Papatya falı

Papatya falı

FUAT UYGUR

Erdoğan’ın Kürt sorununa yaklaşımı melankolik bir hal aldı. Adeta papatya falı açar gibi “var” ile “yok” arasında gidip geliyor. Öyle bir “var” bir “yok” sıralaması da söz konusu değil. Konjonktür, anlık siyasal çıkar neyi gerektiriyorsa ya “var” dedi, bir gün sonra “yok” demekten kaçınmadı.

2005’te Amed’de “Kürt sorunu benim sorunum” repliğiyle başlayan, birkaç ay sonrasında ise bir Moskova ziyareti sırasında “Kürt sorununu yok farz ederseniz yoktur” inkârıyla devam eden; Amed serhildanı sırasındaki meşhur katliam fermanı, Kürt açılımı, KCK operasyonları, çözüm süreci, Kobane’nin düşmesi için ellerini ovuşturması… Ve son olarak, Balıkesir’den verdiği “Kürt sorunu yoktur” mesajı.

Papatya falı döndü dolaştı, yine “yok”a geldi.

Osmanlı’dan günümüze Türk devleti, en zayıf olduğu anlarda en temel sorunlarda hep en saldırgan politikalara başvurmuştur. Ermeni soykırımından Alevi inkârcılığına, Kürt sorununa varana kadar süreç hep böyle işlemiştir. Ne zaman devlet sıkışırsa, temel meseleyi gündemde tutarak toplumun en gerici katmanına yaslanmayı ve böylece sorunu ötelemeyi -daha uç boyutuyla toptan yok etmeyi- politika haline getirmiştir.

Erdoğan’ın, faşist rejimin klasik refleksine uyarak Kürt sorununda “yoktur” tekerlemesine sarılması, 90’lı yılların tanıdık argümanlarını kullanması; devletin ve AKP’nin tıkanmasının bir göstergesi. “Her şeyiniz var, daha ne istiyorsunuz?” söylemi, inkâr ve imha politikasının en yoğun uygulandığı dönemin dili. Erdoğan’ın, “çözüm” sürecinin geldiği aşamada bu dile sarılması, kendi varlık ve yokluk meselesinin bir sonucu.

Hükümet penceresinden, sarayın konulduğu tepeden bakıldığında işler iyi gitmiyor. Ekonomi tıkırında filan değil. Merkez Bankası aleyhine yürüttüğü propaganda, gelecek için belirlenen günah keçisinin şimdiden ilan edilmesinden başka bir şey değil. Kopartılan yaygara ile faiz-döviz lobisi arasında yine halkın cebinden çalınanlar da cabası.

Hiç gündemde yokken Gezi direnişi sırasında ortaya atılan Kabataş yalanının yeniden ısıtılarak sunulması, Erdoğan-AKP politikasının hangi yönde ilerletileceğini gösteriyor. Tüm dünya âlem, AKP ve yandaş medyasına kadar herkes, Kabataş konusunda Erdoğan’ın açıkça yalan söylediğini biliyor. Mesele, söz konusu yalanı aklama değil. Amaç, toplumu tamamen ayrıştırmak, yandaşlarını kemikleştirmek ve kendi dışındakileri ötekileştirmek. 2014 yerel seçimler taktiğine aynen devam. Yaşam tarzı ve inanç kimliği üzerine insanların birbirine düşürülmesi, pratik kışkırtmaların yaratılması, AKP’nin “seçim yatırımları” dahilinde.

Ama Erdoğan’ın başkanlık koltuğuna oturması için gereken 400 milletvekiline ulaşmak için kamplaştırmanın bu boyutu yetmiyor. İşte, Balıkesir’deki “Kürt sorunu yoktur” çıkışı, Türk-Kürt eksenli kamplaştırma harekâtının ilk adımı. Erdoğan, seçimden “muzaffer” çıkmak için gemileri yakmış görünüyor.

Hiç kimse, bu “seçim yatırımlarının” karşılığının sadece sandıkta ortaya çıkacağını beklemesin. Öncelikle, HDP’nin barajın altında kalması için sandık hilelerinden sokak provokasyonlarına kadar rejim/AKP politikalarının bütün varyasyonları 7 Haziran’a kadar en üst seviyede olacaktır. Buna, “çözüm” sürecinin sekteye uğratılması da dahildir. Her şey, Erdoğan’ın başkanlık koltuğuna oturması üzerine programlandığı, AKP’nin geleceği buna bağlandığı için “Çılgın Türkler” refleksine sığınması, kemikleşmiş devlet söylevine sarılması tam da bu nedenledir. HDP’nin ve Demirtaş’ın sıklıkla hedef gösterilmesi bu nedenledir.

Demirtaş, Erdoğan’ın en son olarak papatya falından çektiği “Kürt sorunu yoktur” yaprağının ne anlama geldiğini gayet net olarak ortaya koydu ve “Tek bir cümleyle bütün bu sorunların çözümünü hatırlatmak ve sözünü vermek istiyorum. Recep Tayyip Erdoğan, HDP var oldukça, HDP bu topraklarda nefes aldığı müddetçe sen başkan olamayacaksın. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, seni başkan yaptırmayacağız. Seni başkan yaptırmayacağız. Seni başkan yaptırmayacağız!”

Yanıt bu kadar net.

* Atılım Gazetesi’nin 20 Mart 2015 tarihli 165. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 20 Mart 2015, Cuma 18:58
Kategoriler: Büyüteç, Haberler, Makaleler, Politika