Sinan Sağır (Suphi Garzan) yoldaşa

Sinan Sağır (Suphi Garzan) yoldaşa
Sinan Sağır (Suphi Garzan), Kobane'de 24 Şubat'ta şehit düşen MLKP savaşçısı Emre Aslan (Alişer Dersim) ile yan yana.
Sinan Sağır (Suphi Garzan), Kobane’de 24 Şubat’ta şehit düşen MLKP savaşçısı Emre Aslan (Alişer Dersim) ile yan yana.

BARIŞ İNAN –

Uzun boyu kadar bilinci ve yüreği zengin yoldaşım… Şehadet haberini böyle mi alacaktık? Yüzünü Rojava devrimine çevirdiğin haberini yeni almışken, büyük bir gururu, sevinci yaşıyorken, bu kadar erken mi sonsuzluğa uğurlayacaktık seni.

Bugün 21 Mart. Mazlum Doğan yoldaşın bedenini ateşe verdiği ve bir halkın yeniden küllerinden doğduğu dirildiği gündür. Ailen Karakoçanlıydı. Memleketini ve özelikle Mazlum Doğan’ı çok sevdiğini birçok kez ifade etmiştin. 21 Mart Amed Newroz’unun coşkusunu yaşarken mi öğrenecektim şehadet haberini? Bütün gün TV başında Newroz coşkusunu yaşarken masada duran gazetede şehadet haberinin olacağını düşünemedim. Hâlbuki bu dört duvar arasında tek haber kaynağımız günlük gazetelerdir. Gazeteyi gelir gelmez hızlıca tarar, yoldaşların yeni bir şehadet haberi var mı diye bakardım. Gariptir işte bugün elim bir türlü gazeteye varmadı.

Akşam saatlerinde gazeteyi elime alabildim. Şehadet haberinin olduğu sayfaya gelince o uzun boyunla yumruğun havada savaşçı kıyafetinle karşımda duruyordun. DAİŞ çeteleriyle savaşırken düştüğünüz ve cansız bedeninizin kaçırıldığı yazıyordu… Haberi okuyunca ne yapacağımı nasıl tepki vereceğimi bilemedim. Elim ayağım tutuldu, donup kaldım. Bu dört duvar arasındaki paylaşımlarımız bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden. Çok büyük acı ve çaresizlik hissettim. Coşkulu, heyecanlı inatçı halinle karşımda duruyordun sanki.

Beni hücre kapısında ilk karşılaman aklıma geldi, hatırlıyor musun? Hücre kapısı açıldığında hemen kapıya koşmuş, önüme dikilmiştin. Büyük bir heyecanla benim gibi ufak tefek bir yoldaşını bir anda sarıp sarmaladığında gözlerinin içi gülüyordu. Ben ise seni sapasağlam gördüğüme şaşırmıştım çünkü faşist çeteler tarafından vurulduğunu duymuştum. Karşımda yaralı bir yoldaş beklerken gayet sağlıklı, canlı, hareketli birini görmüştüm. Hızlıca eşyalarımı yukarı çıkarmış yerleştirmeme yardımcı olmuştun.

O akşam büyük bir heyecanla vurulduğunuz günü gözaltına alınıp tutuklanmanızı anlatmıştınız uzun uzun. Yaşananlar karşısına ne kadar tedbirsiz, dikkatsiz davrandığınızı konuşmuştuk.

Seni tanıdıkça daha çok sevmiştim. Seni kızdırmak için uğraşırdım. Birlikte attığımız voltalar aklıma geldi. Kendinden, yaşadıklarından bahsetmeyi çok severdin. Yoldaşlarla tanıştıktan sonra lise çalışmasında yer aldığını lisede mezun olduktan sonra yoldaşlarından görev vermelerini beklediğini bu arada üniversite sınavlarına girip kazandığını üniversiteye kaydını yaptırdığını anlatmıştın. Hiçbir zaman parti çalışmalarından uzak durmamış sürekli pratik çalışmanın günlük koşuşturmanın içinde yer almıştın. Liseyi bitirince kendini bütünüyle partiye adamak istemiş ve düzenle olan köprülerini yıkmaya başlamıştın. Tek beklentin yoldaşlarının da bunu görmesiydi. Üniversiteye gitmek istemediğini söylemiştin. Beklemen gerekiyormuş, üniversiteye gidip haber gelmesini bekleyecektin. Kırılsan da söyleneni yapmıştın.

