İşsizlik çığ gibi büyüyor isyan kaçınılmaz

İşsizlik çığ gibi büyüyor isyan kaçınılmaz

FEHMİ ÇAPAN

Yedek sanayi ve hizmet ordusunun rekor seviyeye ulaşması “sınıf barışını” bozacak nitelikte. Yoksulluğun ve açlığın girdabına itilen işçi sınıfı, sermaye sınıfının bu pervasız saldırıları karşısında büyüyen çelişkilerin çatışmalara dönmesine yol açmaktadır.

Kapitalizmin çarkları teklemeye başladıkça üretimde durgunlukla birlikte işsizlik de çığ gibi büyüyor. Türkiye’nin 52 kentinde yapılan ankete göre de, işsizlik yüzde 32,4 ile halklarımızın en önemli sorunu içinde yer alıyor. Süreç, ekonomik krize doğru evrildikçe yedek sanayi ordusunun da katlamalı biçimde büyümesi kaçınılmaz. Keza, 2007’de kriz yaşayan ABD ve Kanada’daki o dönemin işsizlik rakamlarını katbekat aşan bir işsizlik var bugün Türkiye’de. İşsizlik son beş yılın en yüksek seviyesinde olmasına rağmen, AKP iktidarının Orta Vadeli Planı’nda işsizliği aşağı çekecek veriler yok. Yalnız Türkiye’de değil, dünyada da işsizlik büyümeye devam ediyor.

GERÇEKTE İŞSİZLİK DAHA FAZLA

Maharetini AKP iktidarının “başarılarını” gölgelememek için istatistik ve rakamlarla oynamaya adayan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2014 yazında Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) yönteminden daha esnek olan Eurostat yöntemine geçse de, gerçeklerin üstü örtülemeyecek boyutta. Bu nedenle, resmi işsizlik rakamlarıyla gerçek arasındaki fark giderek büyüyor.

2015 yılı Ocak dönemi (Aralık 2014-Ocak ve Şubat 2015 aylarını kapsayan) resmi işsizlik verileri krizdeki ülkeleri dahi geride bırakarak yüzde 11,3’e yükseldi; geçen yılın aynı dönemine göre 454 bin kişi artarak 3 milyon 259 bin kişi oldu. En son bu oran 2010 Nisan’ında görüldü. 2009 yılında ise işsiz sayısı 3 milyon 300 bindi. Bugün ise kriz dönemi düzeyine yaklaşmış durumda. Gelişmiş kapitalist ülkelerde tarım dışı işsizlik verileri baz alınır. Türkiye’de tersi yaklaşımın baz alınmasının işsizliği küçük göstermekle ilişkisi var. Tarım dışı işsizlik oranı 2014 Ocak döneminde yüzde 12,1’den Ocak 2015 Ocak döneminde 1,3 puanlık artışla yüzde 13,4’e yükselmiş durumda.

TÜİK, işsiz kategorisini alabildiğince darlaştırarak umutsuzları ve çaresizleri işsiz saymıyor. Umudu olmadığı için ve diğer nedenlerle son dört haftadır iş arama kanallarını kullanmayan ve işe başlamaya hazır olanlar bu nedenle işsiz sayılmıyor. Keza, işinden memnun olmayan ya da daha fazla çalışmak istediği halde düzgün işler bulamadığı için çaresiz kısa süreli işler yapanlar (eksik ve yetersiz istihdam edilenler) eklendiğinde, işsizler ve çaresizler de işsiz sayılmamaktadır. Bu iki kesim, geniş tanımlı işsizliği oluşturmaktadır. Bu nedenle resmi işsizlik rakamlarına umutsuzları ve işsizleri eklediğimizde işsiz sayısı 5.247.035’e işsizlik oranı da yüzde 18,5’e çıkar. Buna bir de çaresizleri, eksik ve yetersiz istihdam edilenleri eklediğimizde gerçek işsizlik 6.885.000 (DİSK-AR) oranı da yüzde 23.7’yi bulur. Böylece, gerçek işsizlik rakamını ve oranını elde ederiz. Resmi işsizlikle gerçek işsizlik arasında fark 3 milyon 426 bin kişidir. Yani, resmi rakamın iki mislinden fazla işsiz var. Yüzde 12’den fazla işsiz yok sayılıyor. Bu kadar farkın gizlenmesi boşuna değil.

