Bitleniyoruz

Bitleniyoruz

GÜLLÜ ŞİMŞEK –

Söz ağızdan çıksa bir kere; Uluslararası insan hakları örgütleri Suriye’de 2011 yılında başlayan savaşın sadece son bir yılında 76 bin kişinin öldüğünü duyursa… Ölenlerin yarıya yakını sivil olsa… SİVİL! Diğer yarısı kadın olsa… KADIN! Ve bir de o sivillerin 4 bine yakını çocuk olsa… ÇOCUK!

Sonra buralardan hükmedenler ağızlarını açsa. Sayıları tam olarak bilinmemekle birlikte 1,5 milyonu aştığı tahmin edilen ve adı konmayan mültecileri kastederek, “Efendim, dünya gıkını çıkarmadı. Bakın, Esed zulmünden kaçanlara biz kucak açtık. Neredesiniz ey Birleşmiş Milletler, Ey Amerika, Eyy Avrupa Ey ey ey…” diye ahkamlar kesse… Bilmem kaç milyon dolarlar harcadığını… Bol paralarını büyütüle büyütüle harcandığını anlatsa…

Kadınlar, çocuklar kuru ekmeğe muhtaç edilenler… Hep sayıları üzerinden anılsa… Sayıları haberlerin temel taşı halini alsa: İzlediğiniz, okuduğunuz, duyduğunuz her dram “mış”laşsa… Haberi duyduğunuz an di’li geçmiş zamana dönüşse… “Ne kadar zaman alışırsınız kanıksamaya?” diye sorsa birisi…

Sorunun ardına yine bir haber notu iliştirse.

“Adana’ya 2 yıl önce Halep’ten gelen 5 çocuklu Mudi Hocasım ile Şehem Ahmed çiftinin kızları Latife Hocasım, saçlarındaki bitleri temizlemek için hayvanlar üzerinde kullanılan ilacı sürdü ve zehirlenerek öldü. 14 yaşındaki kızına otopsi yapılacağını öğrenip, Arapça ‘kızımı kesmeyin’ diye feryat eden anne Şehem Ahmedi güçlükle sakinleştirildi.”

Yani Latife; evde bulduğu sığır, koyun, keçi ve köpeklerde bulunan kene, uyuz, bit, pire ve her çeşit sinek gibi parazitlerle mücadelede kullanılan ilacı saçlarına sürdü. Savaştan kurtulan anne, kızının bedeninin otopside acıyacağını düşündü…

Yani Latife Hocasım adlı çocuk, Türk devletinin ağzında çiğnediği bol rakamlı sakızda kayıp? Niye? Çünkü rakamlarla onları birey olmaktan çıkaran devlet ve devletler aynı zamanda onları gözden çıkarıyor. Şimdilik geri dönüşü yok! Geldiler ve her biri ayrı insan güzelleri… Bu çocukların eğitim almaları gerekiyor, okula gitmeleri gerekiyor, sağlık hizmetlerinden yararlanmaları gerekiyor. Evet, ama devlet bu insani gereklilerden hiçbirini yerine getirmiyor. 14 yaşındaki Latife Hocasım’ı kaybettik. Peki ya diğer Latifeler, Latifelerin anneleri?

KIZKARDEŞLİK

Dayanışma ağlarımızın, örgütlerimizin alanına ne kadar dahiller? Latife gibi kız kardeşlerimiz ölmesin diye ders çıkarır mıyız bitli saçlarımızdan? Yoksa bol köpüren şampuanlarımızla yıkayıp saçlarımızı, mis kokular eşliğinde okur muyuz haberlerini…

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle bu yıl “onları” ölüm istatistiklerinden çıkarır mıyız? Ellerimizi yaşam alanlarında birleştirir miyiz? Saçlarındaki bitleri ellerimizle temizler miyiz?

Kürt, Arap, Ezidî, Süryani, Türkmen kadınlar, çadır kentlerde, ucuz evlerde, gecekondularda parklarda yaşıyorlar. Adana’da, İstanbul’da, Ankara’da, Mersin’de, Urfa’da… Yaşadığımız kentlerde yaşıyorlar. Uzaktan paket yardımlarla dayanışmayalım. Gelin evlerimizden, işyerlerimizden, okullarımızdan çıkıp kızkardeşliğin haklarını verelim. Kardeşlik uzakta kalmakla olmuyor! Bitleniyorsak da birlikte bitlenelim. Ama ölmeyelim!

* Atılım Gazetesi’nin 6 Mart 2015 tarihli, 163. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 6 Mart 2015, Cuma 11:04
Kategoriler: Haberler, Yaşam