AK büyü bozuldu

AK büyü bozuldu

Güzel şeyler oluyor… İktidar “şeffaf”laşıyor!

“Cam gibi adam”mış gerçekten de Arınç, gider ayak iyi iş görüyor. Konuştukça AKP’nin içinin dışının çürümüşlüğünü olduğu gibi naklen yayın bir güzel gösteriyor. Hangi taraftan bakılsa manzara cam gibi ortada: Kriz kurdu AKP’yi yiyor.

Üstelik, bu daha başlangıç çürümeye devam! Şimdiden söyleyelim, Haziran’a kadar şimdi şaşırılanlardan çok daha fazlasını ve ötesini göreceğiz.

AKP yandaşlığının has gazetecilerinden Abdulkadir Selvi’ye bile dank ettiği gibi; artık AK “büyü bozuldu.” AKP kurmaylarının pek övündükleri “kardeşlik hukuku”nu, dengeyi ve istikrarı ara ki bulasın artık. Herkes birbirinin üzerini çizmekle meşgul şu sıralar.

Arınç, Gökçek’in üzerini çizmiş, çok mu? Saraylı, parmağının gösterdiği hizaya geçmeyen herkesin üstünü çiziyor. Hizayı bozup yarım adım öne çıkan ve kendisine akıl vermeye yeltenen Arınç’ın vay haline! Saraylı, kendisinden sonra AKP’nin başına geçme hesapları içindeki baş kardeş Gül’ün bile üstünü çizivermişti herkesin gözü önünde. “Sır küpüm” dediği MİT müsteşarı Fidan da Davutoğlu’nun teşvikiyle AKP’den aday olmaya heveslenince Erdoğan’ın çizik tehdidini yemişti bir süre önce. Merkez Bankası krizinde de Erdoğan’ın çiziğini yiyen Babacan olmuştu. Şimdi, kendi elleriyle tek sıra hizaya geçirdiği hükümetin ve Başbakan atadığı Davutoğlu’nun üzerini külliyen çizme durumunda bile kalabilir.

Olaylar, gelişmeler Saraylı’nın karizmasını çizdikçe, o da etrafındakilerin üzerini çiziyor bir bir. Kara büyü mü devrede ne?!

***

Kara büyü meselesinin nasıl çözüleceğini AKP’nin ulema takımına bırakalım. Biz, iktidarın krizine ve çözülüşüne, AKP’nin kara günlerine biraz daha yakından bakalım.

Müzakereye geçiş gündemli olarak yapılan “ortak” açıklama ve A. Öcalan’ın mesajının beklendiği/okunduğu Newroz kutlamaları, en yakın geçmişin iç içe geçmiş iki temel gündemiydi. Ki iktidar krizinin andaki biçimini belirleyen gelişmeler de dolaysız biçimde bu gündemler üzerinden yaşandı. Saraylı açtı ağzını yumdu gözünü; “Kürt sorunu yoktur”dan girdi “ortak açıklama yapılmasını onaylamıyorum”dan çıktı. “Benim hiç bir şeyden haberim yok”tan girdi “İzleme Heyeti de neymiş”ten çıktı vs. Böyle yaptı, çünkü gelişmeler adım adım kendisinin doğrudan denetimi ve inisiyatifinden çıkma eğilimine girmeye başladı. Hükümetin HDP İmralı Heyeti’yle, dolayısıyla A. Öcalan’ın iradesi temsilen ortak açıklama görüntüsü vermesi/vermek zorunda kalması, Saraylı’nın seçim stratejisini “arkadan” hançerlemek gibi bir şeydi. Sürecin bir şekilde “normal”leşmesi eğilimini besleyen, güçlendiren her gelişme ve adım, baştan beri inandırıcılık zafiyeti yaşayan ve kendi rüştünü ispatlama psikolojisi içinde olan Davutoğlu hükümeti için objektif bir ihtiyaçtı ama Saraylı için hiç de öyle değildi. Tam tersine, sürecin genel tablosu içinde oldukça “anormal” kaçan başkanlık hedefine sıkı sıkıya sarılan Erdoğan için “normal”leşme eğilimi ya da görüntüsü, objektif olarak inisiyatifini kıran bir ortam geliştiriyor ve sonuçlar yaratıyordu. Hükümet sözcüsü olarak Arınç’ın, Erdoğan’ın beyanatlarına karşı yaptığı “ayar” verici ve “normali bu” demeye getiren açıklamalar karşısında Saraylı duvarları tırmalamasın da ne yapsın?

