Rojava devrimi üzerine 10 tespit

Rojava devrimi üzerine 10 tespit

ALP ALTINÖRS –

Bu tespitler, Rojava devrimi hakkında hüküm süren kafa karışıklığına yanıt olarak kaleme alınmıştır.

1. Politik devrim, iktidarın bir sınıftan diğerine geçişidir. Toplumsal devrim, bir üretim tarzının yerine başka bir üretim tarzının geçirilişidir. Ulusal devrim, ezilen ulus boyunduruğunun kırılmasıdır. Marksizm bütün bu devrim türlerini tanır.

2. Rojava’da yaşanan, bir ulusal demokratik devrimdir. Sömürge boyunduruğu altındaki Güneybatı Kürdistan’ın bu boyunduruğu kırarak ulusal özgürlüğü kazanışıdır.

3. Rojava ulusal demokratik devrimi, dört parçaya bölünmüş Kürdistan’ın kurtuluşu ve Kürtlerin ulusal birliği yolunda atılmış çok önemli ve tarihsel bir adımdır. Kendiliğinden bir gelişme değildir. Tersine, ulusal demokratik öncünün on yıllara dayanan örgütlü hazırlığına ve Suriye iç savaşı koşullarında yaptığı iradi müdahaleye dayanmaktadır.

4. Sömürgeci Baas rejimi bölgeden önemli ölçüde çıkartılmış, “eski rejim” ve “eski devlet” yıkılmış, yerine YPG’nin silahlı gücüne dayanan halkçı-demokratik yeni bir rejim ve komün tipinde yeni bir yönetim aygıtı kurulmuştur. Kantonların ilanı bu yönetimi ön-devlet organlarında somutlaştırmıştır.

5. Ulusal demokratik devrimler çok farklı sınıfsal egemenlik bileşimleriyle sonuçlanabilirler. Bugün Rojava’yı, işçi-emekçi-ezilen sınıflar yönetmektedir. Rojava devriminin sosyal kurtuluşçu yönü belirgindir. Bu yönüyle Rojava, dar anlamda bir ulusal devrim olmakla kalmaz, aynı zamanda bir demokratik halk devrimidir. Onu enternasyonal kılan da budur. Devrimin halkçı karakteri, halk meclisleri yönetiminde somutlaşmaktadır. Halk meclisleri iktidarı “Komün Tipi” bir yönetimin tipik görünümüdür. (Kıyasla: Barzani yönetimi)

6. Ulusal demokratik devrimler, gerçekleştikleri topraklarda yeni bir ezen ulus milliyetçiliğinin doğuşuna yol açabilirler. Rojava’da yaşanan ise tersine, tam bir halklar devrimidir. Zira Rojava’da yaşayan bütün halkları ve inançları eşitlemiştir. Bu eşit ilişki, halk meclislerinde bütün halkların ve inançların eşit temsilinde somutlaşıyor.

7. Rojava, sömürge boyunduruğu nedeniyle Baas rejimi tarafından ekonomik olarak geri bırakılmıştır. Coğrafi olarak da çok küçük bir bölgedir. Var olan kimi kaynaklar da savaş nedeniyle işletilememektedir. Bu anlamda, Rojava’da üretim tarzının dönüşümü sorununu ortaya koymak için dahi, savaş sonrasını beklemek gerekecektir. Ama daha bugünden “komünal”, “kooperatif” vb. halkçı ekonomik biçimler açığa çıkartılmaya başlamıştır. Üretim tarzının dönüştürülmesinde atılan en önemli adım ise kadının toplumsal konumunun alt üst oluşudur. Rojava devriminin toplumsal karakteri, bugün kadın devriminde somutlaşmaktadır.

8. Her devrimin temel sorunu iktidar sorunudur. Rojava devrimi, henüz iktidar sorununu çözmüş olmanın çok uzağındadır. Savaş koşullarında Rojava’da yaşanan bu devrim, bir yandan DAİŞ-Nusra vb. çetelerin (ve dolayısıyla onları destekleyen Ankara hükümetinin, bölge gericiliğinin ve emperyalist güçlerin) yıkıcı saldırısı altındadır; diğer yandan Şam rejimi Kantonları tanımamaktadır. Bir devrimin “devrim” sayılması için iktidar sorununu çözmesini beklemek gerekmez. (Aksi halde ne 1848 Devrimleri’nden söz edilebilirdi, ne de 1905 Devrimi’nden) Tersine, bir devrim başlar, gelişir ve eğer iktidar sorununu çözer ise muzaffer olur, çözemez ise yenilir. Rojava devrimi hala tam zafer kazanmış ve iktidarını tesis etmiş değildir.

9. Rojava devrimi, Ortadoğu’da yaşanan bölgesel devrimci durumun bir ürünüdür. Bütün Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da, halklar eski düzenleri reddetmekte, eski düzenler çökmekte, yerlerini halklara ait alternatifler dolduramadığında ise DAİŞ türevi faşist çete yapılanmaları hakimiyet sağlamaktadır. Öncülerin politik-örgütsel hazırlığına bağlı olarak, mevcut koşullar altında, Ortadoğu’da başka Rojavalar da yaratılabilir. Devrimci iktidar çekirdekleri, ilkin bölgesel, yerel biçimlerde de belirebilir. Devrim coğrafyasının Kobanê’den Şengal’e, Efrîn’den Maxmur’a, Cizire’den Kerkük’e hızlı yayılışı bunun kanıtıdır. Rojava, yenilgiye uğratılamadığı takdirde bütün bölgeye örnek teşkil edecek, bütün Ortadoğu’da bir Rojava rüzgârı esecektir. “İki, üç daha fazla Rojava” gerekli ve mümkündür.

10. Türkiye sol-sosyalist hareketlerine düşen görev; “devrimi algılayamayan devrimcilik” trajedisinden sıyrılarak “devrimin öne sürdüğü görevleri yanıtlayan devrimcilik” düzeyine sıçramaktır.

* Atılım Gazetesi’nin 27 Mart 2015 tarihli 166. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 30 Mart 2015, Pazartesi 12:27
Kategoriler: Güncel, Haberler, Kardeşçe, Makaleler