Kobanê Stalingrad’dır, Madrid’dir, savunacağız

Kobanê Stalingrad’dır, Madrid’dir, savunacağız

OĞUZ YÜZGEÇ –

Kobanê’de tarih yeniden ayaklanmıştır. Dün bütün hızıyla bugüne yetişmiştir. Artık Kobanê tek başına Kobanê değildir. Paris Komünü’dür, Madrid Kapısı’dır, Stalingrad’dır. Bizlere seslenen savaşçılar da inatla bu tarihi benzerliğe vurgu yaptılar: “Nasıl ki Stalingrad’dan gerisi yoksa, Kobanê’den de gerisi yoktur.”

Tarih, fedakarlık ve kahramanlıkla örülen destansı bir direnişe daha tanıklık ediyor. Kürt halkı Rojava devrimini, devrimin başladığı yer olan Kobanê’de emperyalizme, sömürgeciliğe ve bunlardan güç alarak ilerleyen IŞİD çetelerine karşı müthiş bir özveri ile savunuyor. Direnenler halkların özgürlüğünü, eşitliğini ve kardeşliğini temsil ediyor ve bu değerler için dövüşüyor. Tarihin devrimci mirası Kobanê’de yeniden ve çok güçlü bir biçimde ayağa kalkıyor.

Gözü dönmüşçesine Kobanê’ye saldıran IŞİD çeteleri ise dünya gericiliğini, emperyalizmi ve sömürgeciliği temsil ediyorlar. Üç koldan kuşatmaya çalıştıkları Kobanê’de insanlık onurunu yenmenin hesaplarını yapıyorlar. Bu, öylesine büyük bir hesap ki emperyalizm destekliyor, işbirlikçi bölge devletleri destekliyor, sömürgecilik destekliyor. Türkiye ise Kobanê’nin düşmesi için adeta varını yoğunu ortaya döküyor. Bu amaçla AKP, IŞİD’e her türlü askeri-lojistik imkanları sağlıyor, çete üyelerini eğitiyor, tedavi ediyor, sınırlarını açıyor kısacası maddi bütün olanaklarını IŞİD çetesinin hizmetine sunuyor.

Dünya gericiliğinin hedefi tartışma götürmeyecek biçimde açıktır: Kobanê düşürülecek, Rojava Devrimi boğulacak, Kürt halkının kazanımları yok edilecek, Ortadoğu’daki eşitlik ve özgürlük yürüyüşü durdurulacaktır.

İşte Kobanê böylesine uğursuz bir kuşatma planının karşısındadır. Ancak bu plan karşısında başta YPG, YPJ ve Kürt halkı olmak üzere, sosyalistler ve demokrasi güçleri de soylu bir direniş gerçekleştirmektedirler. Bu direnişin esas halkasını elbette ki Kobanê siperlerinde amansız bir direniş sergileyen YPG ve YPJ savaşçıları oluşturmaktadır. Ancak savaş siperlerinin dışında önemli bir direniş daha yaşanmaktadır. Halklar, on binler halinde IŞİD çetelerine karşı sokakları ve meydanları doldurmuştur. Neredeyse bütün dünyada Kobanê direnişiyle bütünleşmek adına eylemlilikler gerçekleşmiştir.

İşte bu topyekun direnişin bir parçası da Kobanê sınırında binlerce insanla gerçekleştirilen “yaşam nöbetleri”dir. Geçtiğimiz günlerde binler HDP ve DBP’nin çağrısıyla Kobanê direnişiyle bütünleşmek ve AKP’nin sınır hattı üzerinden IŞİD’e yaptığı yardımları durdurmak için Suruç’a akın etmiştir. Sosyalist gençler de bu çağrıya uyarak Türkiye’nin farklı yerlerinden yola çıkmıştır. SÖMÜRGECİLİĞİN SINIRLARI YERLE BİR EDİLMİŞTİR

Kobanê direnişiyle bütünleşmek ve AKP’nin çetelere yaptığı sevkıyatı engellemek için Kobanê sınırında gerçekleştirilen “yaşam nöbeti” eylemlilikleri, biz sosyalist gençlere birçok gerçeği daha yakından görme, kavrama, tanıklık etme ve bilince çıkartma olanağı sağlamıştır.

