Altın araba gümüş tekerlek fos eğitim

Altın araba gümüş tekerlek fos eğitim

GÜLLÜ ŞİMŞEK-

Dört başı mahmur Türkiye’nin yer altı-yer üstü zenginlikleri, kültürel zenginlikleri, misafirperverlikleri yarım yüzyıldır hariçten gazel olarak hiç tükenmedi. Hala da söyleniyor.

“Büyüyen Türkiye”, “Kalkınan Türkiye” ve son olarak da “Yeni Türkiye” gazelini duyunca mistik bir rüyaya dalan, koltukları hindi gibi kabaran birileri hala var. Ama sözler başka, yaşam başka kulvarlarda akıyor.

AKP Hükümeti, 11 yıllık iktidarları döneminde “işsizlikle savaş”, “yoksullukla mücadele” ve hatta “kadın cinayetleri ile mücadele” başlıklarında da dönem dönem paralel gazeller okudu. Şimdi sıra eğitime gelmiş olmalı. Zira eğitimde kriz çanları çalıyor.

Türkiye, iş cinayetlerinde kırdığı Avrupa rekorunu şimdi eğitimi terk etme oranı ile kırıyor. “Hayırlı olsun” ki Türkiye’nin artık yeni bir yüz kızartıcı Avrupa birinciliği var. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) Avrupa Komisyonu raporuna göre; 100 kız çocuğundan 40’ı, 100 erkek çocuğundan da 35’i liseye gitmeden eğitimi bırakıyor. Avrupa’da birinciliği getiren oran ürkütücü derecede yüksek. Kız öğrencilerin yüzde 39,9’u lise yüzü görmeden eğitimden uzaklaşıyor.

Türkiye’nin ardından ikinci sırada yer alan ülke İspanya ve orada kız çocuklarının eğitimi erken terk oranı yüzde 19,8. Yani, benzer ekonomik krizlerle boğuşan İspanya’nın oranı Türkiye’nin yarısı düzeyinde.

Çarpıcı bir diğer veri de, yine kapitalizmin yapısal krizini işsizlik ve yoksulluk olarak yaşayan Yunanistan’da bu oran sadece yüzde 7,5.

İspanya ve Yunanistan’da emekçi milyonlar yoksulluğu, işsizliği, toplumsal sefaleti ve onlara eşlik eden eğitimsizliği/yozlaşmayı kapitalizmin büyüme mantığını dışlayarak çözmeye çalışmıyor. Yakın zamanda bu merkezlerde SYRIZA ve Podemos özelinde açığa çıkan işçi, emekçi, gençlik hareketlerine burada dikkat çekmekte yarar var. Sorunun çözümü için tutarlı öneriler sunduklarını ve halkın büyük desteğini aldıklarını hatırlayalım.

Türkiye’nin yeni birincilik sonucuna “Çocuklar okumak istemiyor, hayata atılmak istiyor” penceresinden bakmak mümkün değil. Zira bu terk edişlerin ekonomiye, gelişmişlik düzeylerine, GSMH’ya, politikaya, sosyal yaşama, kültürel zenginliklere etkisi ilerleyen yıllarda bir şekliyle yansıyacak.

AKP’nin eğitim politikasının çöküşünü ilan eden sadece TİSK’in raporu değil. Geçtiğimiz hafta, sonuçları açıklanan YGS’de ülke genelinde yapılan kesin sonuçlu bir anket olarak karşımızda duruyor. 2 milyonu aşkın insanın başvurduğu sınavda sadece 1 milyon 300 bin aday “180 barajını” geçebildi. 618 bin aday 180 barajını aşamazken, 207 bin aday da 140 barajını geçemedi. Bunun dışında da 42 bin kişi “0” puan aldı. Alanlara ait başarı ortalaması ise her yıl olduğu gibi bu yıl da bir önceki yılın gerisine düşme periyodunu tutturdu!

Eğitim sisteminin geldiği bu noktanın hemen ardından AKP’nin bir önlem olarak “eğitimsizlikle mücadele” hattı satında yeni bir söylevler dizisi çekebileceğini söylemek mümkün. Ama “Sabrın sonu selamettir”den “Sabrın sonu felakettir”e hızla yol aldığımızı da söylemeliyiz. Varını yoğunu çocuklarının eğitimi için harcamaya “yemin etmiş” ebeveynlerin sessizliği, geleceği çalınan gençlerin sessizliği pek de hayra alamet değil.

Eğitimde 4+4+4 sistemine geçiş ve Fatih Projeleri ile koparılan eğitim-teknoloji buluşması fırtınasının içi boş çıktı. Dindar nesil yetiştirme projesi de kindarlaştırmadan başka bir işe yaramıyor.

Vahşi kapitalizmin zenginlik artışı karşısında devasa boyutlarda yoksulluk ve eğitimsizlik birikiyor. AKP Hükümetinin köşe bucak gözlerden sakladığı yoksulluk karşısında ekonomik büyüme lafazanlıkları bir müddet daha taraftar toplayabilir. Bir büyüme var, evet ama ezilenlerin lehine değil. Saraydan ve saray şürekâlarından yana bir büyüme, zenginlik söz konusu.

Devletin resmi ideoloji içerikli, gerici eğitim politikalarından görünürde bir kaçış olsa da bu kaçışın politik olmadığı kesin. Tam da bunun için alternatif eğitim modelleri mücadelesi yürütmek ve keza yığınların eğitiminde özel bir rol oynamak oldukça önemli.

AKP’nin hariçten gazel içerikli yoksullaştırma ve köleleştirme projeleri kendi sonlarını hazırlıyor. Neoliberal sistemin her alanda yaşadığı krizleri fırsata çevirmek AKP iktidarını sarsacağı gibi, beklenmedik sarsıntılar da onu yerle bir edebilecek kuvvete erişebilir. HDP’nin siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel projelerinin yanında tam da şimdi planlı, programlı bir eğitim politikasını yüksek sesle dillendirmek, toplumun geneline yaymak gerekiyor. Gezi’de “3-5 ağaçla” patlak veren direniş, Özgecan Aslan cinayeti ile açığa çıkan öfke, neden yüzde 39,9 oranı ile eğitimden uzaklaşan kız çocuklarının dramında kendisini bulmasın?

* Atılım Gazetesi’nin 27 Mart 2015 tarihli 166. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 30 Mart 2015, Pazartesi 13:06
Kategoriler: Gençlik, Yaşam