Devrimci ciddiyet

Devrimci ciddiyet

MLKP Merkezi Yayın Organı’nın Ocak 2015 tarihli 182. sayısında yayımlanan “Devrimci Ciddiyet” yazısından: “Komünist dünya görüşü ve devrimci iradenin birliği komünist devrimciliğin ayırt edici yanıdır. Devrimci ciddiyet işte tam da bu içerikte çıkar karşımıza: Fikrin insanı olmak, savunduğu dünya görüşüne, Marksizme uygun bir pratik içinde olmak, hayatın her alanında devrimci iradeyi kuşanmak. Kuşkusuz bir olmuş bitmişlikten bahsedilemez. İnsan olmakta olandır, fikir ve irade de öyle…”

Devrimci çalışmanın sonal amacı, işçi sınıfı ve ezilenlerin bilincine müdahale etmek, onların bilincine egemen olan burjuva dünya görüşünü yıkmak ve yerine yeni bir bilinci geçirmektir. Komünistler bakımından bu yeni dünya görüşü bilimsel sosyalizmdir. Kelimenin tam anlamıyla bu, yeniden inşa etmek için öncekini yerle bir etmektir. “Kurucu yıkım” da denilebilir buna. Her türlü örgüt ve mücadele biçimine bu amacı gerçekleştirmek için başvurulur.

Yıkım çalışmasına soyunan kişinin kendindeki burjuva dünyaya ne ölçüde saldırdığı, onun ne ölçüde ciddi olduğunu ortaya koyar. Başkasındaki burjuva dünyaya savaş açan ama kendindeki burjuva dünyayla barışık yaşayan birinin devrimci ciddiyeti sorgulanmayı hak eder.

Devrimci; bir fikrin, bir dünya görüşünün insanıdır. Onun fikri neyse zikri de o olmalıdır. Eylemi, tutumu, davranışı sarf ettiği sözlere denk düşmüyorsa, devrimci ciddiyetinde sorun var demektir.

Kuruculuk gibi yıkıcılık da sözün, fikrin eylemsel halidir. “Eyleyen fikir” olarak da tanımlayabiliriz bunu. Eğer bu hareket halindeki, eyleme dönüşen fikir, dünya görüşü içselleştirilmemişse, fikrin derinliğine kavranması sürekli bir hal almamışsa devrimci ciddiyet erezyonundan söz etmek pekala mümkün.

KOMÜNİST DEVRİMCİLİĞİN FARKI

Kapitalizm dahil bugüne kadarki üretim ilişkileri önceki toplumun içinde yeşermiştir. Örneğin burjuva üretim ilişkileri feodal toplum biçimi altında ortaya çıkmış, ta ki feodal toplum biçimi gelişmesinin önüne engel olana kadar onunla yan yana yaşamıştır. Buradan da anlayabiliriz ki burjuva devrimci, somut olarak var olan bir üretim biçiminin ürünü ve sözcüsüdür.

Komünist devrimci için böyle bir durum söz konusu olamaz. Çünkü diğer toplum biçimlerinden farklı olarak sosyalizm (komünizmin alt aşaması) kapitalist toplum biçimi içinde yeşeremez. Burjuvaziyi yıkacak toplumsal güç kapitalist toplum biçimi içinde oluşur, ama yeni üretim ilişkilerinin kurulması için eski toplumun, kapitalizmin ortadan kaldırılması şarttır.

İlkel toplumlardan sonra tüm toplum biçimleri üretim araçları üzerindeki özel mülkiyete dayanır. Dolayısıyla, sonrakinin öncekinin içinde yeşermesi, tarihsel olarak daha ileri olanın diğerlerini kendine uydurması doğaldır. Komünizm ise üretim araçları üzerindeki özel mülkiyete son verir. Böyle olduğu içindir ki kapitalist toplum içinde ayrı, onunla yan yana yaşayan bir üretim biçimi olarak var olamaz. O nesnel yıkıcı güçlerin bilinci olarak bir fikir, bir tasarım olarak zihinlerde yeşerir. Marksizm bu tasarıma, fikre bilimsel bir nitelik kazandırmıştır, onu ayırt eden de budur.

Özetle şu sonuca ulaşıyoruz: Kapitalizm kendi iç çelişkileri ile kendi yıkımını hazırlar. Kendini yıkacak güçleri bizzat kendi elleriyle hazırlayıp eğitir. Ama bu nesnel yıkıcı güçler ancak burjuva ideolojisinden kopuşmaları ve burjuva devleti yıkmayı hedefleyen bir politik irade olarak örgütlenmeleri halinde eski toplumu yıkabilir.