İlk olarak görülmüştür ki AKP Hükümeti, IŞİD çeteleri ile tam bir işbirliği içerisindedir. Halk, defalarca kez IŞİD çetecilerinin ellerini kollarını sallayarak sınırdan geçtiğine tanık olmuştur. Yine IŞİD’in hakim olduğu köylere sınırdan bir çok kez sevkıyat gerçekleştirildiği herkes tarafından bilinmektedir. Ayrıca TSK işaret fişeklerini kullanarak YPG ve YPJ savaşçılarının yerlerini IŞİD çetecilerine bildirmekte, yer yer Kobanê tarafına taciz atışları gerçekleştirmektedir.

Ancak gördüğümüz bir gerçek daha var ki, başta Suruç’ta yaşayan halk olmak üzere bütün Kürt halkı, Kobanê direnişine kilitlenmiştir. Adeta herkesin varı yoğu Kobanê ve Kobanê direnişi olmuştur.

Bunun en açık örneği, her gün Suruç üzerinden Kobanê’ye geçen kadın ve erkek yüzlerce Kürt gencidir. “Yaşam nöbeti” eyleminin gerçekleştiği sıralarda dahi onlarca genç, özgürlük direnişine omuz vermek için YPG ve YPJ saflarına katılmışlardır.

Yine Kobanê sınırındaki bütün köylerin kapısı IŞİD çetelerinin saldırılarından kaçan Kobanêlilere açılmıştır. Yüzlerce Kobanêli bu köylerde misafir edilmektedir. Suruç Belediyesi’nin tek gündemi Kobanê ve Kobanêlilere yapılacak olan yardımlardır. Kobanê direnişiyle öylesine tek yürek olunmuştur ki IŞİD çetelerinin sınıra yaptığı saldırılara rağmen “yaşam nöbetleri” en ufak bir kararsızlık yaşanmadan sürdürülmektedir. Ve herkesin söylediği tek bir ortak nokta vardır: “Kobanê düşerse sıra bütün Kürdistan’a gelir.” İşte böylesi bir yaklaşımla Kobanê direnişine sahip çıkılmaktadır.

Kürt halkı, sosyalistler ve demokrasi güçleri açısından Kobanê direnişi ile tam olarak bütünleşmek, “Yaşam nöbeti”nin ikinci gününde gerçekleşmiştir. Sınırda bulunan yaklaşık iki bin kişi sömürgeciliğin dikenli tellerini yıkarak sınırları yerle bir etmiştir. Kürt halkı, sosyalistler ve demokrasi güçleri büyük bir coşkuyla Rojava Devrimi’nin doğum yerine, destansı direnişin merkezi olan Kobanê’ye doğru yürüyüşe geçmiştir.

SOSYALİST GENÇLER DEVRİMİN TOPRAKLARINDA

Faşist diktatörlüğün hüküm sürdüğü topraklardan, sınırları yıkarak devrimin, özgürlüğün ve eşitliğin topraklarına geçiş büyük bir coşku yaratıyordu. Artık ayaklar özgürlüğe basıyor, devrimin havası içlere çekiliyordu. Egemenlerin halklar hapishanesine çevirdiği bu kanlı coğrafyada, Ortadoğu’da insanlık onurunu temsil eden ve insanlığın devrimci mirasını kendisinde somutlaştıran Rojava Devrimi’ne tanıklık ediyorduk. Bu devrim can ve kan pahasına yaratılmıştı. Şimdi ise yine can ve kan pahasına yaratılan değerler IŞİD çetelerine karşı savunuluyordu.

Binlerin mayınlı arazilerin içerisinden Kobanê şehir merkezine doğru yürüdüğü sırada, bizleri ilk karşılayan bu devrimin ve direnişin mimarları olan YPG ve YPJ savaşçıları oldu. Bu, tarihi bir buluşmaydı. Sömürgeciliğin sınırlarını yıkan halklar şimdi özgürlüğe sarılır gibi YPG savaşçılarına sarılıyor, kucaklaşıyordu. Bu hasret, halkların eşitlik ve kardeşlik hasretiydi.