Yedek sanayi ve hizmet ordusunun rekor seviyeye ulaşması “sınıf barışını” bozacak nitelikte. Yoksulluğun ve açlığın girdabına itilen işçi sınıfı, sermaye sınıfının bu pervasız saldırıları karşısında büyüyen çelişkilerin çatışmalara dönmesine yol açmaktadır. Kapitalist patronlar ve iktidar sadece kriz sürecinde değil krize doğru evrilen bu sürecin mali faturasını işçi sınıfına yıkarak işten atmalara daha fazla başvuruyorlar. Ancak bugün, giderek gelişen bir işçi-emekçi hareketi var. İşçi sınıfına yönelik saldırılara karşı hareketin diri güçleri çeşitli eylem, direniş ve grevlerle yanıt veriyor. Gelişen mücadeleci damarın tam da böylesi anlarda işçi sınıfının daha geniş kesimlerince kabul edilip toplumsal başkaldırının bir aracına dönüşebileceği ihtimal dışı tutulmamalıdır.

İŞSİZLİK EN FAZLA GENÇLERDE VE KADINLARDA GÖRÜLÜYOR

İşsizlikten en fazla etkilenen iki kesim gençler ve kadınlardır. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 2014 Ocak döneminde yüzde 17,7 iken 2015 Ocak döneminde 2,3 puanlık artışla yüzde 20’ye fırlamış. Genç nüfusta erkeklerin işsizlik oranı 2014’te yüzde 16,6’dan 2015’te yüzde 18,7’ye yükselmiş durumda. Genç nüfusta kadın işsizlik oranı 2014’te yüzde 19,8’den 2015’te yüzde 22,4’e sıçramış. Her beş gençten biri işsiz. Bu oranların resmi veriler olduğunu, gerçek oranların yüzde 32-33 bandında dolaştığını tahmin ediyoruz.

300 bin civarında ataması yapılmayan öğretmenin mücadelesini hemen her gün duyuyoruz. Ancak yüzde 10’una atama yapılabildi. Ya asistanlar? Taşeron çalışmanın giderek yaygınlaştığı birçok işkolunda ağırlığını gençler oluşturuyor. Hiçbir güvenceye sahip olamadıkları için işsizlikle en fazla bu kesim karşılaşıyor.

Gençlerde olduğu gibi kadınlarda da işsizlik oranları yüksek. Kadın istihdamı erkeklerin çok gerisinde. Toplumda işgücüne katılım geçen yılın aynı dönemine göre 1,8 puan artışla yüzde 50 olarak gerçekleşti. Erkeklerde işgücüne katılma oranı 1,2 puan artarak yüzde 70,5’e, kadınlarda 2,3 puan artarak yüzde 29,9’a çıktı.

Bu işgücü içindeki kadın işsizliği oranı yüzde 11,9, erkeklerde yüzde 10,6. Kadın, hem işgücü içinde düşük oranda hem de işsizler içindeki oranı erkeklere göre çok daha fazla. Tarım dışı işsizlik oranlarında da kadınların oranı çok daha yüksek. Kadınlarda tarım dışı işsizlik oranı yüzde 17,3, erkeklerde ise yüzde 11,6 gibi büyük bir fark oluşturmakta. AKP iktidarının kadına yönelik uyguladığı politikalarla hem işgücü içindeki kadın işgücü dışına çıkarılmakta, hem de istihdam içindeki kadını istihdam dışına çıkararak kadın işsizliğini büyütmektedir. Çalışma çağındaki 20 milyondan fazla kadın işgücüne dahil değil. İktidar “aileyi ve dinamik nüfusu koruma paketi”yle kadını eve mahkum ediyor. En az üç çocuk doğurmaya teşvik edilen kadına çocuk bakıcılığı, ev hizmetçiliği rolü yükleniyor. Ve kadınların mücadeleyle elde ettiği kazanımlar iktidarın bu politikalarıyla gasp ediliyor. Böylece, erkek egemen cinsiyetçi sistem korunarak geliştiriliyor. İstihdam içindeki kadın nüfus “özendirici” politikalarla eritilerek, işsizlik daha fazla büyütülüyor.

tabloİŞSİZLİK AKP İKTİDARINDA EN YÜKSEK SEVİYEDE

Tabloya, şu an çalışıyor olmalarına rağmen her an işten atılma tehlikesi içinde olan güvencesiz kesimleri dahil etmek gerekiyor. Çalışan her kesimin, özellikle kriz süreçlerinde işten atılma tehlikesi yaşadığını belirtmekte yarar var.

AKP iktidarı çalışma koşullarını daha fazla esnekleştirerek, yasalarını çıkararak, güvencesizliği artırarak işçi sınıfı ve emekçilere yönelik saldırılarda pervasız davranarak neoliberal programın sadık uygulayıcısı konumunda. Taşeron çalışma yasallaştırılıp yaygınlaştırılarak, işçilerin örgütlenmesinin önünde açık ya da gizli engeller oluşturarak, dar ya da geniş tanımlı işsizliğin her geçen süre büyümesine neden oldu. AKP iktidarının sicili, işçi sınıfı ve emekçilere dönük saldırılarla kabarık. İktidara geldiği 2003’ten bu yana AKP iktidarı döneminde işsizlik rakamları tarihin en yüksek seviyesine çıktı.

