Kitlelere ulaşma ve yönetme aracı olarak sosyal medya

Kitlelere ulaşma ve yönetme aracı olarak sosyal medya

ESP SOSYAL MEDYA-

Sosyal medya bir mücadele alanıdır. Faşizmin, gericiliğin, düzen temsilcilerinin ordulaştığı, ezilenlere savaş açtığı, gerçekleri maniple ettikleri bir alandır. Bu alanda güçlenmek, faşizmin tüm saldırılarını püskürtmek, daha büyük örgütler kurmaktan ve bu alanı daha örgütlü kullanmaktan geçer.

Kitle hareketini yönetmek ve yön vermek mi istiyoruz?

Binlerce, yüz binlerce insana düşüncelerimizi anlatmak ve açıklamak mı istiyoruz?

Sesimizin, taleplerimizin gerçekliğini kitlelere mal olan bir slogana dönüşmesini mi istiyoruz?

Geniş kitleleri örgütleyip, sosyalizmin propagandasını daha yaygın biçimde mi yapmak istiyoruz?

Evet bunları istiyoruz. Yüz binlerce emekçiye, kadına, gence ulaşıp, onlarla temas yakalamak istiyoruz.

Peki, bu yüz binlerce insana nasıl ulaşacağız?

Dudak bükmeyin hemen, bu soru önceki devrimci kuşakların da sorunuydu. Ve tüm ayaklanmaların, tüm başkaldırıların hatta tüm devrimlerin yapı taşlarından biriydi bu soru.

Geçmiş devrimler ve ayaklanmalar kuşağının yaratıcılarının bu sorulara verdikleri cevaplardan biri de kitle iletişim araçlarının etkin, yaygın ve nitelikli kullanılması olmuştur. Kitle iletişim araçları çok sık değişmemekle birlikte, her dönemin özgün araçları oluşmuş, şekillenmiştir. Bundan 15 yıl önce televizyonun, gazetenin, radyonun, bildirinin, afişin vb. kullanımı kitlelerle ilişkiye geçmede çok önemliyken, bu işlevin yerine getirilmesinde araçsal denklemin ağırlık merkezi şimdilerde sosyal medyaya doğru kayıyor. Ve bu hız o kadar sürükleyici bir boyuta ulaştı ki, yakın dönemde sosyal medya tüm bu eski iletişim araçlarını yutacak ya da kendine göre yapılandırılmasına neden olacak. Dünya genelinde gazete satışları büyük bir düşüş halindeyken, bir çok ülkede gazeteler artık e-gazete olarak çıkarılıp dağıtılıyor.

Dün, yerel bir radyonun iletişim ağı sadece o bölge ve kısmen çevresiyse, şimdi internet üzerinden dünyanın her yerinden dinlenebiliyor. Yani dememiz odur ki; mevcut iletişim araçlarını etkin kullanmaya devam etmekle birlikte, internet ve sosyal medyanın olanaklarına da sarılmalıyız.

5 yıl önce yapılan bir araştırmaya göre; 50 milyon kullanıcıya ulaşma süresi radyoda 38 yıl, televizyonda 13 yıl, internette ise 5 yıl. Bu oranın internet yönünde daha da kısaldığı başka bir gerçek. Ve çok daha önemli olan diğer konu da şu ki; sosyal medyada ulaştığınız, temas ettiğiniz insanlarla direk iletişim kurma şansına da sahipsiniz.

Düşünsenize, dün 1000 bildiri dağıttığımız ya da 1000 afiş yaptığımızda temas ettiğimiz kitlenin yüzde kaçıyla iletişime geçebiliyorduk. Oysa sosyal medyada etkinin sayısal yansımasıyla direk iletişim kurma şansınız da mevcut. Tabi söylediğimiz şey, eski yöntemlerin tamamen geçersiz olduğu değil. Bu araçları da etkin kullanmak gerekir, burada önemli olan sosyal medyayla da buluşturup etkisini artırmak, yaygınlaştırmaktır.

Biraz daha güncel ve pratik örneklere gelirsek, konuyu daha da iyi anlatmış olacağız kendi açımızdan. Özgecan Aslan’ın üç erkek tarafından katledilmesinin ardından, daha önce görülmemiş bir kadın isyanı yaşandı. Ülkenin birçok yerinde eylemler gerçekleşti. Biriken kadın öfkesini buluşturan ve birbirlerinden daha fazla etkilenmelerini ve hatta cesaretlenmelerini sağlayan en önemli araç hiç kuşkusuz ki sosyal medya oldu. Tepkinin hızlıca yayılmasından eylemler örgütlenmesine, yüz binlerce kadına ulaşmasında sosyal medya araçları başrol oynadı. Ve ayrıca egemen medyanın, erkek egemen zihniyeti aklama girişimi ve dili de sosyal medya üzerinde boşa çıkarıldı, teşhir edildi.