Biraz daha ilerledikçe bütün yokluğa, yoksulluğa ve ambargolara rağmen Kobanê’yi ve direnişi terk etmeyen Kobanê halkı sokaklardaydı. Binler kent merkezine yaklaştıkça zılgıtlar da yükseliyordu. O andan itibaren Kobanê’de tek bir sözün hükmü geçerliydi ve her yer aynı sesle yankılanıyordu: “Biji berxwedana Kobanê.” Bu görkemli direnişe yakışır bir görkemli buluşma gerçekleşiyordu. YPG savaşçıları, silahlarıyla bizleri ve direnişi selamlıyorlardı.

O andan itibaren daha yakından hissettik ki Kobanê’de tarih yeniden ayaklanmıştır. Dün bütün hızıyla bugüne yetişmiştir. Artık Kobanê tek başına Kobanê değildir. Paris Komünü’dür, Madrid Kapısı’dır, Stalingrad’dır. Bizlere seslenen savaşçılar da inatla bu tarihi benzerliğe vurgu yaptılar, “Nasıl ki Stalingrad’dan gerisi yoksa, Kobanê’den de gerisi yoktur” dediler. “Bir tek savaşçı dahi kalsa direnişin süreceğini” vurguladılar. Kürt halkı bütün gücüyle direnişi büyütüyordu. Yine 13-14 yaşlarında silahlarıyla nöbet bekleyen çocuk yaştaki savaşçılar bizlere şunu söylüyordu: “Burası bizim topraklarımızdır, devrimimize ve onurumuza sahip çıkmak için buradayız.” İşte direniş böylesi bir inanç üzerinden yükseliyordu. Tek koluyla savaşmaya devam eden Heval Brusk ise adeta Kobanê direnişini özetliyordu: “Hiç kimse merak etmesin, Kobanê düşmeyecek. Bu direniş, tarihe ezilenlerin zaferi olarak kalacaktır.”

KOBANÊ DİRENİŞİ DİRENİŞİMİZDİR, DİRENİŞİ BÜYÜTECEĞİZ

Binler direnişin kalbi olan Kobanê’den Türkiye sınırına geri döndüğü zaman, faşist diktatörlük hangi ülkeye geldiğimizi mayınlı araziye attıkları gaz bombalarıyla ve TOMA’larıyla bir kez daha hatırlatıyordu. Yerle bir edilen ve adeta paçavraya dönen sömürgecilik sınırlarının intikamını almaya çabalıyordu. AKP bu devrimin baş düşmanlarından birisi olduğunu bir kez daha gösteriyordu.

Dünya gericiliğinin bu çok yönlü saldırıları karşısında Kobanê’nin destansı direnişi henüz zafere ulaşmadı ancak direniş bütün görkemiyle devam ediyor. Ve çok iyi biliniyor ki Kobanê kazanırsa, Rojava devirimi kazanacak, dört parçada Kürt halkı kazanacak, Türkiye devrimi kazanacak ve Ortadoğu devrimi kazanacaktır.

Sosyalist gençler açısından bu direnişi büyütmek tarihsel bir önemdedir. Çünkü Kobanê’de daha yakından görülmüştür ki, direniş de devrimin zaferi de gençliğin enerjisi ve dinamikliği üzerinden gelişmektedir. Kobanê direnişi adeta bir gençlik direnişine dönüşmüştür. Sosyalist gençlere düşen de bu destansı direnişle bütünleşmek olmalıdır.

Daha şimdiden görüldüğü üzere Kobanê’de saldıran çeteler, üniversitelerde de saldırılar gerçekleştirmektedirler. Üniversitelerde oluşturulan devrimci-demokratik değerler çetelerin hedefindedir. Kendisi gibi olmayan herkes yani bir bütün olarak üniversite gençliği, bu çetelerin hedefindedir.

Sosyalist gençlere düşen ise çeteleri üniversitelerden söküp atmak olmalıdır. Bir yandan Kobanê direnişi ve tarihsel önemi üniversitelerin gündemine sokulurken, bir yandan da IŞİD çetecilerine karşı üniversitenin kitlesel ve militan ayağa kalkışı gerçekleşmelidir. Bu dönem, Ortadoğu halkları için, Rojava devrimi için, halkların kardeşliği için ve de üniversitenin özgürlüğü için “ayağa kalk”manın tam vaktidir.

* Atılım Gazetesi’nin 3 Ekim 2014 tarihli 141. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 3 Ekim 2014, Cuma 13:08
Kategoriler: Gençlik, Güncel, Haberler