Hele de Newroz mesajıyla Öcalan “normal”leşme sürecinin felsefesini, politik teorisini, koşullar bütününü ve yöntemini ortaya koymuşken ve Newroz alanlarında milyonlar bu çağrının iradesi olarak ortaya çıkmışken ve hele hele hükümet görüşü olarak Öcalan mesajı olumlu bulunmuşken sarayı Saraylı’ya dar gelmesinde ne olsun? Hükümetin başkanlık hedefine “normal” yollarla ve ağırlıklı bir eğilim olarak ikna olmadığı, edilemediği besbelli. Keza, AKP örgütü içinde de Erdoğan’ın başkanlık dayatmasına karşı güçlü (ama gizlenmeye çalışılan) bir itiraz olduğu biliniyor. Hangi siyasal eğilimden olursa olsun tonlarca anket şirketinin düzenli ölçümlerinde başkanlık istemeyenlerin oranı % 60-70 arası ortalama da çıkıyor.

***

Geriye ne kalıyor peki bu durumda? Saraylı ne yapabilir, neye ve nereye oynayabilir? Tabii ki krize; toplumsal kriz dinamiklerine ve parti içi (AKP) güç dengelerine. Müzakere sürecine geçişi sabote edici kışkırtıcı peş peşe açıklamalar yapması, MHP’ye bile taş çıkartan milliyetçi-ırkçı, inkarcı söylemlere gelmesi, Ergenekoncu kliklerle açık ittifak arayışlarına girmesi, sık sık ordu güzellemeleri yapmaya başlaması, Mardin-Mazıdağı kırsalında PKK gerillalarına olduğu gibi silahlı çatışmaların zeminin hazırlayan askeri operasyonların önünü açması vb. icraat ve durumlar, krize oynuyor olmanın göstergelerindendir. Muradı da belli; arkasında olduğu düşündüğü toplumsal oy gücünü durumun “normal”leşemeyeceğine, tehlikenin büyük olduğuna ve bunu ancak güçlendirilmiş tek merkezden bir devlet yönetimiyle, yani kendisinin başkanlık ettiği bir iktidarla istikrarın yeniden sağlanabileceğine inandırmak, ikna etmek.

İç iktidar krizinin hükümet ve parti içi hesaplaşmalar ayağı da önlenemez ve engellenemez şeffaflıkta sürüyor zaten. Saraylı’nın bu hesaplaşmayı bütün ağırlığını koyarak yürüteceğinden kuşku duyulamaz. Yani, oluşmuş olan yarık daha da büyümeye devam edecek. Arınç’ın “özgül ağırlığı”nın yarattığı dertlere ve yol açtığı ilk sonuçlara bakıldığında bile bu görülebiliyor. Ama asıl belirleyici hesaplaşma parti aday listesinin belirlenmesi üzerine olacak ki, bu kavga parti içi güç dengelerinin seçim öncesi cisimleşmiş hali anlamına geliyor. Kim kimin adayının üzerine ne kadar çizik atabilecek, listenin son halini son tahlilde saraylı mı belirleyecek, hükümet mi? Saraylı, benim dediğim olmazsa partiyi kimseye yar etmem, ya benim başkanlığıma tam destek verirsiniz, ya da krizlerden kriz beğenirsiniz, külliyen çizilirsiniz demeye getirerek kendince “tehlikenin büyüklüğü” korkusu üzerinden burada da ikna örgütlemeye oynuyor.

***

Tutar mı bu hesap?

“Kara büyü” çözülürse neden olmasın?! Ulema elini çabuk tutmalı, yoksa Saraylısı, soytarısı, kuklası, yandaşıyla iktidarın üstüne HDP Haziran’da kalın ve derin bir çizik atacak. Ezilenlerin eli ağırdır, bizden söylemesi.

* Atılım Gazetesi’nin 27 Mart 2015 tarihli 166. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 30 Mart 2015, Pazartesi 12:21
Kategoriler: Başyazı, Haber-Yorum, Haberler, Makaleler