Yeni alanda yalnızdır Sinan. İlk olarak diğer siyasi çevrelerle ilişki kurar ve yeni gençlerle tanışır, gazetemizi yeni okurlarla buluşturur. Bir yandan da eski çalışma alanında ihtiyaç duyulduğunda hiç tereddütsüz gidip çalışır. Yasemin ve Serkan yoldaşların uğurlamasında yerini alır. Birçok etkinliğin örgütlenmesinde ve içinde yer alır. En son Gülsuyu Mahallesi’ndeki festival çalışmalarına katılır.

Bir yoldaşıyla birlikte sabah erken saatlerde mahallenin meydanına afişleme yaparlarken arkalarından yaklaşan biri tarafından vurulurlar. Mahalleli hemen ambulans çağırıp onları hastaneye kaldırır. Kurşunlar çıkarılıp birkaç gün içinde taburcu edilirler. Kendisini toparlar toparlamaz üniversiteye döner.

Gülsuyu’nda yaşananlardan dolayı polis birçok yoldaşı gözaltına alır. Gözaltı listesinde adı vardır. Sinan, gözaltıları duymasına rağmen sabah okula gider ve ilk ders çıkışında gözaltına alınır. Mahkemeye çıkarılırlar ve tutuklanırlar. Yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen devrimci kalmayı, örgütlü yaşamayı tercih eder. Sinan yoldaşla yolumuz hapishane hücresinde kesişti.

Şu an birlikte çektirdiğimiz fotoğraf önümde duruyor. Omzuna ancak geliyorum. Cüssen kadar cesaretinin, cüretinin ve feda ruhunun da büyük olduğunu gösterdin bize. Mütevazı, fedakar, yoldaşlarını ve kolektifini gözü gibi sakınan ama eleştirmekten de kaçınmayan bir yoldaştın. Seninle her sabah masa başında yürüttüğümüz tartışmaları, birlikte okuduğumuz değerlendirdiğimiz konuları hatırlar mısın? Ben, hiç unutmuyorum. Buradan tahliye olmadan önce Bolşevik Parti Tarihi’ni okuyordun. Okuyup anlatacaktın bize. Okuma hızın yavaş olsa da kitabın dağılmış sayfalarıyla dolanır, dikkat çekmek, sormak istediğin her cümlenin bölümün altını çizerdin. Kitabı bitiremeden tahliye oldun. Dışarıda okuyup bitireceğine söz vermiştin.

Dün yine aklıma düştün. Senin de sevdiğin duvar komşumuz olan hevallere Kobanê devrimine omuz vermeye gittiğini yazacaktım. Ben bunu yazamadan acı haberi öğrenen hevaller yazıp başsağlığı dilediler. Daha üç gün önce buradaki yoldaşa, yüzünü Rojava’ya devrime döndüğünü, bütün eleştirilerine ve yetmezliklerimize rağmen yaşanan devrime seyirci kalamayacağını bildiğimi yazmıştım. Yoldaş da çok sevindiğini yazıp “bir gün karşılaşmayı dileyelim” demişti.

Havalandırma voltalarımız, birbirimizi ıslatmamız top oynamamız hücre içindeki didişmelerimiz… O kadar çok anı bıraktın ki ardında. Tahliye haberiniz akşam saatinde gelmişti. Çevredeki dost ve yoldaşlarla vedalaşmak için bağırırken bütün hapishaneyi ayağa kaldırışınızı, pencere önünde tahliye sigarası içmenizi hiç unutmuyorum. Tespihini, atkını ve o çok sevdiğin ama kısa gelen gömleğini bırakmıştın. İkiniz kapıdan çıkarken hücrede yalnız kalacağım için duygulanmıştınız. Gözlerinizin yaşardığını görmüştüm. Sıkı sıkı sarılıp “mutlaka görüşürüz” demiştik birbirimize. Bütün yüreğimle, bilincimle seninleyim. Yeni özgür dünyada görüşmek üzere hoşça kal, rahat uyu sevgili Suphi Garzan yoldaşım. Yoldaşların her gün yeni alanları özgürleştiriyor, bütün dünya gericiliğine karşı direniyorlar. Mutlaka özgür yarınlara varacağız.

* Atılım Gazetesi’nin 27 Mart 2015 tarihli 166. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 30 Mart 2015, Pazartesi 15:35
Kategoriler: Haberler, Politika, Sizlerden