Kadınların Gezi’si

Kadınların Gezi’si

BİRSEN KAYA –

Özgecan Aslan’ın, yirmi yaşında örselenmiş bedeni tüm kadınların geçmişi, bugünü ve yarını oldu. Ne yazık ki, var olan durumu sadece bilgi, bilinç sorgulatmaya yetmiyor. Acılar bilincin açığa çıkmasına isyan ve eyleme dönüşmesine vesile oluyor. Özgecan’ın acı hikayesi, topraklarımızdaki tüm kadınların yaralarını kanattı. Aslında ne çok acı varmış hayatımızda, suskunluğumuzla perdelediğimiz… Özgecan suskunlukla isyanı örten perdenin ellerimizle yırtılmasına güç verdi. Susarak ölmektense, çoğalarak, muktedir olana meydan okuyarak, birbirimizden güç alarak var olacağımıza inanç oldu, bilinç kattı… Tecavüzcülere canı pahasına direnerek kadın özsavunmasının da işaret fişeği oldu.

Özgecan, erkek egemen iktidarla kadın arasında devam eden muharebenin boyutunu da ortaya koydu. Kadınların Özgecan’ı sahiplenmelerindeki kararlılık, siyasi taleplerdeki vurgular kadına dönük şiddetin devlet ve onun beslediği toplumsal erkekliğin artık geniş kesimler tarafından bilindiği gerçeğini açığa çıkardı. Tabii ki, bu hareketin diyalektik sürecini ve gelişimini de yok saymamak lazım. Uzun yıllardır mücadele sathından çıkmayan bir kadın hareketi gerçeği esas çekim kuvvetidir. Kadın özgürlük hareketinin yarattığı irili ufaklı mevzilere tutunmuş, on binler olup sokaklara akmıştır kadınlar.

AKP İktidarı, erkek egemen devletin siyasi yapısına belirginleşmiş erkek silueti kazandırmıştır. Yeni hakların kazanılması bir tarafa elde edilmiş haklar da tırpanlanmıştır. Neoliberal muhafazakar politikanın “kutsal ışığı” yol göstericisidir. Devletle kadınlar arasında çetin mücadele sokakta, kürsülerde, meydanlarda en sert biçimde devam etti. Faşizm toplumsal kodlamayı kadın düşmanlığı üzerinden yeniden yeniden üretti. Bu yoğunlaşmış cins çelişkisi ve savaşı, kadın hareketi bakımından toplumsal muhalefette de kadın varlığını, aklını belirginleştirdi. Kendi taleplerini, kendi dilini, tarzını ortaya çıkardı. Hayat, siyaset giderek kadının özneleşme sürecini yok sayamadı. Ve kadınlar 21. yüzyıl siyasetinin belirleyen yüzü olduklarını giderek kazanımlardaki imzalarıyla görünür kılmaktalar.

Özgecan’ın katledilmesindeki protestolarda kadınların süreci yönetme kabiliyeti, birikimlerin yarattığı nitelik düzeyini ortaya koymaktadır. Sokaklardan twitter’a her alanda, erkek egemenliğinin kurulu düzenini sarsmaktadır kadınlar.

Yaşanan ‘Kadınların Gezi’sidir’ demek abartı olmaz. Kadının toplumsal ayaklanma gücü ve hızı farklılık arz edebilir. Çünkü, önümüzde çok güçlü bariyerler bulunmakta. Burada aslolan geniş kesimlerin gündemine girmesi ve günlerce yaygınlaşarak bir girdap gibi içine çekmesidir. Kadın tepkisi, mevcut düzeni reddedip, cins çelişkisi aşan ayaklanmaya, atılıma dönüşmüştür. On binlerce kadının yaşadığı cinsel şiddeti kamusal alanda anlatmasına vesile olan twitter tag’i “#sendeanlat” da bu isyanın önemli bir parçasıdır. Çünkü cinsel şiddet, gücünü kadının suskunluğundan almaktadır.

Hareketin yapısına baktığımızda yaygın kitlesel, günlere yayılan ve etkili olduğunu görebiliyoruz. Kadın hareketinin bugüne kadar biriktirdikleri kadın kitlelerine mal oluyor. Patlamaya dönüşüyor. Yüzler, binlere dönüşüyor. İktidarın türbanlı-başı açık kadın, laik-antilaik çelişkisini kışkırtarak bölmeye çalıştığı kadınların nasıl yan yana geldiklerini, aynı sloganları beraberce attıklarına şahit olduk. Mersin’de halk ve Çağ Üniversitesi öğrencileri, Özgecan’a sahip çıkarken, aynı zamanda özelleştirme politikalarının sonucu toplu taşımanın tasfiye edilmesine de tepkilerini ifade edip yol kestiler. Erzurum’dan Samsun’a, Bursa’dan Hopa’ya on binlerce kadın sokağa çıktı…

Hareket aslında erkek egemen devlet ve hükümeti hedef almakta, aynı zamanda devlet eliyle şırınga edilen toplumsal erkeklik sorgulanmaktadır. Ancak bu büyük hareketin gücü karşısında sarsılan hükümet “idam cezası, hadım” tartışmalarıyla hareketin yönünü saptırmaya çalışmaktadır. Daha düne kadar erkeklikle özdeş olan TV kanallarının da bugün, samimiyetlerini sorgulasak da propagandif açıdan bizim saflara doğru meyil göstermek zorunda kalmaları kadınların eyleminin ideolojik, siyasi etki gücündendir.

Gelişen kadın karakterli bu siyasi durum bizi yeni arayışları düşünmeye hareketi süreğen, kalıcı, etkili ve fiili meşru hak alıcı zeminde geliştirme sorumluluğu yüklemektedir.

Mücadele hattı değiştirilmelidir. Artık protestoculuk miadını doldurmuştur. Kadınların fiili meşru mücadelelerinin zamanıdır. Artık, hak alma zamanıdır.

Artık, kadına yönelik şiddeti örten suskunluk perdesini yırtıp atma zamanıdır.

Artık, şiddet uygulayan erkekleri kadın iradesiyle yargılama zamanıdır.

* Atılım Gazetesi’nin 20 Şubat 2015 tarihli 161. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 20 Şubat 2015, Cuma 12:53
Kategoriler: Güncel, Haberler, Kadın, Politika