Tablo, 12 yıllık AKP iktidarı dönemindeki işsizlik verileridir. ILO tarafından oluşturulan bu tablo işsizler+umutsuzlar dahil edilerek elde edilmiş. Rakamlara, çaresizler kategorisinin dahil edilmediğini belirtelim.

AKP iktidarı döneminde işsizlik rakamları istikrarlı bir şekilde büyümüş. 2009’da kriz nedeniyle işsizlikte büyük sıçrama yaşansa da krizden sonra biraz düşerek tekrar büyümeye devam etmiş. 2014’le zirveye tırmanarak 2015 Ocak döneminde dahi işsizlik oranı ve işsizlerin sayısının kesintisiz artmaya devam ettiğini gösteriyor. Umutsuzların oranı da dar tanımlı işsizlik oranına yaklaşmış bulunuyor. Bu, kronik işsizliğin ne kadar büyüdüğünün çarpıcı verisidir. Bu tablo, aynı zamanda işsizliğin büyümeye devam edeceğini, AKP’nin uyguladığı ekonomik politikanın açları, yoksulları ve işsizleri daha fazla büyütmekte; artık bu kesimlerin koşullarını iyileştirecek ya da durduracak programa ya da koşullara da sahip değil. Diğer taraftan, AKP iktidarı döneminde palazlanan sermaye sahipleri başta olmak üzere kapitalistler sermayelerini daha fazla büyüttü. Türkiye küresel düzeyde gelişen ekonomik krizden ve krizin büyüttüğü işsizlikten payını alıyor. Dünya çapında bir istihdam krizi yaşanıyor. 2008 krizinden bu yana istihdam krizi süreklileşmiş durumda. ILO’nun “2015 Dünya İstihdam Raporu’nda dünyada işsizlerin sayısı 2014’te 201 milyonu bulduğu” ve “2015 yılında da 3 milyon kişinin işsizler ordusuna katılacağı” belirtiliyor. Dünyada beş yıl boyunca istihdam krizinin devam edeceği ve “2019’da işsizlerin sayısının 212 milyona çıkacağı”nı aktarıyor. 2007’de kriz öncesinde dünya çapında işsizlik yüzde 5,5 oranındaydı. 2014 yılında ise 0,4 puan artarak yüzde 5,9’a çıktı. Bu oranın üç yıl boyunca düşmeyeceği raporda aktarılmış. ILO Genel Direktörü Guy Ryder “Var olan istihdam krizi sona ermekten çok uzak” diyerek, kapitalist sistemin içinde bulunduğu çıkmazı gösteriyor. Gençlerde dünya çapında işsizlik yetişkinlere göre üç kat daha fazla. 2014 yılında 15-24 yaşları arasında işsiz sayısı artarak 74 milyona tırmandı. İşçi sınıfı ve emekçilerin bugününü ve geleceğini çalan kapitalist sistem, işçi sınıfı ve ezilenlerin isyanını kışkırtıyor. Türkiye’de işsizliğin artışı dünyadaki istihdam krizinden kopuk değil.

Dünyada işsizliğin ve güvencesizliğin artması sınıf çelişkilerini de keskinleştirmektedir. Eylem, direniş ve grevlerle saldırılara yanıt veren işçi ve emekçiler, çelişki ve çatışmaların büyümesi karşısında isyanlara, ayaklanmalara başvurmaktadır. Sermaye için güvenli limanlar giderek azalmakta, dünyanın her köşesi sermaye ve iktidarı için barut fıçısına dönmektedir. Atina’dan Madrid’e, Rio’dan Hamburg’a, Ferguson’dan Meksico City’ye yayılan isyan dalgası sınıf çelişkilerinin yansımalarıdır. Yenileri kaçınılmaz.

Coğrafyamızda en dinamik iki kesim kadınlar ve gençler; bugün devam eden irili ufaklı direnişlerin motor güçleridir. Keza Gezi’de, Kürdistan özgürlük mücadelesinde, 6-8 Ekim ve Özgecan isyanlarında kadın ve gençlik isyanların ana gücüdür. Bu dinamik güçler açlığın, yoksuluğun ve işsizliğin büyük saldırılarına sessiz kalmayacaktır. Bu iki dinamik güçle irtibatlanma/ilişkilenme ve kazanmaya yönelme yeni toplumsal patlamaları hazırlayabileceği gibi olası toplumsal patlamaların devrime doğru aksamasını güvenceleyecektir.

* Atılım Gazetesi’nin 9 Mayıs 2015 tarihli 172. sayısında yayımlanmıştır.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş

Yayın tarihi: 21 Mayıs 2015, Perşembe 18:17
Kategoriler: Emek, Haberler, Politika, Yol