Vidat ve Kiraz

Vidat ve Kiraz

HATİCE DUMAN –

Özgecan’ın katledilmesinden sonra milyonlarca kadın sokağa döküldü. Kadın kırımının boyutu, isyanı koşullayan temel bir yandı. Kadın ötekileşmesinde katedilen bu boyut, elbette erkek şiddetini daha fazla açığa çıkardı. Zira kadınların var oluşu esas olarak aile içinde tanımlandığından, bu sınırı aşan her kadın devlet-erkek zorunun hedefi oldu. Bu zorun çapı ve derinliği ne olursa olsun artık kadınlar evin odalarına değil dünyanın sokaklarına akıyor. Kadınlar bugün bakımından özgürlük alanlarını genişletiyorsa, bunu önceleyen ve kadın hareketine güncel olarak ivme kazandıran dinamiklere daha ayrıntılı bakmak gerekiyor. Nihayetinde aynı dinamikler ataerkilliğin kurduğu güçlü barikatları bir bir yıkarak kadın isyanının katalizörleri olmuştur.

Rojava kadın devrimi bu dinamiklerden biridir. Bölgesel bir nitelikte gelişen ancak tüm dünyayı etkisine alacak kadar bir nitelik inşa etti bu devrim. DAİŞ faşist çetelerinin Ezidî, Şii, Kürt ve diğer halklardan kadınları “cariyelik” kurumu adı altında tarihten silme operasyonlarına karşı verilen mücadele ile öznelliğini inşa etti aynı devrim. Bundan dolayı YPJ’de cisimleşen toplumsal alt üst oluş tüm Ortadoğu bölgesine sirayet ederek, bırakın yeniden hortlatılan cariyeliği, var olan erkek egemenliğinin tüm sistemsel yapısının eleştirisinin önünü açtı.

DAİŞ çetelerinin kadınlar karşısında aldığı yenilgi arttıkça daha da saldırganlaşacağını bilince çıkararak daha önemli bir gelişim kaydetti kadınlar. Nihayetinde DAİŞ, selefi inancı dışında kalan halklara saldırırken, erkek egemenliğini de buradan tesis etmeyi planlayacaktır. Bundan dolayı da yeni hedef Til Temir’deki Aşuri-Süryani-Keldani köyleri oldu. Buralara saldırarak yüzlerce sivili katleden faşist çeteler, yine yüzlerce kadını bu planları için kaçırmaktan geri durmadı. Ancak kemik DAİŞ’in boğazına şimdiden takılmış durumda. Zira Kobanê ve Şengal’de olduğu gibi kadınlar yine direnişleriyle çeteleri bir bir cehenneme gönderdiler. Kobanê’de faşist çetelerin kabusu Arîn Mîrkanlardı, Til Temir’de ise Vidat direnişçi geleneğin yeni adı oldu. Til Temir’de çete saldırılarına karşı silahını kuşanan Vidat son kurşununa kadar direnerek Rojava kadın devriminin artık geri dönülmez biçimde hızla yoluna devam edişinin en somut göstergesi oldu. Kırk yaşındaydı Vidat. Hem acılı hem de görkemli bir direniş tarihinin son neslini temsil ediyordu. Egemenlerin tarihler boyunca her fırsatta düzenlediği akınlarla yok edemediği bir halkın evladıydı. Bu sömürgeci akınlar da en fazla kadınların hedef tahtasına oturtulduğu dikkate alınırsa Vidat’ın direnişinin beslendiği zemin de daha anlaşılır hale geliyor. Dahası faşist çetelerin Ninova’daki tarihsel miras niteliğinde olan heykelleri histerik biçimde paramparça edişi, Vidat’ın direnişinin gücünü arkalayan koşulları da ortaya koyuyor.