Komünist dünya görüşü ve devrimci iradenin birliği komünist devrimciliğin ayırt edici yanıdır. Devrimci ciddiyet işte tam da bu içerikte çıkar karşımıza: Fikrin insanı olmak, savunduğu dünya görüşüne, Marksizme uygun bir pratik içinde olmak, hayatın her alanında devrimci iradeyi kuşanmak.

Kuşkusuz bir olmuş bitmişlikten bahsedilemez. İnsan olmakta olandır, fikir ve irade de öyle.

ÖĞRENMEDE CİDDİYET

Marksizmi doğru dürüst okumayan, parti yayınlarını hakkıyla incelemeyen, politik gelişmeleri takip etmeyen birinin devrimci ciddiyeti sorunlu değil midir? Devrimci ciddiyet yalnızca okumayı değil, başkasına anlatmayı, yayın ulaştırmayı, fikri mümkün olabildiği kadar yaymayı gerektirmez mi? Okumada ve öğrenmede tembel olanın bunu dert etmesi mümkün mü? Örgütlü yaşamda devrimci ciddiyet zayıflığı politik iradeyi, gücü kemirir durur. Parti tüzüğünden bihaber, program ve stratejisini okuyup kavramamış bir partili, kendini ve çevresini ciddi bir yeniden inşaya tabi tutabilir mi?

ÖRGÜTLENMEDE CİDDİYET

İşçi sınıfının devrimci politik iradesi parti, örgütler toplamıdır. Partinin en uzak çeperinde dahi olsa her bireyin uygun bir örgüt içine alınması gerekir. Çeperinden merkezine kadar tüm parti kitlesinin çalışma grubu, eğitim grubu, hücre, komite, özel görev örgütü vb. gizli açık onlarca farklı örgüt biçimi içinde konumlandırılmaları şarttır. Gel gör ki, etrafında onca örgütsüz parti sempatizanı varken kılını kıpırdatmayan, bu örgütsüzlüğü dert etmeyen, içinde bulunduğu dar örgüt dünyasında mutlu olan komünistlere sıkça rastlanıyor. Oysa devrimci ciddiyet tüm bu örgütsüzlüğe son vermeyi, orada durmayıp ilerici olan herkesi parti politikaları doğrultusunda örgütlemeyi gerektirir.

HAZIRLIKTA CİDDİYET

Verilen saatte buluşma yerine gelmeyen kişinin bu davranışı devrimci ciddiyetle bağdaşır mı? Kolaycılığa kaçarak hep aynı yerlerde buluşmak sıradan bir düşüncesizlik olmanın ötesinde düşmanın işini kolaylaştırmak anlamına gelmez mi? Toplantının verimli geçmesi için toplantı yerinin önemi biliniyor. Bazen toplantı yerini ayarlamak son ana bırakılabiliyor ve bu da akla ilk gelen oluyor. Gerek fiziksel, gerekse de güvenlik bakımından uygun yerler bulmak, bunların yedeklerini oluşturmak yerine akla ilk geleni seçmek devrimci ciddiyette zaafiyet değilse nedir? Ya toplantılara hazırlıksız gelmeye ne demeli? Böyle olunca toplantı içerikten yoksun bir biçim haline geliyor. Hal böyle olunca bir önceki toplantıda alınan kararların denetimi, fikri takibi yapılmıyor ya da “mış gibi” yapılıyor.

PROPAGANDA ARAÇLARININ KULLANIMINDA CİDDİYET

Parti politikalarının tüm partiye ve kitlelere ulaştırılması ve kavratılmasında basın yayının ne derece önemli olduğunu herhalde anlatmaya gerek yok. Yazılı, görsel ve işitsel yayınlar hem içerik hem de biçimde devrimci ciddiyete uygun olmalı. Sırf yeterince zaman ayrılmadığı için çalakalem yazılan bir yazı, partinin strateji ve temel politikalarını hakkıyla yansıtmayan yazılara yer verilmesi, bıktırıcı dizgi hataları, berbat fotoğraflar, hatta bazen şehit bir yoldaş hakkında yanlış bilgilendirme, yamuk yumuk basılmış bir bildiri, basıldığı sayı bile doğru yazılmamış bir dergi, belirtilen adreste gerçekte olmayan bir internet sayfası, internet sayfasında güncellenmediği için hala dört beş ay önceki nüshası yayınlanan bir gazete, facebook adresini bile güncellemeyen bir propaganda birimi vb… bunların her biri devrimci ciddiyet zayıflığındaki düzeyi gösterir bize.

