ayrıca eğitim sisteminin mevcut uyumsuzlukları farklı inanç kesimlerini de cendereye almış durumda. Başta Aleviler olmak üzere birçok inanç kesiminden gençlere İmam Hatipleri dikte etmekte, aynı zamanda farklı inanç kesimlerini kültürel, inançsal ve kimliksel asimilasyona sürüklemektedir.

Kürdistan’daysa yıllardır yürütülen mücadelenin kazanımı olan ve Amed ve Hakkari’de açılan Kürtçe okula saldırılmakta ve nihayetinde de bu okulların kapılarına “devlet mührü” vurulmakta. Türkiye tarihi boyunca böyle pek çok örnek sıralamak mümkün. Kısacası, eğitim sisteminin neresinden tutsak, ateş elimizi yakıyor.

Yeni dönemde de her geçen gün gençliğin eğitim hakkının gasp edilmesi sahnelerinden bir başkasıyla karşılaşmamız pek mümkün. Hatta bu saldırıların ilk biçimlerini ilk günden yaşadık diyebiliriz. Anadolu Üniversitesi’nde okulların ilk günü stant açan öğrencilere gerçekleşen polis-ÖGB-rektör saldırısı, Bolu ve Kocaeli Üniversitesi’nde yaşanan okuldan uzaklaştırmalar, KTÜ’nde gerçekleşen faşist saldırı gelecek saldırıların startını vermiş gibi. Tüm bunları göz önüne alarak diyebiliriz ki; ezenlerin saldırganlığı açısından yeni dönemin aslında eski dönemden pek farklı bir şekilde gelişmeyeceği açık. Fakat bu saldırıların tarihsel önemine ve niteliğine pek fazla değinmeden diyebiliriz ki; üniversite ve lise hareketlerinin kendi mücadele kanallarını kendilerinin oluşturmaları ve kendi öz güçlerine ve öz alanlarına dayanarak kendilerini geliştirmeleri de kaçınılmaz gerçeklik.

AKP iktidarının yeni dönem ve “Yeni Türkiye” politikaları kapsamında yıllardır yürütülen akademik-demokratik mücadelenin kazanımlarına da göz dikeceği (göz diktiği de aşikar) dikkate alınacak olursa; birlikte mücadele kanallarının ilkeli bir temelde genişletilerek güçlendirilmesi azami ihtiyaç niteliğindedir. Keza bu mücadele kanallarını da esnek ve öğrenci kitlelerinin ihtiyaç, istek ve çıkarlarını kapsayacak biçimlere büründürmek gerekmekte. Aynı zamanda da gençliğin antifaşist, antiemperyalist mücadele hattını besleyerek güçlendirmesi temel alınmalıdır. Gençliğin kurduğu bu ittifaklar, yine öğrenci gençlik kitlelerinden (lise, üniversite) yalıtık değil aksine doğrudan bu alanların ihtiyaçlarına göre ve doğrudan bu kitlelerin içerisinden kurulmalıdır. Ancak bu durumdadır ki kitle-örgüt uyumu sağlanabilir.

Yazımızın başında demiştik; yeni bir dönem başlıyor ve dolayısıyla yeni ve genç bir mücadele mevzisi açıldı. Sıraysa artık mevzide savaşacaklarda…

* Atılım Gazetesi’nin 26 Eylül 2014 tarihli 140. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 25 Eylül 2014, Perşembe 15:12
Kategoriler: Gençlik, Güncel, Haberler