Elbette heykeller DAİŞ’in elinde tuzla buz edilebilir. Ancak Rojava’daki kadınların özsavunma noktasında ortaya koyduğu irade her alanda kurulan örgütlülükte daha somuta erişiyor. Nihayetinde Vidat da Til Temir’in Tıl Hırmız köyünün nizamiyesinde özsavunma görevini üstlenmişti. Görevinin ona verdiği bilinçle çetelere karşı mevzisini son mermisine kadar korumuştu. Cephanesi bittiğinde de DAİŞ çeteleri tarafından katledilmiştir.

Vidat, kadınların ata binmesinin bile yasak olduğu bir ülkede motosikletiyle bölgedeki komünleri dolaşıyordu ve komünlerin özsavunma görevini yürütüyordu. Bu bakımından o tutsaklıktan özgürlüğe doğru sıçramalı gelişimin sembol isimlerinde biri oldu. Dahası Vidat, son mermisine kadar direnerek DAİŞ faşistlerinin planladığı kapsamlı katliam planlarının da önüne geçti. Bu pratik sadece kadının kurtuluş yolunu çizmiyor, aynı zamanda kadının özgürleşmesinde kadının rolünü de açığa çıkarıyor. Bu bakımdan Rojava’da ete kemiğe bürünen kadının özsavunma gücü ezilenlerin mücadelesinin yönünü belirliyor ve bu noktada kadınların varoluşunun zorunluluğunu ortaya koyar.

Rojava kadın devrimi tüm bunlardan dolayı her zamankinden farklı bir yol çiziyor kadınlara. Bununla birlikte farklı direniş noktaları da mücadelenin kanallarını açmak bakımından kadının görünürlüğünü somutlamaktadır. Cumartesi Annelerinin Galatasaray Meydanı’nda yıllardır sürdürdüğü direniş bunlardan biridir. Devletin ezilenlere yönelik şiddetinin bir parçası olan gözaltında kaybetme politikalarına karşı en güçlü yanıtı Cumartesi eylemlerinde görüldüğü üzere kadınlar vermiştir.

Kiraz da, Cumartesi Anneleri’nin büyüttüğü, içinden doğan ve varoluşunu bulan bir kadındı. Vidat gibi 40 yaşındaydı. Belki eline silahını alamadı ancak ülkemizin en yasaklı caddelerinden birini ezilenlere kazandıran öznelerdendi. En önemlisi beyaz ölümlerin hükmünü zayıflatanlardandı. Eşi gözaltında kaybedildi, ancak Kiraz, ataerkilliğin duvarları içinde kaybolmadı. Aile denilen o kafesin demirlerini parçalayarak öznelliğini sokak savaşının içinde inşa etti. Yerlerde sürüklendi, coplandı, gözaltına alındı. İnsan kemiklerinin üzerinden inşa edilen saraylardan kovuldu. Devlet şiddetiyle erkek şiddetinin nasıl birbirini besleyerek büyüttüğünü yaşayarak gördü. Kiraz, böyle bir tablonun etkin bir iradesi olarak yaşama son nefesini verirken bu toprakların muktedirlere kalmayacağını çok iyi gösterdi.

Tıl Temir’le Galatasaray Meydanı, Vidat ve Kiraz kadar birbirine yakın şimdi. Tıl Temir’de akan özgürlük ırmağı Kiraz’ın her hafta dünyaya haykırdığı meydandan geçmektedir bu yüzden. Kadının özsavunma gücünün bir yanı Vidat’sa diğer yanı da Kiraz’dır. Vidat son nefesine kadar çatışırken silahını da ardıllarına bıraktı. Kiraz da hastane odasında eşinin resmini Cumartesi Annelerine bıraktı. Vidat ve Kiraz’ın bıraktıkları üzerinden yaşam yeniden kurulacak elbet.

* Atılım Gazetesi’nin 6 Mart 2015 tarihli 163. sayısında yayımlamıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 6 Mart 2015, Cuma 11:47
Kategoriler: Haberler, Kadın, Makaleler, Özgür Kadın