Kitle hareketlerinin birbirinden güç aldığı bir gerçeklik. Kadınların Özgecan’da somutlaşan isyanında bu etkinin de izleri mevcut. Günlere yayılan eylemler bunun en somut göstergesi.

Burada önemli olan diğer nokta; kitleleri sosyal medya üzerinden sokağa çağırmak, biriken öfkenin bir başkaldırıya dönüşmesini sağlamıştır. Yani, bu araç etkin kullanılmamış olsaydı, kitle eylemlerini de olumsuz etkileyeceği ortada.

Twitter’da sadece Özgecan Aslan için açılan #ÖzgecanAslan hashtagi katliamın ilk günü, 800 binden fazla kişi tarafından kullanıldı, 4 milyondan fazla tweet atıldı. Buna diğer hashtagleri de eklediğimizde birkaç milyon kişinin, çok kısa sürede katliama karşı sosyal medya üzerinde bir araya geldiğini ve söz söylediğini görmüş oluyoruz. Eylemlerin çağrıları birbirini hareket ettirerek öfkenin sanal alemden sokağa yansıması sağlandı.

Sosyal medyada özellikle kadınların sessiz çığlığının duyulması açısından önemli olan bir diğer başlık da #SendeAnlat hashtagi oldu. Kadınlar birbirlerinin acılarını, öfkelerini dinleyerek, anlatarak sessiz çığlıklarının daha duyulur, görülür hale getirilmesini sağladı. #SendeAnlat hashtagi, ilk kullanıldığı gün 320 bin 466 kişi tarafından kullanıldı ve 1 milyondan fazla tweet aldı. Bu 320 bin kişinin çoğunluğunun kadın olduğunu düşünürsek, kadınlar yaşadıkları cinsel, fiziksel saldırıları haykırdıkları bir koroya, eyleme dönüştürdüler sosyal medyayı.

Bir diğer güncel örnekse, İç Güvenlik Yasası’na karşı mücadelede yaşananlardır. Mecliste ve sokakta yaşanan tepkiyi güçlendiren en önemli araç yine sosyal medya oldu. Meclisteki protestolar #DirenMeclis hashtagi ile Türkiye ve dünya gündeminde ilk sıraya yükseldi, milyonlarca kişi bu konuda harekete geçti. ESP Sosyal Medya tarafından örgütlenen #İçGüvenlikYasasıÇöpe hashtaginin Türkiye gündemine girmesi, bu sloganın kitlelerle buluşturulmuş olması, bir çok eylemde de kullanılmasını sağladı.

Buradaki örnekler sadece Twitter’dan alınanlar. Facebook ve diğer sosyal medya araçlarını da buna eklediğimizde ortaya çok daha geniş bir tablo çıktığını da hatırlatalım.

Bütün bunlardan çıkarmamız gerek bazı sonuçlar olmadır tabi ki. Mesela hala bir çok yoldaşımız böylesi önemli bir aracı kullanmamakta ve küçümsemektedir. Kullananların yine çoğunluğu da sosyal medyayı sadece kişisel zaman geçirme alanı olarak görüyor. Oysa sosyal medya bir mücadele alanıdır. Faşizmin, gericiliğin, düzen temsilcilerinin ordulaştığı, ezilenlere açtığı savaşı manipülasyonlarla sürdürdüğü bir alandır sosyal medya. Bu alanda güçlenmek, iktidarın tüm söylemlerini, politikalarını boşa düşürmek için daha büyük örgütler kurmak ve bu alanı daha etkin kullanmak gerek.

Hadi gelin, kitleleri örgütleme ve yönlendirmede önümüzde duran bu aracı kullanmada daha fazla duyarlı ve daha da önemlisi örgütlü olalım. Parti çağrılarını, haberlerini, sayfalarını daha fazla kişiye ulaştıralım. Sosyal medya ve internet araçlarını kullanmada daha etkin yöntemler geliştirelim, kendimizi geliştirecek pratik sorumluklar üstlenelim. Kitlelere ulaşmak mı istiyoruz, kitleler bir tık mesafesi kadar yakın bize. Tık tık…

* Atılım Gazetesi’nin 20 Mart 2015 tarihli 165. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 20 Mart 2015, Cuma 17:57
Kategoriler: Haberler, Politika