Özsavunmaya müebbet

Özsavunmaya müebbet

HATİCE DUMAN –

Özgecan Aslan, kendisine tecavüz etmek isteyen bir erkeğe direndiğinde katledilmişti. Ya Özgecan katledilmeseydi de kendisine tecavüz etmek isteyen o erkeği öldürebilseydi olayların örgüsü nasıl gelişirdi? Bu gelişmelere göre, Özgecan hapiste katili de mezarda mı olurdu? Yargının verdiği kararlara bakılırsa olayın örgüsü aynen böyle gelişirdi. Yani, erkek yargıçların verdiği hükümlerle tecavüzcüsüne karışı kendisini savunan bir kadının yeri mezar olmadıysa, hapishane olacaktı. Bir ihtimal daha var elbette. O da tecavüze uğrayan kadınların toplumsal cinsiyet algısına göre susmalıydı. Özgecan, son seçeneği tercih etmediği için vahşi biçimde katledildi. Nevin ve N.M. ise aynı seçenekte ısrarcı olup, tecavüzcülerini cezalandırdıkları için müebbet hapis cezasına çarptırıldılar. Özgecan’ın bedeni toprağın soğuk tenine karışmakta, Nevin ve N.M. ise bir ömür hapishaneye mahkum edilmekte. Nevin, Isparta gibi ataerkilliğin güçlü olduğu bir yerde kendisine defalarca tecavüz eden Nurettin Gider’in kafasını kopararak köy meydanına attı. Nevin, aylarca yaşadığı kabusa böyle isyan etti ve adaleti kendi eliyle sağladı. Nevin’in isyanı tecavüzcüsüne yönelik değildi sadece. Toplumsal cinsiyetin yarattığı suskunluk perdesine bir bıçak darbesiydi aynı zamanda. Dahası, köy meydanına atılan kafa, ataerkilliğe bir meydan okumaydı da. Nesnel olarak ikiyüzlü namus anlayışına karşı bir isyandı onun eylemi.

Benzer bir olay, Kastamonu’nda da yaşandı. N.M. kendisine defalarca tecavüz eden Murat Çodur’u cezalandırarak cinsiyetçi hukuk mekanizmalarının çarkını bozarak hak ve hukuku yerli yerine oturttu.

Nevin ve N.M’nin eylemlerinin özü, adalet mekanizmasının işletilmesi bakımından çok açıktı. Erkek zorbalığa karşı ezilenin haklı ve meşru adaletini ortaya koydular. Peki, Nevin ve N.M. böyle yapmayıp tecavüz suçunu Türk yargısına taşısalardı ne olurdu? Bu sorunun ilk yanıtı hızla Bingöl’den geldi. 16 yaşındaki E.A’ya tecavüz eden erkeklere uygulanan hukuk geçerli olurdu. E.A’ya tecavüz eden İ.Y’ye 6 yıl 8 ay, M.T’ye 2 yıl 6 ay, M.K’ye bir yıl 3 ay, S.K’ya bir yıl on ay 15 gün, H.Y’ye bir yıl hapis cezayı verilmesi, cinsiyetçi yargı sisteminin nasıl işlediğinin ortaya konulması bakımından çarpıcı bir örnek. Ataerkil sistemin korunması üzerinden şekillenen yargı, yine bir “iyi” hal indirimi klasiğiyle tecavüz suçunun karşılığı olarak erkekleri ödüllendirdi ve erkekliğin elini güçlendirdi.

Cinsiyetçi yargının verdiği bu kararlarla tecavüzcüler hapishaneden dışarıya kısa sürede salınırken, Nevin ve N.M’ye müebbet hapis cezası verildi. Burjuva ataerkil yargının ister örgütü isterse de bireysel olsun ezilenin meşru özsavunma hakkına verdiği yanıt bu oluyor. Üstelik göstermelik bir “iyi hal indirimi”ne dahi gerek duyulmuyor. Toplumsal cinsiyet sınırlarını aşıp tecavüzcü erkekleri öldürmenin cezası en ağır biçimde kesilmiş oluyor. Kadının adaleti erkek yargının bozuk terazisini düzeltmeye kalktığında ataerkil burjuva yargı mekanizması böylece devreye girmiş oluyor. Yaşam hakkının meşruluğu ortadayken yargı verdiği bu kararla meşruiyeti ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Aslında müebbet hükümlü olan Nevin’le birlikte kadının adaleti oluyor. Tüm bunlardan dolayı, Nevin ve N.M’ye verilen kararlar politiktir. Cezalandırma eyleminin bireysel olması, yargının bu hakka adli bir vaka süsü vermesi, bu gerçeği karartma amacını taşıyor. Nasıl ki siyasi davalarda verilen hapis cezaları tüm ezilenlere bir gözdağı niteliği taşıyorsa; Nevin’e ve N.M’ye verilen cezalar da özsavunma hakkını savunan kadınlara bir tehdit niteliğindedir. Dahası, erkeklere ödül kadınlara müebbet veren yargı, ataerkilliğe kan taşıyor bir kez daha.

Yargı, böyle akıllara durgunluk veren kararlarla kadınlara müebbeti reva görürken Özgecan için timsah gözyaşları döken bilumum devlet erkanının riyakarlığı da ortaya dökülüveriyor. Zira Nevin’e verilen müebbet hapis, Özgecan gibi katledilmiş binlerce kadına veriliyor aynı zamanda. Nevin’in hücresinde şimdi binlerce Özgecan yatıyor bu anlamda. Aradaki fark da bir kısım kadının yerüstünde diğerlerinin de yeraltında erkek egemen zincirleri altındaki tutsaklığıdır. Erkek egemen zincirleri kırarken Özgecanları tekrar yaşama döndürme şansı yok ne yazık ki. Ancak yaşam hakkını koruyan Nevin’e ve N.M’ye biçilen bir ömür tutsaklığa karşı mücadele yürütüp onları özgürleştirebiliriz. Bu bağlamda, Özgecan’ın cenazesinde “silah kullanalım” sesini çoğaltmak durumundayız. Erkek şiddetine karşı örgütlenmeleri güçlendirip yargı karalarına karşı güçlü bir direnişi örme zorunluluğu daha fazla açığa çıkıyor. N.M. ve Nevin’e verilen cezalardan sonra açığa çıkan tepkinin cılızlığı, özsavunma konusunda ortaya konulan mücadelenin boyutunu daha da ortaya koyuyor. Özgecan’ın katliamından sonra ortaya çıkan kadın isyanı bu bakımdan örgütlü bir zeminin güçlendirilmesine işaret ediyor. Nevin ve N.M. kendiliğinden bunun yolunu çizdiler bir anlamda. Bundan dolayıdır ki; onların özgürlüğü isyanın örgütlü bir zemine dönüşmesinin kaldıracı oluyor.

* Atılım Gazetesi’nin 10 Nisan 2015 tarihli 168. sayısında yayımlanmıştır.

 

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 17 Nisan 2015, Cuma 17:16
Kategoriler: Haberler, Kadın, Makaleler, Özgür Kadın, Politika