EYLEM ALANINDA CİDDİYET

Bir kitle toplantısı, panel ya da söyleşiyi takip etmek yerine birbirleriyle konuşanların, içeri girip çıkanların yaptıkları, devrimci ciddiyetle bağdaşabilir mi? Neyin sabırsızlığıdır bu? Kendileri bir iki saat sabredemeyenlerin çağırdıkları insanlardan sabırlı olmalarını beklemeleri tutarlı bir davranış mı? Herhangi bir eylemde, eyleme uygun bir disiplin içinde olmak yerine başına buyrukluğu, savrukluğu kendine hak görenlere ne demeli? Kararlara uygun hareket etmek yerine kendini dayatan, bildiğini okuyan kişinin devrimci ciddiyeti sorunlu değil midir? Öncüsünün böyle olduğunu gören kitleden birinin, partinin ciddiyetini sorgulaması doğal olmaz mı?

MEKAN KULLANIMINDA CİDDİYET

Parti binaları, dernekler, komün evleri vb. hangisini ele alırsak alalım bunların kullanım tarzı devrimci ciddiyetin göstergelerinden biridir. Toz içinde eşyalar, yığılı bulaşıklar, gelişigüzel kullanılan, orası burası dökülen mobilyalar, duvarlar, ısıtılamayan ya da havalandırılamayan odalar, kirli havlular, kokudan girilmeyen tuvaletler ve dahası… Dışarıdan gelen birinin bu manzara hakkında ne düşündüğünü bir an bir kenara bırakalım, bundan rahatsız olmayan bir partiliye ne demeli? Mekanlar kolektif aynamızdır. Buralarda sergilenecek davranışlar devrimci ciddiyetin düzeyini yansıtacaktır.

İTTİFAKLARLA İLİŞKİDE CİDDİYET

Devrimci ve demokratik ittifak güçleriyle kurulan ilişkilerde devrimci ciddiyet özel bir önem taşır. Bu, partinin saygınlığı kadar, ilişkilere yaklaşımındaki samimiyet ve ciddiyetini göstermesi bakımından da önemlidir. Verilen saatte randevu yerinde olmayan, toplantı gündemine hakim olmayan, dil, üslup ve davranışta özensiz yoldaşların yol açacağı devrimci ciddiyet krizinin partinin prestijini sarsacağı, partinin ittifaklar siyasetine zarar vereceği açık değil mi?

DİLDE VE DAVRANIŞTA CİDDİYET

Örneklerin sonu yok. Dedik ki, devrimci ciddiyetin temel düsturu komünist dünya görüşünün insanı, bir başka deyişle fikrin insanı olmaktır. Kişisel davranış ve üslup bunun dışavurum araçlarıdır. Örneğin parti kadın devrimi fikri ile ayırt edici yerde duruyor. Ne var ki, partili erkeklerin bir kısmı davranışta olduğu gibi dilde de erkek egemen alışkanlıkları terk etme iradesi sergilemiyor. Bilhassa “eski” kuşaktan olanlar sanki kadın devrimi fikri kendilerini ilgilendirmiyormuş gibi duruyorlar. Gerek ev içi ilişkilerinde, gerekse de kadın yoldaşlarla ilişkilerinde, dil ve üslupta devrimsel dönüşümlere girişmekten kaçınıyorlar. Devrimci ciddiyet üzerine uzun konferanslar vermeye hazır olan bu yoldaşların, derin bir devrimci ciddiyet zayıflığı içinde oldukları açık değil mi?

Her komünist, devrimci komünizm fikrinin işçi sınıfı ve ezilenlere iletim aracıdır. Böyle olması nedeniyledir ki dışarıdan bakanlar için komünizmin ne olduğu bu kişilerin tutum ve davranışlarında bizzat bu kişilerin kendisinde cisimleşir. Her komünist birey, bu ciddiyetle ve sorumlulukla kendini devrimci eleştiriye tabi tutmalıdır.

* Atılım Gazetesi’nin 27 Mart 2015 tarihli 166. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 30 Mart 2015, Pazartesi 13:33
Kategoriler: Atılım Dosya, Haberler, Politika